Tabka Barajı Suriye’de kapsamlı bir çözümü bekliyor
Fırat Barajı’nın Genel Müdürü 59 yaşındaki Hikmet Hasve, geçen sene Mayıs ayındaki savaşta DEAŞ’ın barajın merkezi komutasına nasıl ateş açtığını ve elektrik tesisini nasıl havaya uçurduğunu anlatıyor. “O sırada istasyon tamamıyla hizmet dışı kaldı ve baraj büyük bir risk altındaydı” diyen Hasve, Şa
Fırat Barajı’nın Genel Müdürü 59 yaşındaki Hikmet Hasve, geçen sene Mayıs ayındaki savaşta DEAŞ’ın barajın merkezi komutasına nasıl ateş açtığını ve elektrik tesisini nasıl havaya uçurduğunu anlatıyor.
“O sırada istasyon tamamıyla hizmet dışı kaldı ve baraj büyük bir risk altındaydı” diyen Hasve, Şark’ul Avsat’a şunları söyledi: “O zaman, bakım işçileri ve baraj çalışanları bu tesisi kurtarmak için muazzam çaba harcadı. Bugün, herkes 2011 öncesinde olduğu gibi barajın doğal kapasitesine geri dönmesini istiyor.”
Tabka Barajı olarak da bilinen Fırat Barajı, Suriye’nin en önemli barajlarından biri ve ülkenin ilk hidroelektrik santrali. Yaklaşık 60 m. yüksekliğe ve 4.5 km uzunluğuna sahip.
Hikmet Hasve, 1982 yılında Halep Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra, barajda çalışmaya başladı ve Fırat Barajı’nın Genel Müdürü oldu. Baraj, DEAŞ’tan kurtarıldıktan sonra, birkaç eski elemanla çalışmaya geri döndü ve barajı çalıştırabildi.
Geçen yıl Eylül ayında üçüncü birim çalışmaya başladı. Hikmet geçtiğimiz yılın sonunda birinci birimin de çalışmaya başladığını söyledi. Hikmet, “8 hidroelektrik pompadan günde 24 saat çalışan üç birim var” dedi.
Hükümet görevlilerin geri dönüşü
2010 yılında Halep Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan 33 yaşındaki Mühendis Ali el-Ravi mezun olduğu yıl Fırat Barajı’nda çalışmaya başlamış. “Şu anda, göl günde iki saatten fazla beslenmiyor ve her birim 105 ila 110 MW arasında elektrik üretiyor” dedi. “Her saniye için 250 metreküp suya ihtiyaç var” diyen mühendis, Esed Gölü’ndeki su miktarının bütün birimleri çalıştırmak için yeterli olmadığını söylüyor.
Ravi’ye göre 2010 yılından önce 80 km uzunluğunda, 5 km genişliğindeki göl 14 milyar metreküp su depolama kapasitesine sahipti. Ancak bugün iklim şartlarındaki değişiklik ve kışın az yağmur yağmasından dolayı göldeki su miktarı yarıya indi. Ayrıca Türk hükümetinin Fırat nehrinin menfezlerini kapatmayı düşündüğünü belirten yetkili “bugün 8 birimi hizmete soksak bile onu çalıştıracak yeterli su yok” dedi.
Bölgedeki güvenilir kaynakların bildirdiğine göre, Tabka mahalli idaresi ile barajın tamiri ve bakımı için buraya mühendislerden oluşan bir ekip gönderen Esed rejimi arasında görüşmeler yapıldı. Görüşmelerde rejim heyeti, rejime ait güvenlik birimleri tarafından korunmak istedilerse de mahalli idare ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bunu reddederek asayiş ile koruma garantisi verdiler.
Kaynak, Suriye hükümeti Su Kaynakları Bakanlığı’na bağlı baraj müdürlüğünün barajın merkezinde bir ofis açtığını doğruladı ve “hükümet çalışanlarının çoğunun işe geri döndüğünü” söyledi.
Tabka mahalli idare yönetimi yaptığı açıklamada, baraj yönetiminde rejim görevlilerin çalışmaya devam ettiğini açıkladı ve “Kuzey Suriye’nin elektrik ihtiyacını karşılayan barajın ulusal bir servet olan olduğu bu nedenle barajın eski çalışanlarının barajı idare etmesinde bir sakınca görmediklerini söyledi.”
Fırat Barajı’nın güneyinde bulunan Tabka, ABD liderliğindeki Koalisyon tarafından desteklenen SDG kontrolünde bulunan bir şehir olarak rejimin elinde bulundurduğu bölgelerle temas noktası sayılıyor.
Barajın rehabilite edilip yeniden çalıştırılması için eski baraj çalışanların ve uzmanların işe geri dönmeleri konusunda mahalli idarelerle anlaşıldı.
Kaynak, iki taraf arasında siyasi değil hizmete yönelik bir anlaşma yapıldığını söyleyerek mahalli idarenin ulusal servet sayılan barajın rejim elemanları tarafından koordineli bir şekilde yönetilmesinin bir sorun teşkil etmediğinin vurgulandığını belirtti.
Rejimin geri dönmesiyle ilgili korkular
Tabka şehrinin merkezindeki ilk dükkanı işleten 62 yaşındaki Said el- Ulyan, televizyonda SDG ile rejim arasında gerçekleşen haberleri televizyon ekranından dikkatle izliyor.
Ulyan bu adımı, Esed’in Suriye’nin bütününü ele geçirme çabası olarak görüyor. Şarku’l Avsat’ın sorusu üzerine Dera ve Kunaytradan sonra sıra İdlib’e mi gelecek diye soruyor ve Esed yönetimine geçirilmesi için Tabka’nın da müzakerelerde ele alınacağının insanlar arasında konuşulduğunu ifade ediyor.
Tabka’da süt ve peynir ürünleri satan bir dükkanı olan Ulyan “rejimin birkaç gün önce Tabka’nın merkezine bir emniyet merkezi kuracağını öğrendik” diyor.
Tabka, Rakka idaresine bağlı bir şehir olarak Fırat nehrinin güney kıyısında bulunur. Tabka, Rakka şehrinden sonra ikinci büyük şehir. Şehir, ikiye ayrılıyor. Birincisi eski Tabka adıyla bilinen Tabka’nın merkezi, diğeri de 1968’de Fırat Barajı’nın kurulmasından sonra Devrim adıyla bilinen yeni kent. Burası Esed karşıtı 2011 gösterilerinde sokağa çıkılan şehirlerden biri. 35 yaşındaki Azzam bu gösterilere katılan kişilerden biriydi.
Eczacı Azzam, o yıllarda muhalif faaliyetlerini nasıl rejim tarafından tutuklanma korkusuyla yürüttüklerini anlatıyor. O, Özgür Suriye Ordusu diğer örgütleri hakimiyeti altına alınca şehrin sakinlerine tıbbı yardımda bulundu. 2014 yılının başında DEAŞ’ın bölgeyi ele geçirmesiyle işi tehlike girdi ve Haseke’ye doğru kaçtı. Bölge 2017’de Koalisyon güçleri tarafından ele geçirilince doğduğu yer alan Tabka’ya gelerek buraya bir eczane açtı.
Azzam, Şarku’l Avsat’a Tabka halkının 8 yıldır süren savaşta kendi fikirlerine yakın yapılara meylettiklerini ifade ederek şunları söyledi: “Herkes kendi fikrine en yakın olana meylediyor. Şu çarşıda gezen insanlara bakın. Kadın olsun, erkek olsun onların kıyafetlerinden ve yüzlerinden görüşlerini tanımak çok kolay.”
Azzam bazılarının İslami hareketlere bağlılıklarını gizlemediğini bazılarının ise 2011 öncesi sisteme geri dönmek istediklerini belirterek şunları söylüyor: “ Bazıları hala rejim kurumlarından maaş almaya devam ediyor, bazıları ise SDG ile irtibatlı. Suriye’de genel olarak sorunlar çözüme kavuşana kadar Tabka’nın bu şekilde mahalli idareyle yönetilmesi en iyisi.”