silah

Uluslararası yeni etkinlik çizgilerini çizen bir silah yarışına doğru

ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer silahların sınırlandırılmasına ilişkin eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov arasında imzalanan 1987 tarihli Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekilme niyetini açıklaması, dünyayı yeni bir denklem

Uluslararası yeni etkinlik çizgilerini çizen bir silah yarışına doğru

ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer silahların sınırlandırılmasına ilişkin eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov arasında imzalanan 1987 tarihli Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekilme niyetini açıklaması, dünyayı yeni bir denklem ile karşı karşıya bıraktı.

Cesur ve şaşırtıcı kararlar vermekte tereddüt etmeyen Trump, Rusya’yı, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nı uzun yıllar boyunca ihlal etmekle suçlayarak, “Neden Obama bu anlaşmayı yeniden müzakere etmedi ya da anlaşmadan çekilmedi, bilmiyorum. Bu anlaşmayı yıllardır ihlal ediyorlar. Nükleer anlaşmayı ihlal etmelerine ve bizim izin vermediğimiz silahları yapmalarına müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Trump’ın kararı, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “nükleer silahların çoğalmasının ve terör dengesinin nükleer savaşın olmamasını sağlayacağına dair varsayımı sorgulamasından iki gün önce geldi. Bilakis Lavrov, “Sovyet döneminde ABD ile işbirliği içinde oluşturulan bir nükleer savaşın imkânsızlığı, mevcut koşullarda vurgulanması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, NATO ülkelerinin çalışmaları hususunda konuşan Lavrov, söz konusu ülkelerin Rus sınırlarına silah yığma ve ABD ağır askeri teçhizatının hızla gelişmesini sağlamak için ulaşım altyapısını modernize etme eğiliminde olduklarını söyledi.

Lavrov, bu gelişmeleri Pentagon tarafından kabul edilen yeni ABD nükleer doktrinine bağladı. Söz konusu doktrin, nükleer silahların kullanımını azaltmayı ve bu tür silahları potansiyel bir savaş aracı haline getirmeye yönelik açık bir niyetle çok küçük nükleer silahlar üretmeyi içeriyor. Teoride bu, bu tarz silahların askeri operasyonlardan ziyade sindirme ve karşılıklı caydırıcılık araçları olarak değerlendirildiği tüm mevcut anlaşmaları baltalamaktadır.

Pentagon belgesi, kıtalararası füzelerin, stratejik denizaltıların ve fırlatma rampalarının bileşenlerinin modernleştirilmesin yanı sıra, Washington’un küçük yeteneklere sahip nükleer silahların tasarımına yatırım yapmaya devam edeceğini belirtti.

Kararın nedeni nedir?

Aralarında her ne kadar Trump’ın arkadaşı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’da bulunsa, devlet liderleri tarafından yapılan itirazlar, Tramp’ı kararından vazgeçirmeye ikna etmeyecek. Ayrıca Washington ile Moskova arasındaki anlaşmazlıklar, karşılıklı olarak anlaşmayı ihlal etme suçlamaları ile birlikte devam edecek.

ABD başkanı bu kararı şimdi neden aldı?

İlk olarak, 1987’de Reagan ve Gorbaçov arasında imzalanan anlaşmanın, Sovyet lideri tarafından başlatılan açılış dalgasının tepesinde, Soğuk Savaş’ın son bölümünün yazılmasında belirleyici bir an olduğunu söylemeliyiz. Bu, nihayetinde Sovyetler Birliği’nin ve yörüngesinde dolaşan kampın dağılmasına yol açtı.

1 Haziran 1988’de yürürlüğe giren ve Washington’da imzalanan anlaşma, menzilleri 500 ila 5 bin 500 km arasında değişiklik gösteren binlerce füzenin ortadan kaldırılmasına yardımcı oldu.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre analistler, Trump’ın kararının arkasında, şu anda Moskova’da bulunan Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi yönetimde etkili olan “şahinler” olduğunu söylüyorlar. ABD ve NATO’nun Moskova’ya yönelik anlaşmayı ihlal etme suçlamalarının modası geçmiş ve tekrarlanmış olduğu gerçeğine dayanıyorlar. Analistler, Trump’ın bu adımı atıp onlara anlaşmadan kurtulmak için gerekçe vererek Ruslara hizmet ettiğini düşünüyorlar.

Böyle düşünenlerden biri de, eski bir Dışişleri Bakanlığı görevlisi olan ve şu an Brookings Enstitüsü’nde uzman olarak bulunan Steve Pfeiffer şöyle diyor:

“Anlaşmanın sona ermesi ile birlikte ABD suçlanacak. Rus ihlaline yönelik ABD delilleri gizli olarak kalacak ve açıklanmayacak. Kamuoyu tartışması, karşılıklı suçlamalardan ibaret olacak.”

Antlaşmanın sona ermesinin askeri bakımdan Rusların çıkarına olacağını kaydeden Pfeiffer, çünkü onların şu anda sahip oldukları orta menzilli füzelere ABD’nin sahip olmadığını belirtti.
Pfeiffer, “Durum, en nihayetinde sizi ihtiyacınız olanı üretmeye sevk edecek. Böylece, Washington tarafından yeni bir nükleer silahlanma yarışına başlanacak” dedi.

Askeri bir analist ve diplomat olan eski Pentagon Sözcüsü Tuğamiral John Kirby, kararın Moskova için bazı kazanımlar sağladığını kabul ediyor.

“Bu Putin’e bir zafer kazandırıyor ve yeteneklerinin gelişimini hızlandırmasına izin veriyor” ifadelerini kullanan Kirby, şu durumda anlaşmayı açıkça ihlal edebileceğini söyledi.

Diğer analistler, Moskova ile olan anlaşmadan çekilme niyetinin yalnızca Rusya ile ilgili olmadığını belirtiyor. Bilakis bu bağlamda, Şubat ayında yayınlanan ABD nükleer doktrine geri dönülmesi gerektiğine işaret ediyorlar.

Her şeyden önce, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, nükleer konumun 2010 yılında son gözden geçirilmesinden bu yana, küresel stratejik ortamın değiştiğini ve Kuzey Kore’nin uluslararası toplumu kışkırttığını yazdı. Mattis ayrıca Rusya ve Çin’in, silahları hakkında konuştuklarını ve geleneksel askeri güçlerine ilişkin daha sert önlemler aldıklarını kaydetti.

Mattis, “Gerçekliğe bakmalı ve dünyayı olduğu gibi görmeliyiz; olmasını istediğimiz gibi değil. Bu gözden geçirme, karşılaştığımız tehditlerin ve gelecekteki güvenlik ortamını çevreleyen belirsizliklerin pratik ve gerçekçi değerlendirmesini yansıtmaktadır” dedi.

Yale Üniversitesi’nden Prof. Paul Bracken ise konu hakkında şu açıklamalarda bulundu:

“Rus ve Çin hamleleri, Batı Pasifik, Güney Asya ve Ortadoğu’daki ABD etkisini olumsuz yönde etkilemektedir. ABD’nin nükleer kuvvetlerini modernize etmek için yaptırım yapmadığı bir resmin ortaya çıkması çok ciddi stratejik sorunları kendisi ile sürükleyebilir. ABD, son on yılda terörle mücadeleye yönelik askeri ve güvenlik çabalarına odaklandı. Hali hazırda devam eden ve asla durmayacak olan silahlanma yarışını ihmal etti. Pentagon’un vizyonu ve Trump’ın Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması hususundaki ifadeleri bu bağlamda ortaya çıkıyor. Bundan dolayı Washington’un bu hususta yapacağı şey, rakipleri daha sonraki bir aşamaya geçmeden önce onları yakalamaya çalışmaktır.”

Yeni bir nükleer ve nükleer olmayan silahlanma yarışı mı?

ABD, Rusya ve Çin’e karşı sert davranma ve cephaneliğindeki güç kaybını telafi etme hususunda kararlı görünüyor. Fakat Donald Trump tarafından benimsenen stratejinin şimdiye dek çoğu zaman başarılı olduğunu unutmamalıyız. Brinkmanship olarak isimlendirilen ABD’nin bu stratejisi, etki ve ilişkiler çizgilerini yeniden oluşturmak için Rusya ve Çin’i müzakere masasına getirecek bir silahlanma yarışına gireceği anlamına geliyor. Çünkü 20.yy’ın sonlarındaki denklemler, 21.yy’ın ikinci on yılının sonlarında geçerliliğini korumuyor.

Öte yandan Pazartesi günü, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov tarafından yapılan resmi açıklamalar net değildi. Peskov, ABD’nin dünyayı daha tehlikeli hale getireceğini ve Washington’un anlaşmadan çekilmesi ve yeni füzeler kurmaya başlaması halinde Rusya’nın askeri güç dengesini yeniden tesis etmek zorunda kalacağını söyledi.