Trump’a karşı Erdoğan
ABD’ye karşı durup da uzun sürede kaybetmeyen bir tane devlet yok. Bu, birçok durumla kendini doğrulamış bir gerçekliktir. Amerika’nın en güçlü silahı askerî olmaktan ziyade ekonomiktir. Türkiye, Almanya ve Çin’den daha güçlü bir ülke değil. İşe bakın ki bu iki ülke, Trump’ı karşılarına almama
ABD’ye karşı durup da uzun sürede kaybetmeyen bir tane devlet yok. Bu, birçok durumla kendini doğrulamış bir gerçekliktir. Amerika’nın en güçlü silahı askerî olmaktan ziyade ekonomiktir. Türkiye, Almanya ve Çin’den daha güçlü bir ülke değil. İşe bakın ki bu iki ülke, Trump’ı karşılarına almamayı tercih ederek müzakere, taviz sunma, gerilimden ve laf dalaşından uzak durma yoluna girdi. Sorun ne? Washington’ın Türkiye’den birtakım talepleri var. Bunlardan en önemlisi de İran ile ticaretini durdurması. Taleplerden en basiti de Türkiye’nin casuslukla suçladığı Amerikalı bir rahibi serbest bırakması.
İran kuşatmasında Tahran’daki rejim için dengeleyici bir rol oynayabilecek üç ana ülke var: Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan. Bu üçünün de ABD ile sıkı ilişkileri olmakla birlikte Türkiye, İran ticaretinin ana koridoru durumunda. Türkiye, Batı sisteminde önemli bir aktör. Zira NATO’ya üye tek Müslüman devlet. Rus-Amerikan anlaşmazlığının artmasıyla, belki de Soğuk Savaş’ın geri dönmesi halinde Rusya ile olası bir karşılaşmada önemli bir etken. Trump, Türkiye’nin bir müttefik olarak alışıldık rolünü oynamasını istiyor. Washington, Türkiye’nin Rusya’dan stratejik savunma silahları satın alırken ticari sahada İran’a açılmasını kabullenmez. Hele de Türkiye bunları yaparken aynı zamanda NATO’da kendisi ile birlikte oturup kendisini dost devlet olarak gösterirken.
Washington ve Ankara arasındaki krizin iki başkent arasındaki stratejik ilişkiler bağlamında bir sınırı var. Buna eşlik eden yaygaraya rağmen ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Erdoğan’ı baskılama hedefinin sembolü olarak Türkiye’ye belirli ‘yaptırımlar’ uygulama kararı aldı. İki Türk bakanın banka hesaplarını dondurdu ve sadece iki Türk ürününe vergi uyguladı. Tabii bu iki büyük adım Türkiye’yi etkiledi: Lira kendi pazarında düştü. Bunun başlıca sebebi siyasidir. Bu ilişkiye ve geleceğine dair karamsarlığa yol açıyor.
Krizin görünen yüzünde bir Türk şeyh ve Amerikalı rahip var. Erdoğan, Trump hükümetini muhalif lider Gülen’e sığınma vermekle itham ediyor. Erdoğan, darbe girişiminin ardından gelen tasfiye sürecinde bu grubu bitirmeye girişti. Trump ise yaptırımları kaldırmak için Türkiye’de tutuklu bulunan Amerikalı rahibin serbest bırakılmasını şart koşuyor. Bana kalırsa medyada bahane olarak sunulmuş olsalar da sorun ne Gülen ne de rahip. Aradaki anlaşmazlık bir süredir tırmanıyor ve bunun çeşitli başlıkları var. Bu meseleler arasında Suriye konusundaki anlaşmazlık, Rusya ile ilişkiler ve Ankara’nın İran ile güçlü ticari ilişkilerinden duyulan rahatsızlık yer alıyor. Bu sonuncusu, İran’ı ticari darboğaza sokma konusunda en ısrarlı isim olan Trump ile yaşanan krizin en tehlikeli sebeplerinden birisi olabilir. Bu iş, İranlıların en önde gelen ticari ortağı olan Türkiye’nin içine sinmiyor.
Trump, Türkiye’nin demir ve alüminyum ihracatına uygulanan gümrük vergilerini ikiye katlama kararı ile sebep olduğu büyük zararlara rağmen endişeli veya telaşlı değil. İşin aslı Trump, diğer Amerikalı siyasetçilerin isteğine muhalefet ederek Erdoğan’a özel bir tavır ortaya koydu. Olaya müdahale ederek İsrail hükümetine baskı uyguladı ve Hamas’ı finanse etmekle suçlanan bir Türk kadını serbest bıraktırdı. Erdoğan’ın Washington’da göstericileri darp etmekle suçlanan korumaları da serbest bırakıldı. Trump, Erdoğan’ı arayıp başkanlık zaferini kutlayan ilk dünya lideriydi. Erdoğan’ın sözünü ettiğinden uzak olarak iki ülke arasında iyi bir ilişki var.
Türkiye, İran gibi bir devrim ülkesi değil. Türkiye’nin değeri ekonomisinden geliyor. İran’da olduğu gibi Devrim Muhafızları’ndan ve terör faaliyetlerinden değil. Türkiye’nin değeri aynı zamanda siyasi ve askeri planda Batı sistemi içerisinde yer almasından kaynaklanıyor.
Türk hükümeti, ABD ile karşı karşıya gelmeye cesaret edebilir mi? Mümkün değil. Türkiye, ekonomik başarısı ile övünen bir ülke. Ekonomisi de İran veya Araplarla değil, Batı ile olan ticaretine dayanıyor. Türkiye, İran’a yönelik ekonomik yaptırımlara karşı duramaz. Bunu Barack Obama başkanken yapmıştı ancak Trump yönetimi İran ile iş tutan tüm devletlere yaptırım uygulayacağına dair daha net mesajlar verdi. Daha önce serbest bırakılan ve Türkiye’nin İzmir şehrinde ev hapsine mahkûm edilen bir rahibin tutuklanması gibi ikincil bir konu da Türk ekonomisinin sarsılmasına değecek bir konu değildir. Trump, baskı uygulamak için rahip kartını kullanıyor. Zira Türkiye rahibi serbest bırakırsa bu işine gelir. Bırakmazsa da ondan yana olup Türkiye’ye serbest bırakılması için yaptırım uygulamasını seçimlerde kendi çıkarı için bir koz olarak kullanabileceğini gayet iyi biliyor. Türkiye’ye gelince; sorun öylece bırakılırsa her iki cephede de kaybeden olacak.