Yemen’deki fotoğraf bugün her zamankinden daha net

Riyad’ın güney göklerinde imha edilen İran yapımı Husi füzesi, Yemen’deki Kararlılık Fırtınası operasyonunun gerekliliğine dair en somut kanıttır. Suudi Arabistan gibi bir ülke bu tehdide sessiz mi kalacak? Öyle ki bu ülke, 2030 Vizyonu ile halkını ilerletmeye, sırtında taşıma yeteneğine sahip. Husi

Riyad’ın güney göklerinde imha edilen İran yapımı Husi füzesi, Yemen’deki Kararlılık Fırtınası operasyonunun gerekliliğine dair en somut kanıttır.

Suudi Arabistan gibi bir ülke bu tehdide sessiz mi kalacak? Öyle ki bu ülke, 2030 Vizyonu ile halkını ilerletmeye, sırtında taşıma yeteneğine sahip. Husi eliyle İran füzesinin atıldığı gün bütçe ilan edildi. Veliaht Prens Muhammed bin Selman “Petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen Krallık, tarihindeki en büyük çaplı bütçe programını açıkladı. Bu, kamu maliyesi yönetimini geliştirme çabalarının başarılı olduğunun güçlü bir kanıtıdır” dedi.

Tartışma şu; bu füzelerin ateşlendiği Saada, Hacca ve Amran’da bulunan roketatarlar İran’ın mı değil mi? Kenar mahalle hatibi Hasan Nasrallah’ın binlerce kilometrelik menzile sahip olan bu füzelerin Husilerin stratejik askeri sanayilerinin üretimi olduğuna ikna için tüm hitabet hilelerini kullanması abes ve gülünç! Fakat Yemen’den füzeleri fırlatan İran Devrim Muhafızları komutanları Yemen vatandaşlığına alındılarsa durum başka tabii. İran’ın balistik gücü sadece Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için değil, bilakis tüm bölge ve bölge dışına yönelik bir tehlike kaynağıdır. Lübnan’daki İran askeri grubuna ait olmayan hangi güç 2 bin kilometre menzilli füzelere sahip olabilir? Ki bu füzelerin paralel menzilinde Avrupa toprakları bulunmaktadır.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Washington’da gazetecilere verdiği demeçte İran’a balistik gücünü geliştirmesini engellemek için ABD ve Fransa’nın güçlü bir baskı ve gerekirse yaptırım uygulama tasarısının öneminin giderek arttığını söyledi.
Yemen’deki Husi tehlikesiyle ilgili Birleşmiş Milletler’in (BM) yaklaşımının olumsuz olması gibi bir sorunumuz var. Bu, BM heyetlerinin Yemen’in kuzeyinde bulunan ve insani yardımlar da dâhil ithalatın büyük kısmının sağlandığı Husi kontrolündeki Hudeyde Limanı’nı denetlemeyi ertelemesiyle açıkça göründü.
Tüm bunlar, BM’nin Yemen’e tutumunun ve yaklaşımının yanlış olduğunu gösteriyor.

BM’nin ısrarı ve güven teşkil etmeyen siyasi istekleri sonucunda tarafların Yemen sorununu insani yardımla sınırlandırması hayret verici. Çünkü insani durum herhangi bir sebepten değil, Güvenlik Konseyi metni tarafından yasaklanan Husi terör grubuna gösterilen kolaylık neticesinde kötüleşiyor!

Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, birkaç gün önce büyükelçilere BM temsilcilerinin ülkeye giriş- çıkış yollarını gerçekten aktif bir şekilde denetlemesi gerektiği hususunda bir konuşma yaptı. Konuşmasında değindiği konularda haklıydı. Bu, meşru hükümeti destekleyen Koalisyon’un Sözcüsü Albay Türki el-Maliki’nin de kendisine daha önce imada bulunduğu bir durumdu.

Riyad semalarında meydana gelen olaydan sonra BM’nin Yemen yanılsamasından uyanma zamanı gelmedi mi?