Tahran ve Paris aralarındaki gerilimi düşürmeye çalışıyor
İran- Fransa arasında ortaya çıkan son gerilime rağmen Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daha önce söylendiği gibi önümüzdeki yılbaşında Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Henüz doğrulanmamış bu ziyaret gerçekleşirse 1976’dan bu yana Fransa’nın İran’a gerçekleştirdiği ilk resmi
İran- Fransa arasında ortaya çıkan son gerilime rağmen Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daha önce söylendiği gibi önümüzdeki yılbaşında Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.
Henüz doğrulanmamış bu ziyaret gerçekleşirse 1976’dan bu yana Fransa’nın İran’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret olacak. Humeyni devriminden önce eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard D’estaing İran Şah’ıyla görüşen son üst düzey yetkili olmuştu.
İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani ise 2016 yılında Fransa’ya gitmişti. Ruhani’nin halefi Muhammed Hatemi ise 1999 ve 2005 tarihlerinde Paris’i iki kez ziyaret etti.
İki devlet arasındaki gerilim geçen hafta net bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen taraflar gerilimi gidermek için çaba sarf ettiler. Bu bağlamda önceki gün Ruhani ve Macron bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek birçok konuyu ele aldılar. Elysee sarayından genel ifadelerle yapılan açıklamaya rağmen Ruhani telefonda görüştükleri konuyu geniş bir şekilde basına açıkladı.
Lübnan’daki krizin sebebi Hizbullah
Fransız haber kaynakları Cumhurbaşkanı Macron’un Lübnan’da istifa eden ve bugün Beyrut’a gelen Saad Hariri krizini önlemek amacıyla bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söylediler. Fransız cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar Lübnan’ı bölgedeki çekişmelerin etkisinden uzak tutmak için bu görüşmelerin sürdürüleceğini aktardı. Kaynağa göre Saad Hariri’nin istifasının arkasındaki en temel sebep de Hizbullah’ın baskıydı.
İran, gerilimi azaltmak istedi
İran yaptığı açıklamada Fransa ile gerilimi azaltmak istediğini açıkladı. Bu gerilim, Ali Ekber Velayeti’nin danışmanının hem Macron’un İsviçre’de yapılan toplantıda söyledikleri hem de Fransız Dışişleri Bakanının son Suud gezisinde yaptığı açıklamalara verdiği cevap sonrası oluşmuştu. Fransız kaynaklar, Tahran’da birbiriyle çelişen iki siyasi çizginin yansıması olarak ton farklılığını da göz ardı etmiyor.
İran Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamanın içeriğinde Ruhani’nin Fransız tarafını, bölgede hakimiyet kurmayı amaçlamadığını ikna etme çabaları olarak görülüyor. İran’ın Suriye ve Irak’ta bulunma nedeni ise terörle mücadele etme daveti üzerine gerçekleştiğini ifade eden Ruhani, bölgenin güven ve istikrarı için çabaladıklarını açıkladı.
Ruhani’den hassas bir üslup
Ruhani, Fransa’nın uluslararası ve bölgesel güçler karşısında Fransa’nın bağımsız duruşuna atıfta bulunmaksızın hassas bir üslupta konuştu. Ruhani şöyle dedi; “ Fransa bölgede bağımsızlığını koruyabilir. Eğer objektif davranırsa bölgede önemli bir rol üstlenebilir.” Aslında Ruhani’nin söylemeye çalıştığı şey Fransa’nın BM, Amerika ve Körfez ülkelerine işaret ederek bağımsız politikalar üretemediği.
Bu açıklamalarla Ruhani bir yandan Fransa’nın İran’ın balistik füzeleriyle ilgili tutumuna diğer yandan İran’ın bölgedeki siyasetine vurgu yaptı.
Ruhani’nin Paris konusundaki tutumu çelişkili unsurlar barındırıyor. Bir yandan Fransa’yı ve AB’yi nükleer anlaşmanın sürdürülmesi konusundaki tutumlarından dolayı övüyor, diğer yandan anlaşmaya maddeler ekleme ya da çıkarmanın sorunlara yol açacağı konusunda adı geçen devletleri uyarıyor.
ABD ve Fransa’nın tutumu birbirine yakın
Aslında Fransa ile İran arasında temel sorun İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili. Bilindiği gibi bu konuda Fransa’nın tutumu Amerika’nın tutumuna çok yakın. Hatta Fransa, Tahran’a balistik füze konusunda yeni yaptırımlar uygulayabileceği açıklamasına kadar gerilimi ilerletti.
İran’ın Hizbullah’ın Lübnan’daki konumuyla ilgili tutumuna gelince silah ve parayla desteklediği bu örgütün doğal olarak yanında yer alıyor. Bu konuda Ruhani şunları söyledi, “ Hizbullah Lübnan’ın bir parçasıdır ve Hizbullah, İsrail’den gelen tehditlere karşı halkını savunmaktadır.”
Fransa denge siyaseti izliyor
Son günlerde Fransa, Tahran konusunda tutum değişikliği yapmasına rağmen diyalog kanallarını kapatmadı. Aslında Fransa siyasi ve stratejik yaklaşımları ile ekonomik çıkarları arasında kalmış durumda. Aynı şekilde Amerikan siyasetine yakın olmakla özgür olmak arasında kaldığı gibi. Bu nedenle Fransa bu çelişkiler ortasında denge siyaseti kurmaya çalışıyor.