Tahran füzeler ve bölgesel müdahale konusunda müzakereyi reddederken Yemen müzakeresini bunun dışında tutuyor

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, İran’ın Avrupa’nın bölgesel rolü ve balistik füzeler meselesindeki taleplerini kabul etmemekle birlikte Yemen konusunda müzakereye açık olduğunu duyurdu. Bu, üstü kapalı bir şekilde Tahran’ın Yemen’in içişlerine karıştığının itirafıdır. AB Dış Politika s

Tahran füzeler ve bölgesel müdahale konusunda müzakereyi reddederken Yemen müzakeresini bunun dışında tutuyor

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, İran’ın Avrupa’nın bölgesel rolü ve balistik füzeler meselesindeki taleplerini kabul etmemekle birlikte Yemen konusunda müzakereye açık olduğunu duyurdu. Bu, üstü kapalı bir şekilde Tahran’ın Yemen’in içişlerine karıştığının itirafıdır. AB Dış Politika sorumlusu Federica Mogherini, bir toplantıda ABD’nin anlaşmadan çekilmesinin Avrupa ülkelerinin güvenliğine olacak yansımaları konusunda uyardı.

Pekin’deki yetkililer dün, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Amerika’nın çekilmesinin ardından çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalan nükleer anlaşmayı kurtarma çalışmaları kapsamında önümüzdeki ay Çinli ve Rus mevkidaşları ile birlikte bir zirveye katılacağını açıkladı.

İranlı yetkilinin bu açıklaması, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun stratejisini açıkladığının bir hafta sonrasına denk geliyor. Söz konusu stratejide, kapsamlı bir anlaşma için İran’ın uygulaması gereken 12 şart yer almakta. Şartlar arasında İran’ın Husi milislere yardımı kesmesi ve Yemen’de etkinlik kurmaktan vazgeçmesi de yer alıyor. Terör örgütlerine ve Husi milislere yardımı sonlandırmanın yanı sıra Devrim Muhafızları’nın dış kolu olan Kudüs Güçleri’nin faaliyetlerinin durdurulması da isteniyor.

Arakçi bu konuda şu ifadeleri dile getirdi: “Macron ve diğerleri, füzeler ve diğer meseleleri ele almayı isteyebilir. Ancak müzakerelerde iki taraf vardır. Eğer İran’ın isteği yoksa müzakereler de olmaz. Defalarca söyledik, nükleer anlaşma başka meseleleri kapsamıyor diye. Ne füzeleri ne de bölgeyi. Yemen haricinde hiçbir konuda müzakereye taraf olmayacağız.”

Bu açıklama ile İran ilk kez bölgesel konulardan birini nükleer anlaşmaya dâhil etmeyi onaylamış oluyor. İran’ın nükleer müzakerelerden sorumlu dışişleri birimi, balistik füzeler ve bölgesel rol konusunda müzakere yapmayı reddediyor.

Geçtiğimiz 9 Şubat’ta Arakçi, nükleer anlaşmanın başarısı ile ilgili başka meseleleri tartışmış ve Reuters haber ajansına, “İran’ın Ortadoğu’daki etkinliğinin nükleer anlaşma ile bir ilgisi yoktur” demişti.

Ülkesinin nükleer anlaşma konusundaki tutumunu Arakçi şu sözleri ile değerlendirdi: “Ülkem, anlaşmada kalmak için de çıkmak için de bedel ödemek zorunda. Nükleer anlaşma başından beri önemli ulusal bir konuydu. Ancak ne yazık ki zamanla ulusal bir meseleden iç anlaşmazlıklar meselesine dönüştü.”

Arakçi aynı şekilde İran’ın anlaşmadan çekilmesine dair senaryodan da bahsetti ve şöyle dedi: “Ağır maliyetleri var. Bizim ulusal bir uzlaşma içerisinde olmamız ve bu bedeli ödemeyi kabullenmemiz gerekir. Anlaşmada kalmaya razı olursak da yine aynı şekilde ağır maliyetlere sebep olacak.”

Dün Brüksel’de düzenlenen AB Dışişleri Bakanlar toplantısında Amerika’nın anlaşmadan çekilmesinin Birlik ülkelerinin ekonomik ve stratejik çıkarlarına olan yansımaları tartışıldı.

AB Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini, her koşulda anlaşmada kalmak gerektiğini savundu. Ancak aynı zamanda “Kimse bu işin kolay olacağını zannetmesin. Ancak biz bunu yapmaya kararlıyız” açıklamasını yaptı.

Mogherini, Avrupa’nın ısrarındaki tek amacın maddi kazanımlar olmadığını öne sürdü ve bu konuda gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Nükleer anlaşmanın ekonomik çıkarlardan ziyade AB’nin güvenlik çıkarları ile ilgisi var. İran ile nükleer bir anlaşmanın olmaması durumunda bölgenin yani Avrupa’nın güvenliğinin tehlikede olacağına inanıyoruz. AB, nükleer anlaşmanın Birlik ülkelerinin ve ABD’nin ortaklaşa korkularının üstesinden gelmenin en iyi yol olduğu konusunda hemfikir.”

Mogherini, AB’nin adımların işbirliği içerisinde atılmasını sağlamak için üye ülkeler arasında bir iletişim ağı kurmak suretiyle anlaşmanın korunması için çalıştığını belirtti. Ardından Avrupa ülkelerinin anlaşmanın korunması ile ilgilendiğini ve bu inşaatın sürdürülebilmesini mümkün gördüğünü ekledi.

Belçika Dışişleri Bakanı Didier Reynders, anlaşmanın sembolik önemine dikkat çekti. Reuters haber ajansının aktardığına göre bunun AB’nin gücünü ortaya koyduğuna ve gelecekte özellikle Kuzey Kore ile benzer anlaşmaların imzalanması için yol hazırlığı mahiyetinde olduğuna işaret etti.
Öte yandan Çin Dışişleri Bakanlığı dün, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Çinli ve Rus mevkidaşları ile nükleer anlaşmayı masaya yatırmak üzere önümüzdeki ay Şangay’da düzenlenecek zirveye katılacağını açıkladı.

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin ifadesine göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 9-10 Haziran’da Qingdao’da düzenlenecek ‘Şangay İşbirliği Örgütü’ toplantısı vesilesiyle Ruhani ile bir araya gelecek. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılacak.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, iki hafta önce Trump’ın çekildiğini duyurmasından sonra Moskova ve Pekin’i ziyaret etmiş ve döndükten sonra ayrıntı vermeden yoğun müzakerelerde bulunduğunu açıklamıştı.

Çin, İran’ın en önemli ticari ortağı ve en büyük petrol müşterilerinden biri olarak kabul ediliyor. Çin, Amerika’nın tutumuna rağmen Tahran Hükümeti ile ilişkilerini sürdürmeye niyetli olduğunun altını çizdi.

Tahran’daki gözlemciler, Çin’in Donald Trump yönetiminin baskıları altında İran ile olan ticaretinde biraz geri adım attığını düşünüyor.

Fransız haber ajansı, Amerikalı şirketlerin ve Avrupalı rakiplerinin ABD’nin cezai uygulamalarına maruz kalmaktan korkarak olası çekilmelerinin bıraktığı boşluğu doldurmak için Çinli şirketlerin İran’daki faaliyetlerini yoğunlaştırabileceğini düşünüyor.
Reuters’ın haberine göre Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Chang Han, gazetecilere verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “İkili ilişkileri geliştirmek ve anlaşmayı gözetmek adına Çin ve İran arasında güçlü bir fikir alışverişinin olmasını ümit ediyoruz. İki taraf arasındaki ortak projelerde büyük bir aksaklığın meydana gelmesini nasıl önleyebileceğimizi tartışmak için birlikte çalışmak zorundayız.”

İran, tam üye olmak için uzun uğraşlar vermesine rağmen Şangay İşbirliği Örgütü’nün gözlemci üyesi olarak kaldı. İran Hükümeti’nin geçtiğimiz yıllarda daimi üyelik sandalyesine oturmak için gösterdiği çabalar sonuç vermedi. Bu durum, geçen yıl Hasan Ruhani’nin dış politikadaki başarısızlığına yoruldu.

Güvenlik ve ticaret ile ilgili bu bölgesel blok, 4 eski Sovyet Cumhuriyeti’nin yanı sıra Pakistan ve Hindistan gibi iki yeni üyeyi de barındırıyor.

Vang’ın ifadesine göre zirvede üç şer odağıyla yani terör, ayrılıkçılık ve aşırılıkla savaşmak için 3 yıllık bir plan ve siber güvenlik ihlalleri ve uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelede işbirliğinin güçlendirilmesi konusu ele alınacak.

Vang, Çin’in dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan Örgüt’ün üyelerinin pazarlarını birbirine bağlayan ‘çok taraflı ticaret düzeninin iyileştirilmesi’ meselesini ortaya atacağını ekledi.

Resmi Xinhua haber ajansına göre Çin, 2016 yılında Örgüt’e bağlı bir serbest ticaret bölgesi kurulması fikrini ortaya atmıştı. Ancak Vang, bu konunun zirvenin gündeminde yer alıp almayacağına dair bir açıklamada bulunmadı.