Sullivan: İran’ın Irak egemenliğini baltalama çabalarından endişeliyiz
ABD Dışişleri Bakan Vekili John Sullivan geçen hafta Bağdat ve Erbil’i ziyareti sırasında taraflara, Irak Kürdistanı’ndaki hava limanlarının uluslararası uçuşlara açılması, maaşların ödenmesi gibi tartışmalı konular üzerinde anlaşmaya varılması ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile Irak hük
ABD Dışişleri Bakan Vekili John Sullivan geçen hafta Bağdat ve Erbil’i ziyareti sırasında taraflara, Irak Kürdistanı’ndaki hava limanlarının uluslararası uçuşlara açılması, maaşların ödenmesi gibi tartışmalı konular üzerinde anlaşmaya varılması ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile Irak hükümeti arasında çalışmaların sürdürülmesine çağırdı.
Sullivan, Aralık 2008’de imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca kurulan ABD-Irak Yüksek Koordinasyon Komitesi’nin beşinci toplantısına başkanlık etti. Sullivan bu ziyareti sırasında Erbil ve Bağdat’ın yanı sıra ziyaret ettiği Afganistan’ın başkenti Kabil’de Devlet Başkanı Eşref Gani ve diğer yetkililerle de görüştü.
Afganistan ve Pakistan arasındaki ilişkiler geliştirilmeli
John Sullivan görüşmelerde, Afganistan ve Pakistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Taliban’ın müzakere masasına oturtulması için baskı yapmaya çağırdı. Trump yönetiminin Afgan hükümetince yürütülen görüşmeler sürecinin sürdürülerek meselelere çözüm bulunmasına odaklandığını vurgulayan Sullivan, Afganistan’daki bir dizi kanlı saldırının ardından koşulların müzakerelere elverişli olmadığını kaydetti
Sullivan önceki gün içlerinde Şark’ul Avsat’ın da bulunduğu küçük bir gazeteci topluluğu ile yaptığı görüşmede, ticari ilişkiler ve ekonomik gelişmelerle ilgili konuların konuşulduğu Devlet Başkanı Haydar İbadi ve Iraklı iş adamlarıyla yapılan toplantıların oldukça verimli geçtiğini söyledi.
Bu ayın sonuna kadar Kuveyt’te bir yatırım konferansı düzenlemesine ilişkin çalışmaların yanı sıra, Erbil’de Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ve Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani ile bir araya gelerek, Bağdat’taki merkezi hükümet ile bölgesel yönetim arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydetmenin yollarını görüştüler.
Irak Kürdistanı’ndaki hava limanları açılmalı ve maaşlar ödenmeli
Şark’ul Avsat’ın Erbil ile Bağdat arasındaki mevcut durumun değerlendirilmesi, özellikle Kerkük’teki petrol ihracatı düzenlemeleri ve ABD’nin Kuveyt’te düzenlenecek ‘Irak’ın Yeniden İnşası’ konferansına ne gibi katkı sunacağına dair sorusuna Sullivan şöyle cevap verdi: “
“Bağdat’ta Başbakan Haydar İbadi ve Erbil’de Başbakan Barzani ile yaptığım görüşmede, 12 Mayıs seçimlerinden önce, uluslararası uçuşlarda Irak Kürdistanı’ndaki hava limanlarının yeniden açılması, Kürdistan hükümetindeki bazı bakanlık çalışanlarının maaşlarının ödenmesi gibi konuların hızlı bir şekilde çözülmesi üzerinde görüştük. Petrol sorunlarıyla ilgili olarak iki yönetim arasında güven oluşturmaya yoğunlaşmıştım ki Başbakan Barzani, Erbil hükümetini sonunda ziyaret etti. Şimdi taraflar arasında daha fazla diyalog ve daha fazla yüz yüze görüşmelerin olmasını bekliyoruz. İnanıyoruz ki karşılıklı güvenin sağlanması için atılacak tedrici adımlar önemlidir.
Havaalanlarının yeniden açılması ve ücretlerin ödenmesi konusunda anlaşmaya varmanın, petrol ihracatı ve sınır kontrol noktaları gibi daha fazla tartışmalara neden olacak konular için önemli bir adım olacağına inanıyoruz. Bu sorunların 12 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerden önce çözümlenmesi zor görünüyor. Ancak bu sorunların çözülmesi gerekir. Burada önemli olan önceliklerin belirlenmesi ve zamanlamadır.”
Geçmişte yaptığımız hataları tekrar etmeyeceğiz
Sullivan, Şarku’l Avsat’ın DEAŞ’ın hezimetinden sonra Irak’ta giderek artan Şii milislerin hakimiyeti ile ilgili sorusuna ise şöyle cevap verdi: “1 Aralık’ta Başbakan İbadi, Irak’ta sözde halifeliğin (DEAŞ) kaldırıldığını ilan etti, ancak bu onun bir sorun teşkil etmediği anlamına gelmiyor. DEAŞ bir problem olmaya devam edecek ve bu konuda gafil olamayız. Geçmişte yaptığımız hataları tekrar etmeyeceğiz. Bu konuya dikkat kesilmeyip Irak’tan Amerikan askerlerini geri çektiğimizde, DEAŞ terör örgütünün nasıl ortaya çıktığını gördük. DEAŞ, El Kaide’nin kalıntılarından ortaya çıktı. Amerika ve Irak hükümetleri DEAŞ’tan gelen güvenlik tehditlerine yoğunlaşmış durumda. Aynı zamanda Irak hükümetiyle Haşdi Şabi meselesini konuştuk.
Biliyorum ki Başbakan, bütün Irak güvenlik unsurlarının yeniden organize edilmesi kapsamında, askeri birlikler kurma ve bu birlikleri Bağdat hükümetinin denetimine verme sürecine odaklanmış durumda. Bu, tavsiye ettiğimiz ve yardım sağladığımız bir süreçtir.”
İran’ın Irak’ın egemenliğini baltalama çabalarından endişe duyuyoruz
İran’ın nüfuzu ve Şii milislerin özellikle de Haşdi Şabi’nin etkisi konusunda Sullivan şunları söyledi: “İran’ın bölgede ve özellikle Irak’taki kötü niyetli nüfuzundan endişe ediyoruz. İran, Irak’ın komşusu. İran’dan Irak’la istikrarlı ve saygılı bir ilişkisinin olmasını bekliyoruz. İran’ın Irak’ın egemenliğini baltalamaya yönelik çabalarından endişe duyuyoruz”
ABD ve Irak arasında ekonomik ve ticari ilişkiye odaklanma zamanı geldi
Sullivan, ‘Irak Yeniden Yapılandırma Konferansı’ ile ilgili şunları söyledi: “Dışişleri Bakanı Rex Tillerson daha önce Irak yetkilileri ile görüşmelerde bulundu. Bu konferansa katılacak ve Irak ile ABD arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Amerikalı yatırımcıları teşvik edecek. “Maalesef, 2014 ile 2017 yılları arasında DEAŞ’la uğraşmak zorundaydık. Yoğunlaştığımız nokta, güvenliğin yeniden oluşturulması idi. Şimdi ise, ABD ve Irak arasında daha istikrarlı bir ekonomik ve ticari ilişkiye odaklanmamızın zamanı geldi.”
Afganistan’da ortam barış görüşmeleri için uygun değil
Sullivan Afgan yetkilerle yaptığı görüşmeler hakkındaki soruya ise; “ Afgan hükümetine, son zamanda yaşanan olayların ortak hareket etmemize engel olamayacağı mesajını verdim. Kabil’deki korkunç saldırıların Taliban içindeki bazı unsurların barış görüşmeleri fikrine karşı olduğunu gösterdiğine işaret ettim. Güney Asya politikamızda bir değişme yok. Bu politika zamanlamadan ziyade koşullara dayanmaktadır. Ve politikamız, uzun vadeli taahhüt için tasarlanmıştır. Ancak, son birkaç haftadır olanlar ışığında baktığımızda ortam, barış görüşmelerine uygun görünmemektedir. Fakat biz bu politikayı üstlenmeyi taahhüt ediyoruz ve Afgan hükümetiyle Taliban’ı politik, ekonomik, askeri ve diplomatik düzlemde müzakere masasına oturması için baskı altına almayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
Sullivan’a sorulan sorulardan biri de Afganistan’daki saldırılarda Pakistan’ın parmağının olduğu iddiaları ve Trump’ın uyarılarının ardından tutumunda bir değişiklik olup olmadığıyla ilgiliydi. O, bu soruya şöyle cevap verdi: “Özellikle Pakistan sınırları içindeki tüm terörist gruplarla mücadelede Pakistan’dan destek bekliyoruz. Bu beklentimizi Pakistan hükümetine ilettik. Durumun ciddiyeti hakkında mesaj vermek için bazı güvenlik desteklermiz askıya aldık.
Mesajımın özü şudur; geçen yaz Başkan tarafından belirlenen bu politikada kararlıyız. Bu politika, zamandan çok koşullara ve son iki haftadır Kabil’de yaşanan dehşet verici olaylara dayanıyor. Bu olaylar anlaşma masasına oturmak için zamanın henüz gelmediğine işaret ediyor. Ancak nihai hedefimiz barışı sağlamak için Taliban’la barış masasına oturmak. Öyle görünüyor ki Taliban içinde bazı unsurların bizim barış konusunda ciddiyetimizle ilgili ikna edilmeye ihtiyaçları var. Başkan Trump, siyasi hedeflerini gerçekleştirme konusunda ciddidir.
Afganistan’da kalıcı olma çabasında değiliz
Sullivan’a sorulan diğer konulardan biri de Pakistan’ın Taliban hareketi ve onun Hakkaniye kolunun üyelerini ülkeden çıkardığı açıklamasıyla ilgiliydi. Konuyla ilgili olarak şartlar müsait olduğunda barış masasına oturulacağını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “ Biz Afganistan’da kalıcı bir Amerikan varlığını tesis etme çabası içinde değiliz. Kuvvetlerimizi geri çekmek için barış görüşmelerinden sonra uygun adımlar atacağız. Şu anda Afganistan’ın koşulları üzerinde yoğunlaşmış durumdayız. Son iki hafta içinde olanlar henüz barış masasına oturma zamanının gelmediğini gösteriyor.
Sullivan terörist saldırıları durdurma, DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütleri ile diğerlerini ayırma konusunda şunları söyledi: “ Yanımızda, Afganistan’da istikrarı isteyen bir taraf görmek istiyoruz. Bu taraf, Afgan kanunlarına bağlı ve terörle ilişkisini kesmiş olsun. Bizim istediğimiz nihai durum budur. Pakistan’la ilgili olarak, Pakistan hükümetine, Afganistan’da veya başka bir yerde güvenliği zayıflatan teröristleri sınır dışı etmelerini beklediğimizi açıkça belirttik. Pakistan’dan istediğimiz, teröristleri sınır dışı etmeleri ve onlar aleyhinde kararlar alıp uygulamalarıdır.”