Veliaht Prensin ziyareti ve bilimsel kalkınma
Uzun yıllar boyunca Arapların ABD’ye yönelik bütün ilgileri, şu 3 konu etrafında yoğunlaştı: Siyasi meseleler, Ortadoğu sorunu ve silah anlaşmaları. Hiç şüphesiz Washington’un Ortadoğu’daki siyasi dönüşümlere ortak olması konusunda yeniden bir hata yapılmayacaktır. Washington, hala birinci ve en öne
Uzun yıllar boyunca Arapların ABD’ye yönelik bütün ilgileri, şu 3 konu etrafında yoğunlaştı: Siyasi meseleler, Ortadoğu sorunu ve silah anlaşmaları.
Hiç şüphesiz Washington’un Ortadoğu’daki siyasi dönüşümlere ortak olması konusunda yeniden bir hata yapılmayacaktır. Washington, hala birinci ve en önemli bir kutuptur. Aynı ölçüde herkes, modern silahlara sahip olmanın önemine dikkat ediyor. Batıla karşı kendisini koruyamayacak hak, zayıf bir haktır.
Ancak pek çok kişi, ABD’nin sahip olduğu bilim, teknoloji, bilimsel kurumlar, düşünce enstitüleri, büyük üniversiteler, bilimsel kaynaklar ve bilim adamlarını gözden kaçırdı. Oysaki bütün bunlar, ABD’nin dünya çevresinde bilimsel araştırmalar konusunda ilk sıraya yerleşmesini garantiledi ve bütün beşeri alanlarda ABD’nin şu ana kadar egemen ve lider olmasını sağladı.
Belki de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ABD’ye yaptığı son ziyareti takip edenler, Veliaht Prens’in ABD’deki bilimsel ve bilişsel konulara yönelik yoğun ilgisini fark etmişlerdir. Özellikle bu ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’la yapılan parlak siyasi ilişkiler kapsamında net başarılara imza attı. Başkan yardımcısından devlet kurumlarına, Savunma Bakanlığından kongreye, Dışişleri Bakanlığından düşünce kuruluşlarına kadar Veliaht Prens’in Washington’daki verimli görüşmelerine binaen Kral Selman bin Abdülaziz’in, Prens Muhammed’i veliahtlık görevine getirme kararı takdir edildi.
Ziyaret sırasında teknolojik bilimlerin kalelerine özellikle de Boston şehrindeki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne(MIT) odaklanıldığı açık bir şekilde görülüyordu. MIT, bilimsel toplumların lider kadrolarını yetiştirmedeki rolünün yanı sıra bilimsel araştırmalar, inovasyon ve eğitim gibi çeşitli alanlarda dünyada birinci sırada yer alıyor.
Prens Muhammed bin Selman, üniversitenin bilgiyi biçimlendiren, zihinleri inşa eden, insanlığa hizmet etmek için araştırmayı geliştiren bir eğitim kurumu olduğunun farkında. Bunun için şeref merdivenini çıkmaya çalışan devletlerin medeniyet gelişiminde rekabet edebilmesi için bütün ağırlıklarını üniversitelere vermeleri açık ve nettir. Yetkililer, eğitimle ilgili bu hakikatin bilincindeler ki bu hakikat, kalkınma konusunda bütün olanakları eğitime yatırmayı ve ilerlemeyi gerekli kılıyor.
Prens Muhammed bin Selman’ın ABD’nin öncü üniversite ve enstitülerine yaptığı ziyaretler, protokol törenlerinden ibaret değildir. Aksine bu ziyaretler, Suudi Arabistan’da bilimsel çalışmaları teşvik etmeye yönelik gerçek çabalardır. Bunun için ABD’deki en köklü enstitüyle Aramco, SABIC şirketleri, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji şehri arasında 4 anlaşma imzalandı.
Prens Muhammed, geleceğe yatırım yaptığı zaman aslında o, 2030 Vizyonu’nun bilim meşalesine öncülük eden gerçek ve aydınlatıcı bir vizyon olmasını ümit ediyordu. Buradan hareketle insan, Prens Muhammed’in MIT’te düzenlenen “Etkilemek için İnovasyon” formu sonrasında anlaşmalar yapmasının önemini anlayabilir. NEOM projesi kapsamında ortaya atılmayan yeni fikirlere ihtiyaç var. Öyle ki NEOM projesi, sadece Suudi Arabistan için değil, aynı zamanda Kızıldeniz kıyısında yer alan çoğu devlet için beşeri ve ekonomik kalkınmanın başlangıcı sayılmaktadır.
Belki de son günlerde Prens Muhammed’in yaptığı gezilerden çıkarılacak en önemli ders, gelişmiş devletlerin deneyimlerine vakıf olma şansını yakalamaktır. Gelişmiş devletler, özellikle üniversite eğitiminde uzun bir mesafe kat ederek teorik ve pratik tecrübeler sundu. Daha da önemlisi bu devletler,–Arap şairin dediği gibi- bilimin, milletleri inşa etme sütunlarından birisi olduğu konusunda canlı bir modelini takdim etti. ABD, büyük üniversite ve enstitülerinin hedefi olarak kamuoyu yararına çalıştıktan sonra dünyaya öncülük etmeye başladı. Örneğin, 19. yüzyılın sonundan itibaren en gelişmiş Amerikan üniversitelerinden birisi olan Princeton Üniversitesi, “Princeton, milletin hizmetindedir” sloganını benimsedi. O zamandan beri bu slogan, ABD’deki birçok bilim ve eğitim kurumlarının misyonunun bir parçası haline geldi.
Prens Muhammed bin Selman’ın ABD’ye düzenlediği ziyaretin bilimsel tarzda programlanmış bir ziyaret olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü Washington’daki siyaset dünyasına ve etkin kurumlara yapılan ziyaretin ardından bilim ve teknolojinin ufuklarına ve Amerikalı yatırımcılarla Suudi Arabistan’da gelecek vadeden yatırım olanakları arasındaki karşılıklı ortak çıkarlara bağlanan umutlara yolculuk yapıldı. Bu fırsat ve olanaklar, yenilikçi ekonomiyle bağlantılı olup tek kaynağa yani petrole dayalı ekonomiye yoğunlaşmaktan tamamen farklılık arz ediyor. Bu bağlamda kişi, Uluslararası Para Fonu(IMF) Başkanı ChristineLagarde ve Dünya Bankası Başkanı JimYong Kim’le yapılan başarılı görüşmelerin önemini idrak edebilir.
Prens Muhammed bin Selman’ın ABD’ye, Amerikalılara ve dünyaya taşıdığı en önemli şey iyimser vizyonudur; “Ortadoğu’nun problemlerini çözdüğümüz zaman bölge, yeni bir Avrupa olacak.”
Özetle milletler, hayal edebildiği kadar gelişir.