Yeni dünya düzeni

Dünya liderlerinin, BM Genel Kurulunda yaptıkları konuşmalar, çizgileri oluşmaya başlayan yeni bir dünya düzeni ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un konuşması, bu yeni düzenin doğası ile ilgili var olan uluslararası anlaşmazlığın özelliklerini yansıttı. Ma

Yeni dünya düzeni

Dünya liderlerinin, BM Genel Kurulunda yaptıkları konuşmalar, çizgileri oluşmaya başlayan yeni bir dünya düzeni ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un konuşması, bu yeni düzenin doğası ile ilgili var olan uluslararası anlaşmazlığın özelliklerini yansıttı. Macron konuşmasında; 1648 yılında imzalanan, Avrupa tarihinde 8 milyon kişinin hayatını kaybettiği kanlı bir dönemi sona erdiren ve ulus devlet anlayışı temelinde yeni bir düzen getiren Vestfalya Barış Antlaşması sonrası dünya düzeninin sonunun yaklaştığını, modern sorunlar ve karmaşıklığı ile baş etmekte artık yeterli olmadığını kaydetti.

Fransa Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını büyük bir bölümünde, daha insancıl bir yeni dünya düzeni çağrısında bulundu. Macron’un konuşmasını biraz dikkatlice okuyanlar, bunun Fransızların uluslarası ilişkilerin temelinde ulus devlet düşüncesinin yatması gerektiğini vurgulayan ABD Başkanı Donald Trump’a verdikleri karşılık olduğunu anlayabilirler. Macron, Trump’ın bu görüşünü içe kapanık, abartılı bir milliyetçi ve şovenist görüş olarak niteledi. Fransa’nın ABD politikalarına yönelik eleştirileri bir yana, Avrupa’nın tamamı ile ABD arasındaki uçurumun gittikçe daha da genişlediği dikkatlerden kaçmıyor.

Dünyanın en hassas bölgesi olan Ortadoğu ülkeleri olarak, Suriye’ye ayak basan Rus askerlerini, Ortadoğu ve Afrika’ya sızan Çin’i, AB’den ayrılan İngiltere’nin bölgemizdeki ortaklık arayışlarını gördüğümüzde bu yeni dünya düzeninin ayak seslerini en çok bizlerin duyduğunu söyleyebiliriz.

Peki, ama bu yeni düzenin doğası nedir? ABD Başkanı Donald Trump’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında açıkladığı gibi katı bir ulusal devlet düşüncesine dayanan bir düzen mi, yoksa daha insancıl bir yüze sahip ve ülkeler arası işbirliğini temel alan bir küresel düzen mi olacak? Zira iklim, terörizm ve bilişim ile mücadele gibi konuların tamamı ülkelerin sınırlarını aşan sorunlardır ve Trump’ın içe kapanıklık görüşünün aksine ülkeler arasında işbirliğini gerektirmektedir.

Hızla yükselen ekonomileri ve küresel rolleri ile Çin ve Rusya’ya doğru dünyanın doğusuna baktığımızda yeni bir dünya düzeni karşısında olduğumuzu daha iyi anlayabiliriz. Belki de bu yeni dünya düzeninde ABD’nin yerini tek başına Çin ya da Rusya ve Çin birlikte alabilir Hatta belki de Rusya ve Çin bu yeni dünya düzeninin liderliğini Almanya ya da Fransa gibi Avrupalı bir üçüncü ülke ile paylaşabilir. Bu yeni dünya düzeni, küresel oyunda benimsenecek yeni ilkeler ve kurallarla yönetilebilir.

Mevcut dünya düzeninin temelleri 17. yüzyılın başlarında Avrupa’nın enkazının arasından doğan Vestfalya Barış Antlaşması ile atıldıysa, acaba yeni dünya düzenin çizgileri dünyanın neresinde belirlenecek? Uygulamada Sykes-Picot anlaşmasının sona ermesi ile temelleri çökmeye başlayan Ortadoğu’da mı? Bugün Suriye, Irak ve Filistin’de yaşananlar yeni dünya düzeninin çarklarını döndürecek yakıt mıdır?

Zayıflığımıza rağmen hatta belki de bu nedenle, bu kez yeni dünya düzeninin çizgilerinin belirleneceği yer olduğumuzu söyleyerek Arap dünyası olarak önemimizi abartmak istemiyorum.

Şüphesiz İran, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’ye müdahalelerinin ardından yeni bir bölgesel düzen ve terörden mültecilere kadar bölgenin ortaya çıkardığı bilinen sorunlar hakkındaki tartışmaların tamamı sonuç olarak bizleri yeni dünya düzeni tartışmalarına götürmektedir. ABD’nin ve Başkan Trump’ın sözlerinin taşıdığı büyük öneme rağmen yeni dünya düzeni, her ne kadar ulus devlet temeline dayanacak olsa da ABD vizyonu yerine Fransa’nın vizyonunu benimseyecek. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da dediği gibi daha insani bir yeni dünya düzeni kurulacaktır.