Yahudi yerleşimciler ‘Yaşasın İsrail Halkı’ sloganları ile Mescid-i Aksa’yı bastı
‘İsrail’in kuruluş yıl dönümünü’ fırsat bilen Filistin’deki yerleşimciler, dün, ‘Yaşasın İsrail Halkı’ sloganları atarak İsrailli askerler tarafından yoğun koruma altında olan Mescid-i Aksa’nın avlusuna girdi. Bu olaylar, ’İsrail’in Bağımsızlığı’ münasebetiyle Mescid-i Aksa’ya baskın yapmaya çağıran
‘İsrail’in kuruluş yıl dönümünü’ fırsat bilen Filistin’deki yerleşimciler, dün, ‘Yaşasın İsrail Halkı’ sloganları atarak İsrailli askerler tarafından yoğun koruma altında olan Mescid-i Aksa’nın avlusuna girdi.
Bu olaylar, ’İsrail’in Bağımsızlığı’ münasebetiyle Mescid-i Aksa’ya baskın yapmaya çağıran örgütlerin daveti sonucunda gerçekleştirildi.
Kudüs İslami Vakıflar İdaresi Halkla İlişkiler ve Basın yetkilisi Firas ed- Debes, sabah 203 Yahudi’nin 4 İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediğini söyledi. Avlunun çeşitli yerlerinde provakatif eylemlerde bulunulduğunu belirtti.
İşgal polislerinin sabah saatlerinden itibaren Mescid-i Aksa çevresine dağıldığını bildiren Debes, namaz için gelen Müslümanların mescide girmeden önce kapılarda kimliklerine el konulduğunu kaydetti. İsrail mahkemesi, Çarşamba günü Mescid-i Aksa’nın avlusunda ‘Yaşasın İsrail Halkı’ sloganının atılmasına izin vermişti.
Kudüs Sulh Ceza Mahkemesi, dün 2015 yılının eylül ayında söz konusu sloganı atması nedeniyle kendisini camiden çıkaran İsrail polisine karşı dava açan radikal yerleşimci Itamar Ben Gvir davası kapsamında yapılan araştırma sonucunda bu kararı verdi.
Ben Gvir, camide namaz kılan Müslümanlarla büyük gerilimlere yol açan provakatif eylemlerde bulunuyordu. Polis Gvir’i gözaltına alarak camiden çıkarmıştı.
Itamar Ben Gvir, kendisini camiden çıkaran polis hakkında şikâyette bulundu. Hâkim, karar metninde “Gezi sırasında ve sonrasında Allahu Ekber sloganları duyuldu. ‘Yaşasın İsrail halkı’ denmesinin herhangi bir mahsuru yok” ifadelerine yer vererek Gvir lehine karar verdi.
Hâkim, “Ben Gvir’in tutuklanması için herhangi bir sebep yok” diyerek söz konusu polisi Allahu Ekber sloganı atan Müslüman bir kadını gözaltına almaması nedeniyle eleştirdi.
Ben Gvir, Hadashot haber kanalına yaptığı açıklamada, mahkemeyi kazanması hakkında ‘İsrail’in bağımsızlığının 70. yıldönümünün bir gün ardından İsrail halkına bir hediye olduğunu’ ifadesini kullandı. Gelecekte mahkemelerin aynı yerde ibadet etmelerine izin vermesini umduğunu da dile getirdi.
Radikal yerleşimci, verdiği demeçte “Mahkemelerin, tıpkı Müslümanların orada namaz kılmasına izin verildiği gibi, Yahudilerin Tapınak Dağı’nda ibadet etmelerine izin vermesi için bir karar zamanı geldiğini düşünüyorum. İsrail halkı için en önemli mekânda yanlış bir ayrım yapılamaz” şeklinde konuştu.
Radikal yerleşimcinin sunduğu öneri İsrail ve İslami kutsalların koruyucusu sıfatıyla Ürdün ile varılan anlaşma ile çelişiyor. Söz konusu anlaşma, Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmeyi amaçlayan Yahudilerin herhangi bir şekilde namaz kılmasını, dini veya provakatif ritüel yapmasını yasaklıyor.
Anlaşma, İsrail’in 1967’de Kudüs’ün doğu kısmını işgal etmesinden bu yana olan statükoyu tanımlıyor.
Mescid-i Aksa, 2000 yılında dönemin muhalif lideri, İsrail’in eki Başbakanı Ariel Şaron’un camiyi ziyaret konusunda ısrarı sonucunda Filistinliler ve İsrailliler arasında İkinci İntifada adını taşıyan ve yıllarca devam eden çatışmaların başlamasına neden olmuştu.
Uzun yıllar boyunca, İsraillilerin Mescid’i Aksa’ya girmek istemeleri öfke ve çatışma dalgalarına yol açtı. Geçen yıl İsrail’in cami girişlerine statükoyu ihlal ederek X- Ray cihazları koymasından sonra Mescid-i Aksa nedeniyle Ürdün ile Filistinli yetkililer ve İsrailliler arasında bir kriz çıktı.
İsrail, geniş çaplı protestolar ve Filistin, Ürdün, AB ve ABD tarafından uygulanan baskıların ardından geri adım atmak zorunda kaldı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, dün, camiye gerçekleştirilen baskını ve fanatik sağcı Yahudilerin ‘İsrail’in bağımsızlığının ardından kutlama’ adını verdikleri çağrılarını kınadı. Bakanlık, ayrıca İsrail Sulh Ceza Mahkemesi’nin Yahudilere Mescid-i Aksa’nın avlusunda ‘Yaşasın İsrail Halkı’ sloganı atılmasına izin vermesini de eleştirdi. Yahudi saldırganların Mescid-i Aksa’nın avlusunda provakatif eylemelerde bulunmasının Müslümanları namaz ve ibadetlerini yerine getirdiği sırada rahatsız edeceği belirtildi.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya baskın gerçekleştirmesinin alışılmış, rutin bir durum gibi karşılanmasından doğacak tehlikeler konusunda uyarıda bulunuldu. İsrail Sulh Mahkemesi’nin bu kararının, İsrail’deki yargının işgal rejiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdiği belirtildi.