Yemen savaşının yıldönümünde İran füzeleri
İsyancı Husiler, Suudi Arabistan’ın 4 şehrine yönelik 7 balistik füze fırlattı. Husilerin füzeleri fırlattığı gece, savaşın hala devam ettiğini ve bölgede İran’ın rolüne karşı uyarıların doğru olduğunu gösteriyor. İran, kaçakçılık faaliyetlerinde bulunuyor ve Suudi Arabistan’a yönelik füze fırlatma
İsyancı Husiler, Suudi Arabistan’ın 4 şehrine yönelik 7 balistik füze fırlattı. Husilerin füzeleri fırlattığı gece, savaşın hala devam ettiğini ve bölgede İran’ın rolüne karşı uyarıların doğru olduğunu gösteriyor. İran, kaçakçılık faaliyetlerinde bulunuyor ve Suudi Arabistan’a yönelik füze fırlatma işlemlerini yönetiyor.
İran’ın 3 yıl önce Yemen’i kontrol etmeye yönelik çabalarının başlamasından bu yana Suudi Arabistan’a karşı önceki gün en büyük saldırı gerçekleştirildi. Fakat füzelerin sayısına ve kat ettiği mesafeye rağmen bu saldırı, bir gösteri olarak kalacaktır. Riyad semalarındaki 4 füze, havai fişek gibiydi. Füzelerin; Husilerin ve dönemin cumhurbaşkanına bağlı güçlerin yürüttüğü işgale ve darbeye karşı savaşın 3. yıldönümünde fırlatılması bir tesadüf değildir. Canlı bir hedefi vurmada başarısız olmasına rağmen bu füzeler, Husi ve müttefiklerine yönelik savaşın gerekli olduğunu herkese hatırlatma konusunda Suudi Arabistan hükümetine yardım etmede başarılı oldu.
Şu an darbeciler, Yemen’in yaklaşık dörtte birini zorla kontrol ediyorlar. Husiler, güneyde bulunan son şehir Aden’e kadar bütün Yemeni işgal ettikten sonra aslında Yemen’in dörtte birinde ve hatta kendi şehirleri Sada’da bile kontrolü güçlükle sağlıyorlar ki Cumhurbaşkanı Hadi yönetimindeki meşru hükümet, Aden’den Umman üzerinden Suudi Arabistan’a kaçmak zorunda kalmıştı. Askeri operasyon yapılmasaydı Yemen’in dörtte biri değil, aksine deniz limanları ve havaalanlarıyla tüm Yemen İran’ın nüfuzu altında kalacak ve bu şekilde Suudi Arabistan topraklarına binlerce balistik ve konvansiyonel füze fırlatabilecekti.
Savaşın 3. yıldönümünde askeri çözümü reddedenler, Yemen’in ya da Yemen’in çoğunun hala Husilerin ve diğer isyancıların kontrolü altında olduğunu bir hayal etsinler. İşte o zaman hem Yemen hem de Suudi Arabistan için durum daha kötü, daha tehlikeli ve korkunç olacaktı. Bu da geçen 36 ayda şahit olduğumuzdan daha kapsamlı bir savaşa neden olacaktı.
7 füzenin fırlatılması, müthiş bir propaganda gösterisidir. Fakat bu, Husilerin üstün beceriye sahip olduklarını göstermiyor, aksine füzeleri istedikleri gibi kullanmaktan aciz olduklarını, kuzeyde Yemen topraklarından geriye kalan dörtte birlik kısmın da askeri olarak kurtarılmasının gerekli olduğunu ve sadece siyasi çalışmalara güvenilmemesi gerektiğini kanıtlıyor. Kuzeyde geriye kalan dörtte birlik kesim, nüfusun kalabalık olduğu dağlık ve engebeli bir bölgedir. İsyancılar, burada hareket edebilmek için hava saldırılarından kendilerini korumak amacıyla sivil yerleşim yerlerini kalkan olarak kullanıyorlar.
Başkent Riyad semalarına ulaşan ve bir kişinin ölümüne ve iki kişinin de yaralanmasına yol açan füze saldırısı, Suudi Arabistan’ın koalisyon güçleriyle birlikte operasyonu Sana’ya kadar tamamlayıp Yemen’i Husilerin hâkimiyetinden kurtarmanın ve başında meşru hükümetin olduğu merkezi bir yönetime sahip bir devlet haline getirmenin gerekli olduğunu gösteriyor. Askeri operasyonları durdurmak ve siyasi çözümü etkinleştirmek için geçen süreçte koalisyonu ikna etmeye yönelik yapılan çabaların bu saldırıyla birlikte yanlış olduğu ve tehlikeli sonuçlara neden olabileceği kanıtlandı. Şu an Husiler ve İranlılar, füze kaçakçılığı için mücadele ediyorlar. Çatışmaların devam etmesinden dolayı bu füzelerin sayıları sınırlıdır. Hatta fırlatılan 7 füzenin çoğu, Husilerin kontrolünde kalan bölgelerde kendilerini takip eden koalisyonun askeri faaliyetlerinden dolayı gelişigüzel fırlatıldı.
Askeri operasyonu durduracak ya da azaltacak herhangi bir siyasi müzakereyi tasavvur etmek, aslında Husilerin sahadaki durumlarını yeniden düzenleme, yakıt ikmali sağlama ve silahla donanma isteklerini gerçekleştirecektir. İran, yeni uluslararası özel temsilci Martin Griffiths karşısında Husi aracılığıyla kendisini hesaba çekti. Şu an Martin Griffiths, Suudi Arabistan’a yapılan çeşitli füze saldırılarından dolayı siyasi çözümün, gerçek siyasi proje çerçevesi dışında Husilere herhangi bir siyasi taviz verilmesinin mümkün olmadığını düşünüyor. Gerçek siyasi proje ise, sadece meşru hükümete katılmaya ve meşru güçlerin dışında savaşan tarafların elinde bulunan bütün silahları toplamaya çağırıyor. Husi ve diğerlerine vesayet verilmesini, ellerindeki silahlara dokunmamayı ya da siyasi çalışmalarda paylarına düşenden daha fazlasını vermeyi gerekçe gösterebilecek siyasi bir çözüm yoktur.