Suriye’de tehdit edilen zafer
Galibiyetinizi ilan etmeniz yeterli değildir. Diğere taraf yenilgisini duyurmadığı sürece zaferiniz eksik kalır. Bazen küçük bir hareket büyük boksöre maçın henüz bitmediğini, yalpalayan rakibinin halen zaferi bozmaya ve karizmayı çizmeye gücünün yetebileceğini hatırlatmak için yeterlidir. Vladimir
Galibiyetinizi ilan etmeniz yeterli değildir. Diğere taraf yenilgisini duyurmadığı sürece zaferiniz eksik kalır. Bazen küçük bir hareket büyük boksöre maçın henüz bitmediğini, yalpalayan rakibinin halen zaferi bozmaya ve karizmayı çizmeye gücünün yetebileceğini hatırlatmak için yeterlidir.
Vladimir Putin, haberleri aldığında muhtemelen canı sıkıldı. Hmeymim ve Tartus’daki güçlü kalelerini hedef alan Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) dalgası rahatsız edici ve utanç verici oldu. Normal teknolojiye sahip birkaç SİHA’nın yaptığı, İsrail’in 1973’teki Arap-İsrail Savaşı’nda (Yom Kippur) Süveyş Kanalı’nda düzenlediği Abirey-Halev Operasyonu’na benziyor.
Bu tür tacizlerin oyun kurallarını değiştiremediği doğrudur. Ancak öte yandan kalenin yeterince korunaklı olmadığını ve Rusya’nın heybetli sisteminde ve askeri faaliyetlerinde gedikler olduğunu ortaya koyduğu da doğrudur. Küçük bir olay bir süper gücün kırılganlığını ortaya koyuyor. Mesaj açık ve içeriği ise savaşın henüz bitmediği.
Rusya bu olayda Türkiye’yi akladı. Türkiye’nin şu anki haliyle böyle bir maceraya girebileceğine inanmak zordur. Daha önce bir Rus bombardıman uçağını düşürmüş ve zor zamanlar yaşanmıştı. Bedel ödemekle kalmayıp, politikasını ve tercihlerini değiştirmişti. Moskova saldırıda ABD’nin parmağı olduğu ihtimaline yöneldi. Ancak Washington, hızla ve kesin bir dille bunu reddetti. Büyük olasılıkla bir muhalefet grubu, Rus oyuncuya savaşın halen açık olduğunu ve Rus katılımından dolayı değişen dengeye rağmen daha birçok turun oynanabileceğini hatırlattı.
Olayın en kötü yanı Putin’in Suriye’de zafer ilan etmesinin üzerinden henüz bir ay geçmeden meydana gelmesi. Putin görevin başarıyla sona erdiğini düşünüyordu. Birliklerin bir kısmının geri çekilmeye başlaması için emir vermişti. Gerçekte küresel ve bölgesel sahne Çar’a pembe görünmeye başladı. Suriye’de muhalif bir proje kalmadı.
Bölgesel ve uluslararası güçlerin çoğu Rusya’nın çözümünü emri vaki olarak ele aldı. Birçoğu, Rus çözümünün bölgedeki İran’ın rolünün çivilerini düzeltmenin tek gerçekçi yol olduğunu düşünüyorlardı. ABD, Rusya- Suriye çıkarları doğrultusunda İran’ın söz konusu ülkede etkisini azaltılması için Suriye’de Rusya’nın başarısını dahi kabul etmeye hazır görünüyordu.
Putin, mart ayında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinden endişe duymadı. Aslında ciddi bir rakip yokluğunda seçim bir tür referanduma dönüştü. Ancak usta lider, imajını güçlendirmek için zafer ilan etmiş olabilir. Ülkesi açısından Suriye, ABD’nin Vietnam’ına veya Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ına dönüşmedi. Rusya’nın prestijini ve konumunu restore eden büyük çapta bir darbe organize etmeyi başarmıştı. ABD’nin ‘Twitter’ savaşlarının etkisinde yaşadığı bir dönemde Merkel hükümet kurmak için mücadele veriyordu, Theresa May de Avrupa Birliği’nden ayrılma işlemleri konusunda zorluklarla karşı karşıyaydı.
Bazen sürpriz beklemediğiniz yerden gelir. Birkaç küçük uçak, Suriye’deki gerçek Rus zaferinin zorluklarını tekrar hatırlattı. Gerçek zafer, sahada elde ettiğiniz zaferi kalıcı bir siyasi çözüm ile korumaktır.
Nitekim Rus çözümü eğlence değil. Rusya, İran ve Türkiye’yi içeren Astana üçgenindeki hesaplarla hiç aynı değil. İran kendisini Suriye’deki zaferin kilit bir ortağı olarak görüyor ve Rus hava kuvvetinin savaşın gidişatını ve milislerin kendisine sadık rollerini tersine çeviremeyeceğini düşünüyor. Türkiye’nin hesapları ise farklı. İlk kaygı, Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) ciddi bir darbe indirmek. İşte Recep Tayyip Erdoğan, Afrin’deki ‘birliklere’, kuvvetleri ve ona bağlı birimler tarafından ezilmek ya da teslim olmak için bir hafta mühlet veriyor. Dahası Türkiye, Rusya ve İran’ın, özellikle İdlib’de ‘gerilimi azaltma’ konusunda rejim güçlerini bozmaya yönelik daha önceki taahhütlerini yerine getirmesini talep etti. İran, ne Esed rejiminin eski haline dönüşü ne de Türkiye’nin böyle bir dönüşten herhangi çıkar sağlamasını kabul etmiyor.
Rusya, Suriye’de çözüm üretici taraf olarak görünmesi nedeniyle açık bir çıkara sahip. Sonsuza kadar savaşta olan bir ülkede bulunmak istemiyor. Ancak çözüm için gerekli olan minimum seviyeyi sağlamakta bile zorlanıyor. Çok zor durumda olduğu günde taviz vermeye eğilimli görünmeyen rejim, onu kökünden söndürmekle tehdit eden tehlikeler geçtikten sonra da böyle bir eğilim göstermeyecektir. Rejim bazen İran’ın sertliğine sırtını dayayabiliyor veya çıkarlarına yönelik kullanabiliyor. Oluşumların arasında gücü nispeten yeniden dağıtan herhangi bir çözümün, orta ve uzun vadede İran’ın menfaatine olmayacağı bir sır değildir.
Moskova, Suriye’de bir çözüm dayatılmasını hızlandırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Cenevre Sözleşmesi’nin ruhunu ve metinlerini yıpratmak için olağanüstü gayret gösterdi. Ancak son birkaç gün Moskova’nın karşılaştığı zorlukların boyutunu ortaya çıkardı. Birleşmiş Milletler (BM) Soçi dilini kutsama girişimine ve Cenevre’nin Soçi’den gelen mesajları beklemek için bir buzdolabı veya bir posta kutusuna dönüşmesine karşı muhalefetini gizlemiyor. Suriye’nin ‘İran Hilali’nde bir halka olacağı herhangi bir çözümü reddetse bile, Washington yavaş yavaş kendi aşırılığına dönüyor. Avrupalılar, nükleer anlaşmaya bağlı olmalarına rağmen İran’ın istikrarı bozucu politikalarını daha fazla düşünmeye isteklidir. İsrail ise Rusya’nın İran’la sınır bölgelerinden kaçmasından her zamankinden daha fazla yakınıyor ve Suriye’nin derinliklerinde düzenlediği baskınları artırıyor.
Rusya’nın bölgesel ve uluslararası oyuncuların Suriye arenasındaki taleplerini uzlaştırmaya gittikçe zorlaştığını açıkça görüyoruz. Rus çözümünün ciddiyeti üzerine bahis oynamak bunun sonucunda birçoğuna göre daha karmaşık olan savaşın uzamasına katkıda bulunan ve DEAŞ’ın çöküşünü ortaya çıkaran diğer faktörlere kapı açabilir. Suriye’de nihai zafer zordur. Politik bir çözümün yokluğunda tüm askeri zaferler tehdit altında ve tükenmek üzeridir.