Suu Çii, Arakan’daki soykırım soruşturmasına nasıl bir tepki verecek?

  BM İnsan Hakları Komisyonu, Perşembe günü yaptığı oylamada, Myanmar’da soykırım ihtimali ve ileride açılacak davalarda kullanılmak üzere delil toplayacak bir heyet kurma kararı aldı. Aynı gün Kanada parlamentosunda da oybirliğiyle Myanmar’ın fiili lideri Aung San Suu Çii’nin fahri vatandaşlığ

Suu Çii, Arakan’daki soykırım soruşturmasına nasıl bir tepki verecek?

BM İnsan Hakları Komisyonu, Perşembe günü yaptığı oylamada, Myanmar’da soykırım ihtimali ve ileride açılacak davalarda kullanılmak üzere delil toplayacak bir heyet kurma kararı aldı. Aynı gün Kanada parlamentosunda da oybirliğiyle Myanmar’ın fiili lideri Aung San Suu Çii’nin fahri vatandaşlığı iptal edildi.

“Soykırım suçu” soruşturması insan hakları ve demokrasi aşığı ve dünyadaki en meşhur siyasi tutuklu imajına sahip Çii’ye kadar uzayabilir. Çii, Myanmar askeri rejimi tarafından yaklaşık 20 yıl ev hapsinde tutulmuştu.

Şimdi soru şu: Uluslararası insan hakları komisyonları ve ABD’nin Arakan katliamının sorumlularının cezalandırılması talebine nasıl cevap verecek?

73 yaşındaki Suu Çii, ideallerine ihanet etmekle suçlandı. Arakan’da Müslüman azınlığa yönelik etnik temizliğe karşı harekete geçmemek ve yapılanlara karşı tek bir söz etmemekle eleştiri yağmuruna tutuldu.

Georgetown Üniversitesi’nde Myanmar konusunda uzman David Steinberg, “Dünyadaki demokrasinin simgesi yok edildi” dedi ve ekledi: “ Arakan eyaletinde olup bitenleri yönetmediği için Eylül ayında kendisine gelen diplomatlara hiçbir şey yokmuş gibi davranması utanç verici.”

Arakan’da kayıtsızlık

Bangladeş sınırına 700 km yakınındaki Rahin bölgesinde 2017 yılında çok sert askeri bir kampanya başlatıldı. İnsanlar bir kampta temiz su ve yiyecek bulamadan bekletildiler. Kaçmadan önce yüzlercesi öldürüldü. Uydu görüntülerinden 200’den fazla köyün yok edilip yıkıldığı görülüyor. Sayılamayacak kadar çok insan Malezya, Tayland ve Endonezya’ya kaçarken suda boğularak öldü. Bu vahşi eylemlerin gerçekleştiğini uluslararası örgütler de doğruladı.

Myanmar’daki Budist çoğunluğun oluşturduğu kamuoyu, 2012’de 200 kişiden fazla Müslümanın katledildiği şiddet olaylarla birlikte Müslüman karşıtı eylemleri körükledi. Onlarca yıldır artarda gelen hükümetler Arakanlıların ülkenin bir parçası olduğunu reddederek vatandaşlıktan mahrum bıraktılar. Onlara her zaman, yasadışı ülkelerine gelmiş göçmenler olarak baktılar.

Rohingyaların ülkedeki varlıkları asırlar öncesine dayanmasına rağmen, Myanmar onları İngiliz sömürge döneminin kalıntıları olarak görüyor. Buna göre o dönemde İngilizler Burma’yı (şimdiki Myanmar) İngilizlerin hakim olduğu Hindistan’a dahil ettiğinde buraya işçi olarak Budist olmayan bazı unsurları getirmişti. Myanmar hükümeti, Rohingya kelimesini kullanmayı yasaklayarak onlara Bangladeşli diyorlar.

Aung San Suu Çii’nin değişimi

Suu Çii, yakın zamanlarda 10 yetişkin ve iki genç Rohingyanın katledilmesini ortaya çıkaran Reuters Haber Ajansı’nın iki muhabirinin mahkum edildiği göstermelik yargılamayı savunmasıyla eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Çii, Dünya Ekonomik Formu’nda yaptığı konuşmada onların gazeteci oldukları için değil, devlet sırrını ifşa ettiği için hapiste olduklarını söyledi.

Bu açıklamayı eleştiren bir makale yazan Mun Miyat şöyle dedi: “Çii’nin Rohingyalar hakkındaki sessizliği hayret vericidir. Çii, bununla askeri kurumla uzlaşma işareti mi vermektedir? Yoksa zaten uluslararası sahnede çizilen şeytani bir imaj mı?”

Çii hakkında yapılan yorumlar, onun siyasi kariyerine bakıldığında hiç de şaşırtıcı değil. 2010 yılında askeri hükümet tarafından ev hapsinde tutulduğunda dünyanın en meşhur siyasi figürü olmuş ve bağlı bulunduğu Demokrasi için Ulusal Birlik Partisi seçimleri kazanmıştı. Çeyrek asır sonra gerçekleşen ilk demokratik seçimlerde şartlı olarak iktidara gelmişti. Bu şartlar, askerin parlamentonun yüzde 25’ini hakim olması ve en önemli bakanlıkların kendilerine verilmesiydi.

Suu Çii’nin askeri ve kararlarını denetleme yetkisi yok. Çii’ye Myanmar Devlet Danışmanlığı payesi verildi. O, seçmenleri ile generallerin isteklerini dengeledi. Bu düzenlemeden dolayı Arakan meselesiyle ilgilenmek, ip üzerinde yürümeye benziyordu. Son iki yıldır, ülkenin fiili lideri olmasına rağmen bu konudaki duruşunu sürdürdü ve soykırıma yönelik en ufak bir ilgi göstermedi.

Gazeteci Devjiut Goshal, “anayasaya göre Suu Çii aciz. O ebediyyen cumhurbaşkanı olamaz. Çii eğer şiddeti kınarsa ya da Arakanlıların yanında durursa çoğunluğunu Budistlerin oluşturduğu seçmen kitlesinin ve ordunun öfkesini kışkırtır.

Suu Çii’nin istese bile Arakanlıların uğradığı ihlallere karşı bir şey yapamayacağıyla ilgili pek çok makale yayınlandı.

Örneğin Steinberg, internet sitelerinden birine yazdığı makalede, Çii’nin halkın talepleriyle ordunun hassasiyetleri arasında bir denge kurmaya çalıştığını yazdı. Yazar, “Belki de askere karşı geliştireceği tutumun yeniden askeri vesayeti getireceğinden korkuyordur ”dedi.

Öte yandan Suu Çii 2015 yılında askerle imzaladığı anlaşmanın ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Bu hafta yaptığı konuşmada 2020 yılında yeniden seçilmekten bahsetti ve şöyle dedi: “Yönetimin yüzde 75’ine sahip olmamıza rağmen yüzde yüz sorumluluğu kabul etmek zorundayız”

Suu Çii’nin daha güçlü bir ahlaki duruş sergilemesi ve hükümetinin Müslüman azınlığa karşı yürüttüğü katliamları kesin olarak kınaması için uluslararası baskı var. Son 18 ayda, daha önce insan hakları örgütlerinden aldığı ödüllerin birçoğu elinden alındı. Son zamanlarda aldığı Nobel Barış Ödülü’nün de elinden alınması yönünde artan bir talep var.

Ancak Suu Çii uluslararası baskıya boyun eğmedi. Gazeteci Mano Joseph konuyla ilgili şöyle bir yorum yaptı: “ O artık sadece bir aktivist değil aynı zamanda siyasetçi ve hükümetin bir parçası. Seçmenlerinin ve askerin öfkesini kışkırtmak istemiyor. Ülke içindeki menfaati kendisine ahlak tavsiyesinde bulunan ülke dışındakilerden daha ağır basıyor.”