Suudi Arabistan’ın istikrarı korumadaki rolü
Suudi Arabistan Krallığı, bölgede siyasi, iktisadi ve stratejik ağırlığa sahip bir devlettir. Bu da bölgesel istikrarı ve güvenliği korumak için Suudi Arabistan’a önemli bir rol yüklemektedir. Bunun için Suudi Arabistan’ın, kendisine zarar vermek isteyenlerin hedefi haline gelmesi tuhaf bir durum de
Suudi Arabistan Krallığı, bölgede siyasi, iktisadi ve stratejik ağırlığa sahip bir devlettir. Bu da bölgesel istikrarı ve güvenliği korumak için Suudi Arabistan’a önemli bir rol yüklemektedir. Bunun için Suudi Arabistan’ın, kendisine zarar vermek isteyenlerin hedefi haline gelmesi tuhaf bir durum değildir. Fakat Suudi Arabistan’ı yakından tanıyanlar, bir gazeteciyi kaçırma operasyonunun arkasında yer aldığına dair kendisine yöneltilen suçlamalara inanmayacaktır. Bundan dolayı Türkiye’de Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaybolma meselesi meydana geldi. Ardından Riyad, bu dehşet verici olayın arkasında yer almakla suçlandı.
Ancak bu suçlamada bir tuhaflık yok. Zira ne kadar farklı ekollere sahip olsalar da Suudi Arabistan’a düşmanlık besleyenler, alçak emellerini gerçekleştirmek için ister medya ister başka bir şey olsun kötü zihniyetlerini iyileştirecek bir şeyler arıyor. Bunun için medyada Suudi Arabistan’a yönelik güçlü ve şiddetli bir saldırı düzenlendi. Şöyle ki Suudi Arabistan’a düşmanlık gizleyen ülkeler ve örgütler bu saldırıya iştirak etti. Nitekim Kral Selman bin Abdulaziz’in yönetime ve Prens Muhammed bin Selman’ın veliahtlık görevine geçtiğinden beri Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası meselelerde aktif ve önemli bir rol oynamaya başladı. Bu rol, Lübnan Hizbullah’, bölgedeki Husiler ve İran gibi Suudi Arabistan’a düşmanlık besleyen ülkeler için tehlike oluşturmaya başladı. Dolayısıyla bu ülkeler, Suudi Arabistan’a saldırmak, uluslararası imajını zedelemek ve ağırlığını yok etmek için Kaşıkçı’nın ortadan kaybolması meselesinde altın bir fırsat ele geçirdi. Zira Suudi Arabistan, Yemen’i kurtarmak ve meşru yönetimi yeniden getirmek için Arap Koalisyonu’nu oluşturdu. Daha da önemlisi kraliyet, Yemen’de zorla göç edenlere, Ürdün’deki Suriyelilere ve bazı Afrika ülkelerine yardım etmek için insani yardım kampanyaları düzenledi. Bu insani rol, Suudi Arabistan’a düşmanlık besleyenleri rahatsız ediyor.
Kraliyetin başka bir yönü, yukarıdakiler kadar önemli olup Suudi Arabistan’ın neden hedef alındığına daha fazla ışık tutmaktadır. Zira Suudi Arabistan’ın tanık olduğu açılım, Suudi toplumunda meydana gelen sosyal değişimler ve kraliyeti büyük devletlerarasına yükseltecek 2030 Vizyonu kapsamında kraliyetin başlattığı stratejik planlar ülkenin aktif rolünü engelleme noktasında Riyad’ın düşmanlarını hayal kırıklığına uğrattı.
Suudi Arabistan’ın kaydettiği bu önemli atılımlar, kraliyetin lider bir konuma geçmesinden ve bu öncü atılımlardan korkan bazı ülkeleri kıskandırdı. Bundan dolayı o ülkeler, komplo kurmaya başladı.
Düşmanlar, Suudi Arabistan’ı kötülemek için suç planları hazırlayıp uygulamaya başladı. Bunlar yeni olan gelişmeler değil. Zira yıllar önce Suudi yetkililerin, 28 Mart 2012 tarihinde el-Kaide örgütü tarafından Aden’de evinin önünden kaçırılan Suudi Arabistan’ın Yemen Başkonsolosu ve diplomat Abdullah el-Halidi’yi kurtarma operasyonunu unutmayalım. Dolayısıyla Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların sürmesi için Kaşıkçı’nın ortadan kaybolma meselesinin devam etmesi, bazı ülkelerin işine gelmektedir. Böylece gelişmiş sosyal paylaşım araçları üzerinden kamuoyu yanıltılıyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırıyı şiddetlendirmek için bazı ülkeler tarafından harcanan paralar sayesinde birtakım söylentiler sağda solda yayılmaya başladı. Bundan dolayı Kaşıkçı meselesi, bazı Arap ve yabancı gazeteler, haber ajansları gibi basın kuruluşlarının ve Twitter paylaşımları üzerinden bireylerin kazanç kaynağına dönüştü. Öyle ki bugün ortaya çıkan bir haber, ertesi gün aynı kaynak tarafından yalanlanıyor. Bir musibet bin nasihatten iyidir. Çünkü Suudi Arabistan’a zarar vermek isteyenlerin maskesi düştü. Ortaya attıkları bütün deliller, yanlış ve çelişkili olup doğru değildir.
Soruşturmanın kesin sonuçları, Kaşıkçı’nın kaçırılması olayının kısa vadeli bir hedef olmayıp uzun vadeli bir hedef olduğunu gün yüzüne çıkaracaktır. Çünkü günden güne Kaşıkçı’nın kaçırılmasıyla bağlantısı olan üçüncü bir tarafın olduğu keşfedilmeye başlandı. Bunun kanıtı ise Suudi Arabistan’a yönelik şiddetli suçlamalarda meydana gelen azalmadır. Gelecek günler, bu üçüncü tarafı ortaya çıkaracaktır. İşte o zaman Bahreynli Şair Tarafe bin el-Abd’ın söylediği aşağıdaki mısrayı söyleyeceğiz:
Günler, bilmediğin şeyleri sana öğretecek
Sormadığın kimseler sana haber getirecek
Alış-veriş yapmadığın kimseler sana haber nakledecek
Sana haber getirmeleri için bir zaman belirlenmedi