Tahran’da İran’ın Suriye’deki rolünün biteceğine dair endişeler hüküm sürüyor

İran medyası, geçtiğimiz günlerde İran’ın Suriye’deki varlığına son verme zamanının yaklaştığına dair yaydığı söylentiler sebebiyle Rusya’ya karşı ağır eleştiri dalgası başlatırken İran Silahlı Kuvvetler Sözcüsü General Mesud Cezayiri dün, İran kuvvetlerinin yakında Suriye’den çekileceğine dair bir

Tahran’da İran’ın Suriye’deki rolünün biteceğine dair endişeler hüküm sürüyor

İran medyası, geçtiğimiz günlerde İran’ın Suriye’deki varlığına son verme zamanının yaklaştığına dair yaydığı söylentiler sebebiyle Rusya’ya karşı ağır eleştiri dalgası başlatırken İran Silahlı Kuvvetler Sözcüsü General Mesud Cezayiri dün, İran kuvvetlerinin yakında Suriye’den çekileceğine dair bir planın olmadığını söyledi ve Amerikan güçlerinin Suriye topraklarından çıkarılmasını talep etti. İran Dışişleri Bakan Danışmanı Hüseyin Şeyhülislam ise İsraillilerin T-4 üssüne yapılan saldırının ardından Ruslara bu olayın tekrar etmeyeceğini ilettiğini belirtti. Bu, İran ve İsrail’in arasını düzeltmek için Rusya’nın aracılık yaptığına işaret etmekte. Öte yandan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ali Şemhani, İran ve İsrail’in Amman’da müzakere yürüttüğüne dair haberleri inkâr etti ve ‘Suriye ve Irak’a güvenliğin geri dönmesini, İsrail’in altın güvenliğinin sonunun yaklaştığını haber veren bir uyarı zili’ olarak değerlendirdi.

Cezayiri, Amerikan güçleri ve bölgedeki müttefiklerin itirazına rağmen İranlıların varlık göstermesi için ‘hükümetten ve Suriye halkından talep geldiğini’ ifade etti. Tesnim haber ajansının aktardığına göre İranlı yetkili, İran güçlerinin Suriye’den çekilme olasılığını şu sözlerle yalanladı: “Suriye ve İran arasında derin ve tarihi stratejik ilişkiler mevcut. Kim tarafından olursa olsun hiçbir tahrikten etkilenmez.” Cezayiri, İran destekli milislerin İsrail sınırlarına yakın bir noktada mevzilendiğine işaret etti ve şöyle dedi: “İsrail ve ABD, mevcut durumu değiştirmek için her kapıyı çalıyor ancak bu durum değişmeyecek. Biz, Suriye ve diğer bölge ülkelerinin istikrarının herhangi bir yabancı güç tarafından tehdit edilmediği o günleri gözlüyoruz.” Cezayiri’nin bu açıklamaları, Rus Hmeymim Üsssü’nün Facebook sayfasında Suriye’nin güneyi konusunda imzalanan bir anlaşmayı ilan etmesinden sonra geldi. Paylaşımda açık bir şekilde bölgede Suriye hükümet güçlerinden destek alan İran güçlerinin çekileceği ve anlaşmanın birkaç gün içinde uygulamaya sokulmasının beklendiği ifade ediliyor.

Cezayiri, İsrail ve Rusya arasında İran güçlerini Suriye’nin güney bölgelerinden uzaklaştırmak için yapılan anlaşmaya dair bir yorumda bulunmadı.

İran’ın Güney Suriye’deki varlığını bitirmeye yönelik bir İsrail-Rusya anlaşmasının ilanı, İran medyasında Moskova’ya karşı geniş bir öfke uyandırdı. Bu gelişmeler, İranlı yetkililerin yapılanları değersizleştirmeye meylettiği ve İran’ın o bölgelerdeki varlığına itiraz getirdiği bir zamanda yaşanıyor.

Hasan Ruhani yönetimine yakın Sazendegi gazetesi dün, ilk sayfasına Suriye rejiminin lideri Beşşar Esed’in fotoğrafını koydu ve manşetinde Esed’in İran’dan vazgeçip geçmediğini sorguladı. Gazetenin soruları, Esed’in Arap zirvesine tekrar katılacağına ve konumunu devam ettirmesi için İsrail’e yeşil ışık yaktığına dair söylentilere kadar vardı. Ardından yeni Rusya-Suriye stratejisinde Putin’in rolü sorgulanırken Beşşar Esed’in savaştan önceki siyasetine dönmesi durumunda neler olacağına cevap arandı.

Hükümetin sözcülüğünü yapan İran gazetesi ise, İran güçlerinin Suriye’deki geleceğine dair soruların cevabını İran eski Şam Büyükelçisi ve hâlihazırda Dışişleri Bakanı Danışmanı olan Hüseyin Şeyhülislam’da aradı. İranlı diplomat, İran ve Rusya arasında son günlerde tırmanan gerginliği azaltmaya çalıştı ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in İran’ın rolü hakkındaki savunusuna dayanarak topu Suriye Hükümeti’nin sahasına yolladı. Ardından İran’ın Suriye’deki varlığının ‘uluslararası kanunlara ve BM sözleşmesine uygun olduğunu zira Suriye Hükümeti’nin isteğiyle gerçekleştiğini’ iddia etti ve şu ifadeleri kullandı: “Kimin gidip kimin kalacağına Suriye Hükümeti karar verir; bir başkası değil. Bunun için Suriye ve İran hükümetleri istediği sürece danışıklı adımlar devam edecektir.”

Şeyhülislam, Suriye’de yabancı güçlerin varlığı konusunda Tahran ve Moskova arasında bir ayrışmanın olduğunu yalanladı ve ‘Amerikan güçleri için ne Suriye hükümetinden izin ne de BM’den bir karar çıkmadığına bundan dolayı yasadışı olarak orada bulunan güçlerin ayrılması gerektiğine’ dikkat çekti.

Rusya ve İran arasında Amerikan güçlerinin çekilmesi konusunda bir görüş birliği olduğunun altını çizmekle birlikte aynı zamanda ‘Rusya’nın da Suriye’nin içişlerine karışmaması gerektiğini’ ifade etti.

Şeyhülislam, T-4 üssüne yapılan ve aralarında drone uçağındaki bir uzmanın da yer aldığı İranlı yetkililerin ölümüne sebep olan saldırıdan sonra İsrail ile çatışma senaryolarının tekrar edeceğine ihtimal vermedi. Konuşmasının devamında Rusya’nın İsrail ile İran arasında arabuluculuk ettiğini ima ederek şu sözleri dile getirdi: “İsrail, Ruslara T-4 sonra yapılan hataları tekrar etmeyeceğini iletti ve konu kapandı.”

İranlı yetkilinin açıklamaları, Suriye ve Rusya’nın son günlerdeki yakınlaşmasının İran’ın hırslarının sonunu getireceği konusunda Tahran’da yaşanan endişeyi yansıtıyor. Bu durum, İran’ın geri dönülmez bir stratejik ortaklığın içerisine girdikleri konusunda ısrarcı olduğu bir müttefikinden öldürücü darbeyi yiyeceği anlamına geliyor. Bununla birlikte Tahran’da birçok kişi Tahran’ın açgözlülükte çok ileri gittiğini düşünüyor. Buna göre İran ağır Rus varlığının gölgesi altında belki ekonomik ayrıcalıklar elde edebilir ancak şüphesiz uluslararası denklemde başka bir kartı kaybedecektir.

Şeyhülislam, Rusya’nın Suriye’deki rolüne ve İran’ın rolünün ortadan kalkmasına bir gerekçe bulmaya çalıştı ve İran’ın rolünün birkaç etkene dayandığını ve BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye rejimi lehine üç defalık veto hakkını kullanmanın da bunlar arasında yer aldığını söyledi. Devamla Rusya’nın askeri güçlerini İran için değil bölgesel ve ulusal çıkarları gereğince gönderdiğine dikkat çekerek ortak çıkarlar etrafında işbirliğinin sürmek zorunda olduğunun altını çizdi.

İran’ın özellikle yeniden yapılanma aşamasındaki rolü hakkında Şeyhülislam, “İran para almak için değil ülkenin güvenliğini korumak için bu işe soyundu” dedi. Ardından bu açıklamaların, İran’ın Suriye’nin yeniden inşasında bir rol almak istemediği anlamına gelmediğini ekledi ve Tahran’ın Suriye’de geniş ekonomik faaliyetlerde bulunacağına işaret ederek İran şirketlerinin Suriye’deki su ve elektrik projelerinin yüzde 50’sinin yanı sıra petrol rafinerilerini, buğday ambarlarını ve SAIPA otomobil şirketinin fabrikalarını aldığını belirtti.

Öte yandan Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani dün, İran medyasındaki tartışmaya yorum yaptı ve İsrail’in T-4 üssüne yaptığı saldırıya Suriye ordusunun ‘karşı atakta’ bulunmasından ötürü gurur duyduğunu dile getirdi ve şöyle dedi: “Bu saldırı Suriye Hükümeti’ne İsrail’e karşı durma konusunda güven verdi. Bölgede bir güç dengesi kurmak için direnç eksenin gücü önemlidir.”

Ali Şemhani dün yaptığı açıklamada İran’ın Ürdün’de İsrail ile müzakere yürüttüğünü inkâr etti. Bu inkâr, geçen hafta tarafların Amman’da bir araya geldiğine dair ortaya atılan raporlara cevap niteliğindeydi. Daha sonra Suriye ve Irak’a güvenliğin geri gelmesi ile İsrail’in altın güvenliği için bitiş zilinin çalacağını ifade etti.

Bu haberler, İsrail ile Rusya arasında İran güçlerinin Güney Suriye’den çekilmesi konusunda bir strateji geliştirdiklerinin ve İsrail’in bunun karşılığında Beşşar Esed rejimini kalmasını kabul ettiğinin ilanı ile aynı zamana denk geldi. Bu bağlamda Şemhani, önceki gün İran’ın Suriye’nin güneyindeki varlığını inkâr etmişti. İran medyası bu açıklamayı İran güçlerinin o bölgelerden çekilmeyi üstü kapalı olarak kabul etmesi olarak yorumladı.

İran medyası Rusya’yı DEAŞ’ın çökmesinden sonra Suriye’deki kazançları tekeline almak için yeni bir oyun başlatmak ve İsrail ve ABD ile yakınlaşarak ‘İran’a ve direnç eksenine ihanet etmek’ ile suçladı.

Reformcu Kanun gazetesi Tahran’ın müttefiki Ruslara yönelik sert eleştirilerde bulundu. Dün ilk sayfasında Rus Başkan Vladimir Putin’in resmini yayınlayarak ‘Hile’ başlığını atan gazete, Rusya’nın BM temsilcisinin İran’ın Suriye’deki güçlerine dair İsrail ve Rusya arasında yapılan anlaşmaya ilişkin açıklamalarını aktardı.

Gazete, İranlı yetkililerden Rusların bu adımına cevap vermesini istedi ve şu ifadeleri kullandı: “Yetkiler Batı ve Amerikan açgözlülüğünü yuhalayıp İsrail’e karşı çıktıkları gibi Rusların bu yaptıklarına da karşılık vermeli ve net bir şekilde ‘ne Doğu ne Batı’ ilkesine göre hareket etmeli. Yetkililerin devrim kurucusunun yolunda ilerlemesi ve onun öğretilerine göre iş tutması gerekir. Tabi içerideki Rusofiller (Rusya yanlıları) izin verirse.”

Gazete, başyazısına şu sözlerle devam etti: “Anlaşma, Rusya’nın DEAŞ sonrasında İran’dan vazgeçmesi ve İran’ın baş düşmanı Siyonistler ile anlaşmalar imzalayarak Suriye’de akan kanı görmezden gelmesi şeklinde değildi. Ama görünene bakılırsa Rusya’nın kadim vefasızlığı bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. İhaneti tekrarlamayı aklına koymuş.” Gazeteye göre, son günlerde bazı Rus yetkililer, İran güçlerini Suriye’den çıkarmaya dönük çabalarını sürdürüyor ve İran buna itiraz ediyor.

Gazete, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in Astana süreci ve İran güçlerinin varlığı konusunda yaptığı son açıklamalarını, İranlı danışmanların varlığına dair üstü kapalı bir savunma olarak değerlendirdi. Bununla birlikte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’ın çekilmesi koşuluyla Beşşar Esed’in kalmasını kabul edeceğine dair açıklamalarını ise ‘İran’ı direnç sahasından uzaklaştırma çabaları’ olarak gördü ve şu ifadelere yer verdi: “Düşmanlar, İranlı savaşçıların fedakârlıkları karşısında hedeflerine ulaşamayınca sindirme yoluna başvurdu.”
Gazete İsrail’in tuzağına düşme konusunda uyardı ve İran’ın Suriye’deki rolüne ve bu uğurda stratejik sınırları çizmek için yaptığı harcamalara işaret etti ve şöyle dedi: “Harcamalara bakarak stratejik sınırların İran gücüne göre genişlemesi ve İran halkı adına karar alarak çıkarları peşinde koşan diğer ülkelere izin verilmemesi gerekir.”
Bu esnada Tasnim haber ajansının aktardığına göre Tahran dün, İran Meclis Başkan Vekili Emir Abdullahiyan ve AB Dış İlişkiler Komisyonu Ortadoğu ve İran Sorumlusu arasında bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında yapılan görüşmelere sahne oldu.

Avrupalı yetkilinin temasları, Donald Trump’ın 8 Mayıs’ta çekilmesinden sonra nükleer anlaşmanın sürmesi için AB’nin attığı adımların bir parçası olarak AB ve Tahran arasında Tahran’ın bölgesel rolüne ilişkin yürütülen müzakereler kapsamında geldi.

İranlı yetkili, Amerikan güvenlik güçlerini, ‘DEAŞ liderleri için güvenli bir koruma sağlayarak onları önce Suriye’den Irak’taki askeri üslerine oradan da Afganistan ve Batı Asya bölgelerine taşımakla’ itham etti.

Aktarılan haberlere göre Abdullahiyan Suriye hakkında Avrupalı yetkiliye şu açıklamalarda bulundu: “İran, başından beri Suriye meselesinin çözülmesini istiyor. Şimdi yani DEAŞ’ın yenilmesinden sonra tüm Suriyelilerin katılımıyla özgür bir seçimin yapılabilmesi için ABD de dâhil olmak üzere yabancı güçlerin Suriye’den ayrılması gerekir. İranlı danışmanlar desteğe ihtiyaç olduğu sürece Suriye’de kalacaktır.”