WhatsApp ve Chikungunya
“WhatsApp” uygulaması, diğer sosyal iletişim araçlarıyla birlikte hayatımıza girerek yaşamımızı altüst etti. WhatsApp, 9 yıl (uygulamanın yaşı) içerisinde insanlar arasında iletişim ve karşılıklı mesajlaşmanın yanı sıra bilgi, fotoğraf ve video paylaşımı için önemli bir araç haline geldi. Fakat tüm
“WhatsApp” uygulaması, diğer sosyal iletişim araçlarıyla birlikte hayatımıza girerek yaşamımızı altüst etti. WhatsApp, 9 yıl (uygulamanın yaşı) içerisinde insanlar arasında iletişim ve karşılıklı mesajlaşmanın yanı sıra bilgi, fotoğraf ve video paylaşımı için önemli bir araç haline geldi. Fakat tüm bu somut faydalarına rağmen WhatsApp, zaman zaman şaşırtıcı, başarısız ve endişe verici bir duruma dönüştü. Problem, kesinlikle uygulamayla alakalı olmayıp aksine birçok insanın WhatsApp’ı kullanma yöntemiyle ilgilidir.
WhatsApp aracılığıyla öğrendiğimiz nice haberin yalan ve sahte olduğunu keşfediyoruz. Geniş çevrelerde paylaşılan nice videoların daha sonra sahte olduğu anlaşılıyor. Ya mizah ya da dezenformasyon ve karalama amacıyla bu haber ve videoların üzerinde oynama yapılıyor. Bu, küçük bir problem ya da sıradan bir mesele değildir. Bu durum, birçoklarının uykusunu kaçırmaya ve zararlı etkilerine karşı ciddi endişeler uyandırmaya başladı. Öyle ki bu endişeler, politik, ekonomik ve güvenlik kaygıları ile toplumsal kargaşaya kadar gidebilir.
İstatistiklere göre WhatsApp kullanıcı sayısı, 1 milyar 500 milyon kişiye ulaştı. Bu kullanıcılar, kendi aralarında günlük 65 milyar mesaj, 4 milyar 500 milyon fotoğraf ve bir milyar video paylaşımında bulunuyor. 22 milyar dolarlık bir anlaşma kapsamında uygulamayı 2014 yılında satın alan Facebook şirketinin açıkladığı bu şaşırtıcı rakamlar, WhatsApp’ın önemini ve kamuoyu üzerindeki etki gücünü yansıtmaktadır.
WhatsApp uygulaması, Messenger ve Facebook’u geride bırakarak Arap ülkeleri de dâhil tüm dünyada en önemli mesajlaşma aracına dönüştü. WhatsApp, hayatımıza, iletişim üslubuna ve hatta günlük tutumumuza nüfuz etti. Öyle ki birçoğumuz, uygulamaya bağlı kalarak WhatsApp’tan uzun süre uzaklaşamıyoruz. Zira üyesi olduğumuz şu veya bu grupta kaçırdığımız bir şey olabilir endişesine kapılıyoruz. WhatsApp’ın hayatımızı bu derece işgal etmesi, hem olumlu hem de olumsuz yönden uygulamanın gücünü artırarak etki alanını genişletti.
Birkaç gün önce Sudan’daki medyanın yanı sıra sosyal iletişim araçları özellikle de WhatsApp’ın gündeminde ülkenin doğusundaki Kassala bölgesinde yayılan Chikungunya hastalığı vardı. Konu yuvarlanan kartopu gibi insanların binlerce ses kaydı ve video paylaşmasıyla birlikte hızlı bir şekilde büyümeye başladı. Makaleler yazılıp yorumlar yapıldı. Tahminler yürütüldü. Başta resmi bir açıklama yapılmayıp ardından çelişkili açıklamaların geldiği bir ortamda yaralı ve ölenlerin sayısı, hastalığın türü ve ne olup bittiğiyle ilgili farklı rivayetler ortaya çıktı.
WhatsApp, iki tarafı keskin bir silah gibiydi. Şöyle ki uygulama, Kassala’da meydana gelen gelişmelere ışık tutarak yetkililer tarafından yapılan sansür girişimlerini engellemeye yardım etti. Fakat aynı zamanda uygulama, hastalığın teşhisi ve tedavisi hakkında yanıltıcı ve yanlış bilgilerle dolu. Birçok insan, abartılı ya da yanıltıcı bilgileri gönüllü olarak paylaşıp söylentilerin yayılmasına katkıda bulundu. Çünkü birçok Sudanlı, resmi açıklamalara itibar etmedi. WhatsApp ve diğer sosyal iletişim araçları, bilgi arayanların ya da bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak isteyenlerin sığındığı bir yer halinde geldi. Herhangi bir bilgi, fotoğraf, video ve ses kaydı WhatsApp ve benzeri sosyal iletişim araçlarında paylaşılır paylaşılmaz müthiş bir hızla yayılıyor.
Problem şu ki birçok insan, bu bilgileri aldığı ya da paylaştığı zaman içeriğin doğru olup olmadığını düşünmüyor ya da tetkik etmiyor. Aksine insanlar, bu bilgileri doğru olarak kabul edip yorumlarını ve tepkilerini bu bilgilerin üzerine inşa ediyorlar.
Sosyal iletişim araçlarının bilgi, fotoğraf ve video paylaşımında gizli bir rekabet oluşturması da problemin bir parçasıdır. İnsanlar bir bilgi alır almaz, bu bilgiyi üyesi olduğu gruplarla hızlı bir şekilde paylaşıyor. Sosyal iletişim araçlarında yer alan bilgilere karşı çok az insan, araştırma ve eleştirel düşünme eğilimine sahip. Bunun için onlar, doğruyu yanlıştan ayırt etmek ve yanıltıcı ya da doğru olmayan bilgilerin yeniden paylaşılmasına katkı sağlamamak için düşünerek okuyup rasyonel bir şekilde hareket ediyorlar.
Chikungunya hastalığıyla ilgili olarak ise, tek bir hastayla dahi görüşüp konuşmadan tıpla alakası olmayan sıradan insanlar görüş beyan ettiler. Chikungunya’nın ebola hastalığı olduğu yönünde tahminler yürütüldü. Diğer yandan doktorlar ve uzmanlar, Chikungunya’nın Dang humması tarzında bir hastalık olduğunu dile getirdiler. WhatsApp’ta ise Chikungunya’nın tuhaf ve farklı bir hastalık olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Uzmanlar, bu hastalığın Kassala’da ve diğer bölgelerde daha önce sınırlı bir şekilde meydana geldiğini ve hakkında herhangi bir yaygara kopmadan kontrol altına alındığını vurguladı. WhatsApp, o zamanlar mevcut değildi ya da sınırlı bir şekilde kullanılıyordu.
Bu konuyu geniş çevrelerle paylaşmak, hükümet yetkililerini Kassala’nın sorununa karşı harekete geçmeye elbette yardım etti. Fakat bu paylaşımlarda hastalığın Hartum ve diğer şehirlere de yayıldığına dair çıkan haberler halk arasında endişe ve korkuya neden oldu.
WhatsApp, insanların hayatında önemli, faydalı ve olumlu bir uygulama olarak kalması için kullanıcılar tarafından yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Yoksa uygulamanın hızlı başarısı, WhatsApp’a ve insanlara yönelik öfke ve nefrete dönüşebilir.