Soçi Zirvesi, Suriye’den ve Esed’in akıbetinden uzaktı

Emir Tahiri Rusya, Türkiye ve İran tarafından Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen üçlü zirveye yönelik uluslararası alandan yapılan yorumlar olumlu yönde oldu. Özellikle Batı medyasında çıkan haberlerde Zirve “Suriye krizinin çözülmesi yolunda sarf edilmiş büyük bir çaba” olarak yorumlandı. Zirve’de

Emir Tahiri

Rusya, Türkiye ve İran tarafından Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen üçlü zirveye yönelik uluslararası alandan yapılan yorumlar olumlu yönde oldu. Özellikle Batı medyasında çıkan haberlerde Zirve “Suriye krizinin çözülmesi yolunda sarf edilmiş büyük bir çaba” olarak yorumlandı.

Zirve’de yalnızca Suriye krizi değil birçok başlık ele alındı. Bu yüzden görüşmelere dair birbiriyle çatışan yorumların yapılması da şaşırtıcı değil.

Başkent Şam’da hapsolmuş Suriye Devlet Başkanı Esed, Soçi Zirves’ini Rusya’nın kendisine olan desteğini tazelemesi olarak algılarken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Esed’in bu yaklaşımını Soçi’de dillendirmedi. Putin, Zirve’nin hedefini, “Suriye devletinin gelecekteki yapısını, anayasasını ve bu temelde yapılacak genel seçimleri belirleme sürecinin bir parçası” olarak niteledi.

Eğer geleceğe bakıyorsanız, içinde bulunduğunuz anın çok da önemi yoktur. Eğer devletin gelecekteki yapısını ve anayasasını inşa etmekten bahsediyorsanız, şimdiki durumun bitirilmesini istiyorsunuzdur.

Rusya’nın, büyük bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu söylediği Suriye, Soçi Zirvesi’nin gündemlerinden biriydi. Rusya’nın bu eğilimi, Kremlin’e yakın medya kaynaklarına yapılan açıklamalara da yansıdı. Sputnik Haber Ajansı’nın yayınlarına göre Soçi Zirvesi, Rusya’nın, ABD öncülüğündeki Batı bloğunun etkisini kırmak için bir Avrasya ittifakı kurma çalışmalarının bir parçasıydı.

Sputnik’te yayınlanan haberde, “Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin bir araya geldiği Soçi Zirvesi, 19. Yüzyıl boyunca Ortadoğu’ya hegemonya kuran Avrupalı büyük güçlerin düzenlediği zirveler gibi Ortadoğu’daki büyük güçlerin buluştuğu bir buluşmaydızirveydi” ifadeleri kullanıldı.

Burada bahsedilen “Avrupalı büyük güçler tarafından düzenlenen zirveler”, dünyayı Avrupalı sömürge güçleri arasında paylaştıran Berlin Konferansı’ydı.

Haberin devamında, şu cümleler dikkat çekiyor:

“Avrasya bölgesindeki üç büyük gücün birbiriyle kurduğu işbirliğinin yeni bir şafağı doğuyor ve yeni ufuklara doğru yöneltiyor. Suriye’deki durumun meydana getirdiği hızlı değişimlerin gölgesinde Soçi Zirvesi, Ortadoğu’nun üç büyük gücünü bir araya geldi. Bu, yönelimler yeterince açık olmasa da Rusya’nın sınırları dışında kalan bölgelerde istikrarın sağlanması adına üstlendiği esas arz eden rolüne işaret ediyor.”

Haberde, Rusya’nın 21. yüzyıldaki en büyük stratejisinin yeniden süper güç olma çabası olduğuna dikkat çekildi. “Rusya, Türkiye ve İran ile yürüttüğü diplomasi aracılığıyla ABD’nin teröre karşı savaş adı altında bölgeye getirdiği yıkımı engellemek için Ortadoğu’da yeni bir denge kurmaya çalışıyor” değerlendirmesi yapıldı. Rusya’nın büyük ilerleme kaydettiği ifade edildi.

Bir başka deyişle, Rusya, Suriye’deki durumu Ortadoğu’da yeni bir güç bloğu oluşturmak için fırsat olarak kullanıyor. Ancak Türkiye ve İran, duruma başka açıdan bakıyor.

Ankara’nın Soçi Zirvesi’ne bakışı, zirvenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Rusya ve İran’ın da destek verdiği şeklinde. Örneğin, Erdoğan’ın görüşlerini dillendirdiği bilinen yazar Serap Balaman, yazısında, “Soçi Zirvesi, 2016 yazında ABD tarafından düzenlenen 15 Temmuz darbe girişimine karşı Erdoğan’a verilmiş büyük bir uluslararası destektir” diyor.

Bunun manası, Rusya ve İran’ın da, Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişiminin ardında ABD’nin olduğu şeklindeki iddialarını paylaştığını gösteriyor. Buna karşılık Erdoğan’ın iddiaları birçok Türk tarafından bile reddediliyor.

Ankara, bununla birlikte başka bir kazanım daha elde etmek istiyor. Irak’tan, Suriye üzerinden Akdeniz’e uzanan bir Kürt oluşumunun kurulmasını engellemek için Suriye’de askeri varlık göstermek.

Türkiye’de yayınlanan günlük muhafazakâr gazetelerde Soçi Zirvesi’nin Türkiye’nin ulusal güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğu iddia edildi. Erdoğan’ın partisine yakın Sabah gazetesi ise Türkiye’nin Suriye’yi 4 ya da 5 güvenli bölgeye ayırma fikrini savunduğunu dile getirdi.

Sabah gazetesinde yer alan haberde, “İdlib operasyonu üç ülkenin de üzerinde uzlaşı sağladığı bir operasyon. Bu operasyon, İdlib’e hâkim olan 12 silahlı ve 15 yarı silahlı aşiret grubuna ihtiyaç duyacaktır. Türkiye, PYD’nin elindeki Afrin’i gözlemek için askeri noktalar kurdu ve bu konuda Rusya ve İran’dan yardım istedi” bilgisi yer aldı.

Haberin devamında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’nin en büyük kaygısı, PYD’nin Suriye Kürtlerinin temsilcisi olarak kabul edilme olasılığıdır. Türkiye, Afrin’in doğrudan doğruya PKK ile ilişkisi olan PYD’ye bağlı YPG militanlarının kontrolünde olmasını kabul edilemez olarak görüyor. Afrin’i YPG’den temizlemek için bir operasyon düzenlemeye hazırlanıyor.”

Türkiye’nin bakış açısıyla Soçi Zirvesi yalnızca Suriye ile alakalı gözüküyor.

Soçi ve tarafların talepleri

Soçi Zirvesi’nin diğer büyük gücü İran ise özel bir duruma sahip. Zirve’de Tahran’ı temsil eden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Putin ve Erdoğan’ın aksine İran’daki gerçek karar mercii değil. Bu yüzden, Ruhani’nin görevi tek bir işi yerine getirmekti: İran ve Suriye’de onunla birlikte hareket eden Hizbullah ve diğer milis grupların, Irak’tan Lübnan’a kadar olan bölgede hâkimiyet kurması.

Ancak, Tahran’daki birçok kaynak, Erdoğan ve Putin’in, Ruhani’nin bu yönelimine cevap vermediğini bildirdi. Üst düzey bir kaynak, “İki lider, İran’a ancak Şam’ın güneyindeki küçük bir araziyi vadetti. Bu da İran’ın planlarını gerçekleştirmesine yetmez” ifadesini kullandı.

Keyhan gazetesinde yer alan haberde, Soçi Zirvesi, “Putin tarafından organize edilen tarihi bir girişim” olarak nitelenerek “Dostluk elbisesi giymiş bu üç lider bile Suriye’nin akıbetini belirlemeye tek başlarına yeterli olmayacak. Suriye’nin akıbetini, direniş ekseni saflarında mücadele eden Suriye halkı belirleyecek” değerlendirmesi yaptı.

Gerçekte ise Soçi’de açık olan tek bir şey vardı: Üç lider de Beşşar Esed konusuna kendi talepleri yerine geldikten sonra ele alınacak küçük bir mesele olarak yaklaştı.

Rusya, Türkiye ve İran tarafından yapılan zafer açıklamalarına rağmen Suriye’deki savaş henüz bitmiş değil. Savaş, taraflardan biri zafer kazanmadan bitecek gibi de gözükmüyor. Bu ise Suriye’de henüz gerçekleşmedi.