Velayet-i fakih ve Irak seçimleri
Irak’ta en ünlü Şii din adamını otorite sahibi bir dini merci yapan bir anayasa var mı? Iraklı araştırmacı ve yazar Reşid Khayyoun’un makale halinde yayınladığı araştırmasında Irak anayasasında buna işaret eden herhangi bir fıkra veya bent olmadığını gösterdi. Anayasada bu konuyla ilgili tek madde ‘
Irak’ta en ünlü Şii din adamını otorite sahibi bir dini merci yapan bir anayasa var mı?
Iraklı araştırmacı ve yazar Reşid Khayyoun’un makale halinde yayınladığı araştırmasında Irak anayasasında buna işaret eden herhangi bir fıkra veya bent olmadığını gösterdi. Anayasada bu konuyla ilgili tek madde ‘Milli güçlere’ saygı duyulduğu gibi ‘Yüce mercilere’ de saygının gerekli olduğunu belirten bir ifade var o kadar! Irak anayasasında mercilerle ilgili başka bir şey yok.
O zaman, Siyasal Şii gruplarının Necef ve Kerbela’da bulunan Şii merci’ye, yani Seyyid Sistani’ye bu denli yakın teması ve etrafında bulunmasını nasıl anlamalıyız?
Irak bir Velayet-i Fakih devleti midir?
Önemli ve dehşet verici bir soru bu. Özellikle bu dönemlerde, Irak’ta seçimlerin yapıldığı bu dönemlerde.
Buna ilaveten, Reşid Khayyoun, “Velayet-i Fakih: Iraklılar neden seçime gitsin ki?” başlığıyla Birleşik Arap Emirlikleri’nin ‘El İttihad’ gazetesinde yayınlanan makalesinde Sistani’nin Velayet-i Fakih teorisini reddettiğini birkaç defa belirttiğini de aktardı.
Asıl kaygı verici şey, Sistani’nin kendisiyle bu kavram arasında, açık bir şekilde, mesafe koymamasıdır. Örneğin, 13 Haziran 2014’te Cuma vaazında aynı anda Sistani’nin vekili olan Kerbela vaizi Şeyh Abdul Mehdi el-Kerbelai, vaazında Velayet-i Fakih’i Humeyni’nin doktrinine göre anlattı ve mevcut olmayan Mehdi’nin bir temsilcisi olduğunu, kutsal iradeyi temsil ettiğinden kendisine itaat edilmesi gerektiğini söyledi. Sistani’nin temsilcisi Kerbela hatibi, İmam ile olan iletişimin “İmam’ın şartlarını yerine getiren, büyük din alimlerinin yaşamın her alanında itaat edilmeleri gerektiğini” vaazda bulunanlara söyledi.
Dolayısıyla, seçimlere ve programlar dahilinde rekabete gerek var mı? Ne de olsa, Kerbelai’nin dediğine göre, ‘Her şey gaib olan (Mehdi’nin) İmam’ın elinde, kendisi hayatta, her şeyi görüyor, her şeyi duyuyor ve naibi vasıtasıyla olaylara müdahale ediyor.’
Iraklı araştırmacı ve yazar Khayyoun olayın bam teline dokunmuş; Irak’ın yeni siyasal kimliği nedir? Evet bu Velayet-i Fakih değil, bu kesin; zira Velayet-i Fakih sistemini savunan Humeynici versiyonuna karşı Fakihler Şurası’na temelden karşı olan Şii din adamları var.
Irak bu türden bir dini ideolojiyle birliktelik yaşayamaz ve bütün dünya, Velayet-i Fakih sisteminin komşu İran’a etkisini ve sonuçlarını izliyor ve görüyor. Ayrıca, Irak, doğası gereği, çeşitlilik ve farklılaşmaya dayalı bir ülkedir.
Tüm bunlar doğru ama Irak’ta bazı kesimler Şii Dini otoritenin perde arkasından siyasete müdahalesini ve derin devlete dönüşmesini destekliyor.
Irak’ın ve yanı sıra tüm Arap ve Müslümanların, alması gereken bir ders varsa, o da din ve devletin iyiliği için, ülkelerin başına din adamlarını getirmenin ve Devletin başına Seyyid sarıklarını takmakta yarar olmadığını anlamaktır.