Suriye’ye gerçekleştirilen saldırının ardından diplomatik gerginlik ve denetim belirsizliği
Esed rejiminin Şam’ın Duma banliyösüne yönelik kimyasal silahlarla gerçekleştirdiği saldırıya yanıt olarak ABD-İngiltere ve Fransa’nın rejim üslerine füze saldırıları yapması Suriye iç savaşının seyrini de değiştirmedi. AFP’nin haberine göre Esed rejimi, Duma’daki Gerçekleri Araştırma Heyeti’nin gör
Esed rejiminin Şam’ın Duma banliyösüne yönelik kimyasal silahlarla gerçekleştirdiği saldırıya yanıt olarak ABD-İngiltere ve Fransa’nın rejim üslerine füze saldırıları yapması Suriye iç savaşının seyrini de değiştirmedi.
AFP’nin haberine göre Esed rejimi, Duma’daki Gerçekleri Araştırma Heyeti’nin görevine engel olmakla suçlanıyor.
ABD, Fransa ve İngiltere yönetimleri, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne bağlı (OPCW) araştırmacıların bölgeye gitmesini beklemeden ellerinde ‘kanıt’ olduğunu söyleyerek 14 Nisan’da Suriye’de rejime ait 3 bölgeye saldırı gerçekleştirmişti.
Esed yönetimi ise 7 Nisan’da muhaliflerin Şam’daki son kalesi olan Duma’da gerçekleştirilen kimyasal saldırının arkasında olmak suçlandı. Acil müdahale ekiplerinin verdiği bilgilere göre saldırı 40’tan fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Aynı gün ağızlarından beyaz köpükler çıkan sivilin olduğu çok sayıda fotoğraf ve video yayınladı.
Şam ve müttefiki Moskova, bunların askeri operasyonu gerekli göstermek için yapılan ‘oyun ve tiyatrolar’ olduğunu söyleyerek Batılı suçlamaları reddetti.
Öte yandan Washington, olabilecek en iyi sonucun kaydedildiğini söyleyerek saldırılara övgüde bulundu. Suriye rejimini tekrar kimyasal silah kullanmaktan caydırmak için açık bir mesaj gönderdi.
Esed rejimi, Batılı ülkelerin durum hakkında Rusya’yı bilgilendirmesi ve hedef alanların boş olması nedeniyle söz konusu çağrıları küçümsedi.
Washington, kimyasalların tekrar kullanılması durumunda benzer bir tepki vereceği konusunda uyardı. ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley, “Esed, bunu anlamadığı takdirde, durum acı verici olacak” dedi.
Batı ülkeleri, saldırı sonrasında siyasi çözüme ulaşma çabalarına odaklanmaya başladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, saldırıların siyasi çözümde ileriye doğru büyük diplomatik etkileri olacağını belirtti. Analistler, Fransa ve İngiltere’nin uzun süre bir kenarda kaldıktan sonra Suriye masasında bir koltuk elde etme girişiminde bulunduklarını ifade etti. Macron, saldırıların ‘hiçbir şeyi çözmediğini’ fakat ‘uluslararası toplumun onurunu koruduğunu’ söyledi.
Sorun öldürme değil öldürme şekli
Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Müdürü Joshua Landis, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu saldırılar Suriye’deki iç savaşın seyrini değiştirmedi. Üç ülkenin liderleri açıkça, ne savaşın seyrini ne de Suriye’deki güçlerin dengesini değiştirmeyi istemediklerini söyledi. Onlara göre sorun insanların öldürülmesi değil, öldürüldükleri yöntem” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin kuzeyinde, binlerce kişiyle birlikte Duma’dan tahliye edilen 25 yaşındaki Ahmed, “Yanıt uygun değildi. Hepsi bizi hayal kırıklığına uğrattı” dedi.
Geçtiğimiz yıllar boyunca, Rusya, Suriye’deki askeri ve siyasi girişimlerin gemini elinde tuttu. Bu süre zarfında Batılı ülkeler ise onunla bir körü kurma ve politik çözüm için ileriye doğru adım atma çağrısında bulundu. Rusya, Şam’ın müttefiki İran ve muhalifleri destekleyen Türkiye ile ilişkilerini güçlendirdi. Suriye bu iki ülke ile bir yıldan uzun bir süredir müzakereler gerçekleştiriyor ve gerilim alçaltma bölgeleri hakkında anlaşmalar yapıyor.
Washington, Paris ve Londra, Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ilk kez Suriye savaşının kimyasal, insani ve politik yönleri ile ilgili bir karar taslağı sundu. Karar taslağında Şam’a Suriye’deki kimyasal programına kesin bir şekilde sona erdirmesi zorunlu kılınıyor.
Ancak Rusya, bunu ‘vakitsiz’ bir girişim olarak niteledi.
Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) karşılıklı suçlamalarda bulunulması ve sözlü gerilimin üzerinden bir hafta sonra BM temsilcileri, İsveç’teki bir çiftlikte Cuma günü başlayan ve üç gün sürecek olan gayrı resmi bir toplantıda Suriye konusunu ele alacak.
Suriyeli muhalif yazar Yasin Hac Salih, “Batılı ülkeler, yeniden prestij kazanmak istiyor. Suriye, bir adaletsizlik sembolü haline geldi. Öte yandan rejim herhangi bir hesap verme ihtimali olmaksızın güvence altında kalıyor” dedi.
Esed zaman kazanarak delilleri imha ediyor
Saldırılardan saatler sonra geçtiğimiz Cumartesi günü Suriye hükümetinin daveti üzerine OPCW’ye bağlı Gerçekleri Araştırma Heyeti Şam’a ulaştı. O zamandan bu yana, saha çalışmasına başlamak için Duma’ya bir ziyaret gerçekleştirmeyi bekliyor.
Örgütün verdiği bilgilere göre Esed hükümeti, ekibe Şam’a getirilmesi mümkün olan 22 görgü tanığı sundu.
Uzmanlar, ekibin mümkün olan en kısa zamanda sahaya gitmesinin gerekliliğini vurguladı.
Batılı ülkeler ise bir haftadır Duma şehrine konuşlanan Suriye ve Rus güçleri tarafından delillerin manipüle edilmesine karşı uyarılarda bulundu.
Uzmanlar, AFP’ye yaptıkları açıklamada, kullanılan klor gazı ise bunun kısa süre sonrasında tespitinin zor olduğunu belirtti. Fakat sarin gazı kullanıldıysa bunun hem mağdurların bedenlerinde hem de hedef bölgede haftalar hatta aylar boyunca kalabileceği ifade edildi.
Duma’ya gittikleri durumda, uzmanlar kanıtların manipüle edilip edilmediğini kontrol edecekler. Ekibin öncelikli amacının kimyasal kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek olduğu, saldırıdan sorumlu olan tarafı belirlemekle ilgilenmediği belirtildi.
2013 yılında Şam yakınlarında gerçekleştirilen ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kimyasal saldırının ardından ABD’nin Şam’a askeri bir saldırı gerçekleştirmemesi üzerine yapılan ABD-Rusya anlaşması gereğince OPCW Suriye’deki kimyasal silah üretim merkezi ve depolarını imha etti. Bu nedenle Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.
Şam rejimi de 2014 yılında kimyasal silahlarının tasfiye ve imha edildiğini açıkladı. Ardından 2017 yılında OPCW sarin gazının kullanıldığını doğruladı. BM araştırmacıları, Şam’ı ülkenin kuzeyindeki Han Şeyhun’da sarin gazı kullanmakla suçladı.
Kimyasal saldırının ardından Ceyşu’l İslam örgütü, günlerce sürecek olan tahliye çalışmalarının başlaması için Duma’dan çıkmayı kabul etti.
Batılı ülkeler tarafından gerçekleştirilen saldırıdan saatler sonra rejim güçleri muhalif savaşçıların Duma’dan ayrılmasının ardından Doğu Guta’nın tamamen kontrol altına alındığını açıkladı.
Rejim güçleri, şu an çevredeki Doğu Kalemun gibi şehir ve kasabalar için yeni tahliye anlaşmaları yaparak veya hala başkentin güneyinde varlığını sürdürmeye devam eden DEAŞ savaşçılarına askeri operasyonlar düzenleyerek Şam’ı güvence altına almaya çalışıyor.
Şam’ın güneyindeki Filistinlilerin yaşadığı Yermuk Mülteci Kampı’nın DEAŞ terör örgütünden ve HTŞ’den temzilenmesi, Esed güçlerine 2012’den beri ilk kez başkente tam egemenlik kurma imkanı sağlayacak.