Washington, İran’da ‘rejimin davranışlarını değiştirici’ bir kampanya yürütüyor

ABD’li kaynaklar, Başkan Donald Trump yönetimini, nükleer programının ve silahlı gruplara desteğinin durdurulması için “internet aracılığıyla konuşmalar ve mesajlarla İran’a baskı yapmaya katkı sağlamayı hedefleyen bir kampanya başlattığını” duyurdu. Reuters’ın 6 eski ve mevcut yetkiliden aktardığı

Washington, İran’da ‘rejimin davranışlarını değiştirici’ bir kampanya yürütüyor

ABD’li kaynaklar, Başkan Donald Trump yönetimini, nükleer programının ve silahlı gruplara desteğinin durdurulması için “internet aracılığıyla konuşmalar ve mesajlarla İran’a baskı yapmaya katkı sağlamayı hedefleyen bir kampanya başlattığını” duyurdu.

Reuters’ın 6 eski ve mevcut yetkiliden aktardığı haberine göre, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından desteklenen söz konusu kampanya, “İran’a yönelik sert yaptırımları yeniden uygulayarak ekonomik açıdan boğazını sıkmayı ön gören Trump kampanyası ile koordineli olarak çalışmayı” hedefliyor.

Kampanya, Trump’ın İran’ın nükleer silah üretimini engellemek için 7 ülke tarafından 2015 yılında imzalanan anlaşmadan 8 Mayıs’ta geri çekilmesinin ardından daha da yoğunlaşmış durumda.

Bu bağlamda bazı ABD’li yetkililer, söz konusu kampanyanın İranlı yetkililerin, bazen kullandıkları abartılı ifadeleri veya eski yönetimin açıklamaları da dahil diğer resmi ifadelerle olan çelişkileri sözlerine dair kusurlara da dikkati çektiğini belirtti.

Bu bağlamda Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Washington’un Tahran rejimini devirmeye çalıştığı yönünde İran’dan yapılan suçlamaları reddetti. Yetkili yaptığı açıklamada, “Rejimin değişmesini istemiyoruz. İran hükümetinin davranışlarında değişiklik arıyoruz” ifadelerini kullandı.

İsminin verilmesini istemeyen yetkili, “İran’ı bazı zor seçimler yapmaya ittiğimizi biliyoruz. Ya davranışlarını değiştirirler ya da kötü amaçlı faaliyetlerini sürdürürken çeşitli zorluklarla karşılaşırlar. İran halkı için neler başarılabilip neler başarılamayacağına dair son derece olumlu bir vizyon sunduğumuza inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Öte yandan Reuters, Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı’nın Pompeo’nun rolü de dahil, konuya ilişkin herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı. Aynı şekilde bir İranlı yetkili de söz konusu kampanyayı reddederken, “ABD, 1979 yılındaki İslam Devriminden bu yana hükümeti zayıflatmaya çalışıyor” diyerek, girişimlerinin bir kez daha başarısızla sonuçlanacağını vurguladı.

Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı, Twitter ve bakanlığa bağlı ‘Share America’ sitesinde Farsça bir dille, geçtiğimiz ay boyunca İran’ı eleştiren mesajlar yayınladı. Söz konusu site, kendisini demokrasiyi ve diğer birçok konuyu tartışmak üzere bir platform olarak tanımlamakta.
Bu çerçevede İran, sitede “radikalizm karşıtı” olan bir bölümde yer almakta. Bölümde, “İran havayolları, şiddet ve terörün yayılmasına katkıda bulunuyor” ifadelerine de yer veriliyor.

Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, sosyal medya aracılığıyla doğrudan yaptığı paylaşımlarda, İran halkına, diasporadaki İranlılara ve genel olarak tüm dünya vatandaşlarına seslendi.

ABD’li Bakan, 21 Haziran’da Twitter aracılığıyla yayınladığı mesajlarda “İran’daki protestolar yayılıyor”, “İran halkı insan haklarına saygıyı hak ediyor”, İran Devrim Muhafızları, İranlı ailelerle mücadeleleri sırasında zenginleşiyor” ifadelerine yer verdi. Söz konusu paylaşımlar, Farsça’ya da tercüme edilerek ‘Share America’da yayınlandı.

Reuters’ın bir ABD’li yetkiliden aktardığına göre, yönetim tarafından yayınlanan bazı ifadeler eksik veya deforme olmuş. Pompeo, 21 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, İranlı liderlerin, nükleer anlaşma kapsamında serbest bırakılan fonları kendi halkına harcamayı reddettiği ve bunun yerine savaşlar için harcadığını belirtti.

Aynı şekilde ajans, Pomeo’nun konumunun, ABD Savunma İstihbarat Direktörü Robert Ashley’in geçtiğimiz Mart ayında ABD Senatosu’nda yaptığı bir konuşma uyarınca güvenlik güçlerine yapılan bazı harcamalara rağmen yakın dönemdeki sosyal ve ekonomik harcamaların Tahran açısından bir öncelik olmaya devam etmesi gerçeğine karşıt olduğunu belirtti.

Bu bağlamda Reuters’ın Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda İran konusunda Uzman Kerim Seccadpur’dan aktardığına göre, İran’ın ekonomik açıdan boğazını sıkma ve liderliğe yönelik genel hoşnutsuzluğu alevlendirme stratejisi, iki sonuçtan birini amaçlamakta.

Seccadpur, ilk stratejinin “İran’ı yalnızca nükleer programını durdurmaya değil, bölgesel hırslarını da bırakmaya zorlamak” ikincisinin de “rejiminin çöküşünü gerçekleştirmek” olduğunu vurguladı.

Ancak bazı ABD’li yetkililer ve uzmanlar, ABD yönetiminin İran’daki huzursuzluğu körükleyerek daha totaliter bir yönetim ve daha saldırgan bir dış politikaya yöneltebileceğini ve ABD- İran arasında bir çatışma çıkarabileceği uyarısında bulundu.

ABD uzun bir süredir, İran’ı dünya genelinde terörün ana sponsoru olarak tanımlıyor. Aynı şekilde Tahran’ın Lübnan Hizbullah’ı gibi grupları finanse ettiğini savunuyor.