Vatan, dini bir mesele değildir

Bu sene Suudi Arabistan Krallığı, geçmiş yıllara göre ulusal gününü farklı bir duyguyla kutladı. Sevinç ifadeleri, sokak ve caddelerde bariz bir şekilde görünüyordu. Öyle görünüyor ki sanki Suudi Arabistanlılar, hep birlikte sevinç gösterileri yapmaya ve bu tür kutlamalarda alışılagelmiş tutumlarınd

Bu sene Suudi Arabistan Krallığı, geçmiş yıllara göre ulusal gününü farklı bir duyguyla kutladı. Sevinç ifadeleri, sokak ve caddelerde bariz bir şekilde görünüyordu. Öyle görünüyor ki sanki Suudi Arabistanlılar, hep birlikte sevinç gösterileri yapmaya ve bu tür kutlamalarda alışılagelmiş tutumlarından vazgeçmeye karar vermişlerdi.

Birçok entelektüel, özellikle yerel kültürde vatan kavramını sağlamlaştırmak amacıyla ‘uyanış’ çağıyla ilgili psikolojik ve zihinsel sorunlardan kurtulmak için bu kutlamayı değerlendirdi.

Bekli de S. Arabistan toplumu, son yıllara kadar ulusal gününü kutlamaktan geri duran dünyadaki tek toplumdur. Bunun sebebi ise bazı din adamları ve örgütlerin vatan ve ümmet kavramları arasında icat ettikleri zıtlıktan kaynaklanmaktadır.

Pek çoğumuz yeni bayramlar edinmenin caiz olup olmadığı hakkında ya da vatana bağlılıkla ümmet-i İslam’a bağlılık arasındaki hiyerarşinin nasıl olması gerektiği konusunda din adamlarına yöneltilen soruları hatırlıyoruzdur. Belirli izlenime sahip fetvalar ortaya çıkaran bu tür soruların özü, ulusal kutlamaların dini bağlılıkla yarışacağından imanın olgunlaşmasını zedeleyeceği yönündedir.

2005 yılından önce Eylül’ün son haftalarında kutlamaların yasak olduğunu belirten, milli kimliği ve vatanın değerini yüceltmeye çağıranları eleştirmekten geri durmayan açıklamalar ve fetvalar yayınlanırdı. Bu tür münasebetlerin batının bir oyunu olduğu ve dini anlamda çözülme meydana getirdiği yönünde eleştiriler yapılırdı.

Eğitim Bakanlığı, yerel basın ve yayın organlarını harekete geçirerek bu tuhaf anlayışı düzeltmek için büyük çaba sarf etti. Fakat düzeltmeler yapılırken devamlı gerekçe ve bahaneler dile getirildi. Örneğin; vatan sevgisinin dinle çakışmadığı, kültürümüzde Peygamber Efendimizin (sav) memleket özlemi çektiğine ve vatanı övdüğüne dair işaretlerin olduğu söyleniyordu. Bütün bunlarda ulusal kutlamanın dini öğretilerle çakışmadığına dair deliller bulunuyor. Ancak bana göre düzeltme yapılırken bu tür bir yöntem izlemek faydalı değildir ve bu yöntemin değiştirilmeye ihtiyacı vardır.

Kavram olarak vatan kelimesinin hem dünya kültüründe hem de bizim kültürümüzde yeni bir mefhum olduğunu biliyoruz. Vatan, ulusal devletin ortaya çıkışıyla ilgili olup siyaset biliminde, ulusal devlet olarak ifade edilen bir kavramdır. Ulusal devlet kavramı, Avrupa hükümetleri kendi egemenlik alanlarını gösteren sınırları belirledikleri zamanki 1648’de yapılan meşhur Vestfalya Antlaşması’na kadar gitmektedir. Söz konusu bu egemenlik alanı içerisinde yaşayan halk, dinleri ve uyrukları ne olursa olsun, oradaki hükümete bağlıdır. Basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, ulusal devlet kavramı; belirlenen sınırlar içerisinde ülkenin kimliğini taşıyan herkesin o devletin vatandaşı ve toprağına ortak olduğunu ifade eder. Diğer yandan ulusal devlet kavramına göre o kişi, diğer devletlerin dinine, ırk ve soy olarak halkına bağlı olsa da bu ülkeler nezdinde diğer ülkenin kimliğini taşıdığından dolayı yabancı kabul edilir.

Seleflerimiz bu tür bir kavramla tanışmadılar. Klasik dini gelenek ve göreneklerde vatan kavramına, vatandaşlık ilkesine ya da vatan ve vatandaşlık hükümlerine uyum sağlanması gerekmiyordu. Söz konusu kavramın düzeltileceği alan fıkıh ve inanç alanı değil, tam tersine hukuk ve siyaset felsefesidir.

Vatan kavramıyla ilgili gereksiz yere dini tartışmalar yapılıyor. Bu tartışmalar dine de zarar verebilir. Dinin, din dışı mesele ve tartışmalarla meşgul edilmesinin bir anlamı yoktur. Din adamlarının ihtisas alanları dışındaki meseleleri araştırmayı üstlenmelerinde de bir menfaat yoktur.  ‘Şu veya bu mesele halkın sahip olduğu örfle ilgilidir. Bu meselede akıllı ve görüş sahibi kimseler hüküm verir’ demek ne dine zarar verir ne de dinin bütünlüğünden bir şey eksiltir.

Vatanın değerini, vatan kimliğini ve eşit vatandaşlık ilkesini sağlamlaştırmak için tartışmaya girmeye gerek yoktur. Vatan, ülkede yaşayanları birbirine kenetleyen bir bağdır. Vatan, görüşü ya da çıkarı farklı olan herkesin altına sığabileceği bir çatıdır.