Soytarıdan öğüt al

Avrupa’nın kral ve prensleri, maiyetlerinde süslü ve komik elbiseler giyen, başına zil takan, aptal, kaçık ve arsız gibi görünen ve “soytarı” diye adlandırılan zarif bir karakter bulundururlardı. Sarayda sınırsız dolaşma, gezme ve söz söyleme konusunda soytarıya mutlak özgürlük verilirdi. Soytarı, k

Avrupa’nın kral ve prensleri, maiyetlerinde süslü ve komik elbiseler giyen, başına zil takan, aptal, kaçık ve arsız gibi görünen ve “soytarı” diye adlandırılan zarif bir karakter bulundururlardı. Sarayda sınırsız dolaşma, gezme ve söz söyleme konusunda soytarıya mutlak özgürlük verilirdi. Soytarı, kral nereye giderse ona eşlik eder, zarif yorum ve ince latifeleriyle kralı keyiflendirirdi ki bu latifeler, çoğu zaman ciddi nasihatlerden müteşekkildi. Genellikle soytarı, geniş bir kültüre sahipti. Shakespeare’in oyunlarında soytarı karakteriyle ilgili birçok örneklere rastlıyoruz. Zira yazar, felsefesini, öğütlerini ve latifelerini izleyiciye aktarmak için soytarı karakterini kullandı.

16. yüzyılda meşhur Fransa Kralı I. François’in  hizmetine giren Triboulet, Rönesans dönemindeki en parlak soytarılardan birisiydi. I. François, imparator Şarlken’le büyük bir anlaşmazlık içerisindeydi. Bir gün imparator, Hollanda Krallığı’na gitmek için Fransa’dan geçmek zorunda kaldı. Bunun üzerine imparator, Fransa kralından Fransa’dan geçmek için kendisine izin ve geçişine de güvence vermesini talep etti. Kral, bu istek üzerinde derin bir şekilde düşündü ve imparatora bu izni vermekten başka bir çare bulamadı. Bu durumdan haberdar olan Triboulet, tanıdığı delilerin isimlerini yazdığı özel defterini çıkarıp deftere İmparator Şarlken’in ismini ekledi.

I. François, Triboulet’in davranışlarını fark ederek ne yaptığını ve bununla neyi amaçladığını sordu. Triboulet, çalışmasını açıklayarak krala şu yanıtı verdi: “Haşmetli kralım, Şarlken’i yakalamanız halinde ben zaten onun ismini deliler listesine ekledim. Şayet Şarlken’e Fransa’dan geçmesine izin verirseniz ben, onun ismini hemen silip yerine sizin isminizi yazacağım.”

Çoğu zaman soytarıların davranışları ve arsızlıkları kraliyet üyelerini kızdırıyordu. Kraliyet üyelerinden birisi Triboulet’e sinirlenince, Triboulet’in elinden tutup söylediği sözden ötürü ölünceye kadar kendisine sopa atacağını söyledi.

Soytarı, kraliyet üyesinin elinden kurtulup kendisini koruması için krala sığındı ve kral kendisine “Eğer birisi, seni öldürmeye cüretkârlık gösterirse onu 15 dakika sonra darağacına asarım” dedi. Bunun üzerine soytarı krala dönüp “Kralım! İdam işini 15 dakika önce yaptır.” diye cevap verdi.

I. François, geniş bir kültüre ve büyük bir zevke sahipti. Kralın meşhur İtalyan ressam Leonardo da Vinci hakkındaki sözleri hoşuma gidiyor. Kralın bu sözleri, sanat ve edebiyat dünyasında ölümsüzleşti.

Fransa kralı, birtakım sanatsal çalışmalarda bulunması için İtalyan ressamı saraya davet etti. Bu esnada İtalyan ressam hastalandı. Bunun üzerine kral, her sabah ressamı odasında ziyaret etmeye başladı. Bir gün aristokratlardan birisi, kralla görüşmeye geldi. Kral, aristokratı bırakıp adet olduğu üzere da Vinci’yi ziyarete gitti. Protokol başkanı, bu duruma şaşırarak söz konusu aristokratın yanına dönmesi için kralı ikaz etti. Fakat I. François, tarihin ölümsüzleştirdiği şu sözlerle protokol başkanına cevap verdi:

“Onlarca soylu ve aristokrat insan vücuda getirebilirim. Ancak da Vinci gibi dahi bir sanatçıyı sadece tanrı yaratabilir.”