Türkiye, İran ve Irak arasındaki askeri ittifakta işbirliği genişliyor

Türkiye, İran ve Irak, bölgesel savunma ve güvenlik alanlarında işbirliğini arttırmaya giden yolda ilk adım olarak, üçlü bir askeri ittifak kurma konusunda anlaştı. İran Devrim Muhafızlarına bağlı IRNA haber ajansı tarafından yayınlanan bir raporda, bu anlaşma ‘askeri üçgen’ olarak nitelendirildi. R

Türkiye, İran ve Irak, bölgesel savunma ve güvenlik alanlarında işbirliğini arttırmaya giden yolda ilk adım olarak, üçlü bir askeri ittifak kurma konusunda anlaştı. İran Devrim Muhafızlarına bağlı IRNA haber ajansı tarafından yayınlanan bir raporda, bu anlaşma ‘askeri üçgen’ olarak nitelendirildi.

Rapora göre, bu askeri ittifakın kurulma fikri, yakın tarihte gerçekleşen İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri’nin Ankara ziyareti sırasında ortaya atıldı.

Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin Türkiye ziyareti, İran’ın en üst düzey askeri liderlerinden birinin, NATO’ya üye olan bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.

Tarihsel öneme sahip bir diğer ziyaret ise, Türkiye Genelkurmay Başkanı General Hulusi Akar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran’a ziyareti oldu.

Bakıri’nin Ankara’yı ziyaretinden birkaç gün sonra, Iraklı mevkidaşı General Osman Ganimi, yaklaşmakta olan ittifak projesinde Bağdat’ın rolünü görüşmek üzere Tahran’a geldi.

Kaynakların bildirdiğine göre, İran, Irak ve Türkiye’den üst düzey liderler ve Genelkurmay Başkanları, askeri istihbarat değişimi ve hedeflenen ortak operasyonlar konusundaki temellerin atılması için bir dizi toplantı yaptılar.

Ankara ziyaretindeki heyette, askeri eğitim programlarından sorumlu olan General Hasan Bakıri’nin bulunması, İran’ın askeri işbirliğini genişletip, eğitim ve akademik alanlarını da dahil etme isteğine işaret olarak görüldü.

Planlanan üçlü koalisyon, üç komşu ülkedeki güvenlik güçlerinin eğitiminde işbirliğini öngörüyor. Bakıri, Türkiye ve Irak’taki muadilleriyle yaptığı görüşmelerde, savunma ve güvenlik alanlarında akademik düzeyde bir ortak eylem planı önerdi.

Bu plan, yüksek akademik kademelerde görev isteyen askeri öğrencilerin değişimine izin verebilir. Bu değişim, İran’ın, NATO askeri kültürlerini tanıyan subaylar eğitmesine izin verecek.

Bu plan ayrıca, Irak ve Türk ordularının İran askeri ilkelerini ve askeri uygulamalarını doğrudan anlamalarını sağlayacak.
Önerilen koalisyonda, üç ülke arasında kaç eğitimli subayın yer değiştirdiği belli değil.

Bununla birlikte, üç müttefik ülke yetişmiş subayları için de ortak eğitimler düzenleyecek. Bu, birlikte çalışmış yeni nesil subayların kademeli olarak ortaya çıkmasına izin verecek. Böylece birbirlerini daha yakından yakından tanıyıp, diğerinin nasıl düşündüğünü öğrenecekler.

Fars Haber Ajansı’na göre, IKBY’nin bağımsızlık referandumu, uzun süre düşünme gerektirecek bu ittifak sürecini hızlandırdı.

İran ve Türkiye, aralarında birçok ittifak anlaşmalarının olduğu uzun bir tarihe sahip.

Bu anlaşmaların ilki, 1639’da gerçekleşen Kasr-ı Şirin anlaşmasıydı. Anlaşma, Osmanlı İmparatorluğu ile bazen çeşitli Avrupalı güçlerle Türklere karşı ittifak kuran İran arasındaki yüzyıllarca süren çatışmayı da sona erdirdi.

Türkiye ve İran, İstanbul’da hilafetin çökmesinden sonra, ulusal olarak birbirlerini tanıma dönemine girdiler. 1937’de iki ülke arasındaki ortak askeri birliklerin kurulmasını öngören Sadabat Paktı’nı imzaladılar.

Bu anlaşmanın etkisi, Müttefik Kuvvetleri 1941’de İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Rusya’yı istila edip İran’ı beş yıldan fazla işgal edince geçti.

1955 yılında İran ve Türkiye, Irak ile Bağdat İttifakı olarak bilinen yeni bir ittifak kurdu.

Bağdat ittifakı, 1959’da Albay Abdülkerim Kasım’ın liderliğindeki Sovyetler Birliği’ne sadık yeni Irak rejimi geri çekildiğinde çöktü. Bu, İran ve Türkiye’nin, Pakistan’ı yeni üye olarak dahil ettikleri Merkezi Antlaşma Örgütü adı altında yeni bir ittifak oluşmasına neden oldu.

Şu an, İran, Irak ve Türkiye’nin Kürtlerin referandum ile ayrılık girişimleri sonrasında bazı endişeleri oluştu. Aslında, bu askeri açıdan bir tehdit değil. Asıl endişe kaynağı, bölgeden DEAŞ’i temizlemek ve Suriye’deki bataklıktan bir çıkış yolu bulmak.

Geçtiğimiz yıllarda İran ve Türkiye, Suriye konusunda karşıt taraftaydı. Rusya’nın son zamanlarda Suriye’deki gücünü arttırmasıyla, Tahran, Suriye’deki hakim rolünü kaybetme yolunda olduğunu fark etmeye başladı.

Türkiye ve Irak’la askeri ittifakı, İran’ın Suriye’de Rusya ile çatışma riskine girmeden, kaybettiği nüfuzunun bir kısmını geri kazanmasına neden oldu.

Üçlü bir ittifakın kurulması, Bakıri’nin İran siyasetinde kıdemli bir oyuncu olarak yerini ve yetkisini güçlendirecek. Bakıri, aynı zamanda Başkan Trump’ın İran Devrim Muhafızlarının terör örgütü olarak ilan edilmesini düşündüğü bir dönemde, ABD’ye dolaylı bir mesaj göndermiş oldu.

Bakıri’nin mesajı açık, “İran Devrim Muhafızları ve İran Silahlı Kuvvetleri, ülkenin politikalarında önemli ve etkili oyuncular”

İranlı Siyasi Analist Nasır Zamani, “İran, Hamaney sonrası dönemin geçiş safhasına girmiştir. Mollaların bu büyük dönüşümü kendi başlarına halledemeyecekleri kesin. Bu da İran askerlerine devrimin alternatif söylemi olan, dış dünyayla normalleşme yolunun açılmasını sunma imkanı veriyor” dedi.

Genelkurmay Başkanı Bakıri’nin ‘üçlü ittifak’ ı mümkün kılma çabaları, başarısız bir proje olduğu kanıtlanan ‘İslam devrimini ihraç etmek’ yerine, İran’ın ulusal güvenliği ve bölgesel askeri işbirliğini öncelediklerinin göstergesi.