Yolsuzluk olmadan Irak’ın imarı

Geçen hafta Kuveyt’te düzenlenen Irak’ın Yeniden İmarı Konferansı sonrasında bir Arap bakan ve yatırım alanında üst düzey Iraklı bir yetkiliyle beni bir araya getiren üçlü bir sohbette, Arap bakan, Irak’ın dünyayla olan probleminin kendine olan güvenini kaybetmesinde gizli olduğunu doğrudan ve açık

Geçen hafta Kuveyt’te düzenlenen Irak’ın Yeniden İmarı Konferansı sonrasında bir Arap bakan ve yatırım alanında üst düzey Iraklı bir yetkiliyle beni bir araya getiren üçlü bir sohbette, Arap bakan, Irak’ın dünyayla olan probleminin kendine olan güvenini kaybetmesinde gizli olduğunu doğrudan ve açık bir şekilde ifade etti. Konferanstaki kredi ve destek konusunda ülkesinin önemli bir katkısı bulunan bakan, Irak’ta onlarca milyon dolar yatırım yapan ancak sonuçta asıl sermayeyi bile kaybeden ülkesinin ve şirketlerinin gerçek deneyimi hakkında iki örnek verdi. Bakan, “Şu ana kadar paramızın nasıl gasp edildiğini bilmiyoruz” dedi.  Ayrıca bakan, Irak hükümetinin kendisine güven inşa etmeden önce Kuveyt konferansında ilan edilen şeylerin Irak için mümkün olmayacağını vurguladı.

Aslında Arap bakan, diplomatik bir dille konuştu. Bu konuşma, geçmiş yıllarda Irak devletini yönetenlerin çoğunun hırsız tayfasından oluştuğuna işaret ediyor. Bundan dolayı geçen haftaki konferansta Irak’ın planı, Kuveyt’in planıyla uyuşmadı. Yardım, kredi ve yatırımlar, Irak hükümetindeki yetkililerin 88 milyar doları (kısa vadede 22 milyar, orta vadede ise 66 milyar) elde etmek için tekrar ettikleri rakama yaklaşmadı. Bununla birlikte yardım, kredi ve yatırımların toplamı olan 30 milyar dolar, şu anki şartlarda basit bir rakam değildir. Zira çoğu devletler özellikle de bölge ülkeleri ekonomik ve mali zorluklar yaşıyor. Bu zorluklar, Irak’ın yanı sıra Suriye, Yemen ve Libya’daki iç-dış savaşların, terör eylemlerinin ve siyasi çekişmelerin arka planında değişken politik problemleri katbekat artırıyor. Geçmiş yıllara kıyasla petrol fiyatlarının hala düşük olduğu bir vakitte ödeme yapmaya karar veren ülkelerin rahat bir şekilde destek vermek ya da bağışta bulunmak için fazla paraları mevcut değil.

Kuveyt konferansının sonucu, Iraklı resmi heyet üyelerini memnun etmedi. Ayrıca konferansın sonucu, özellikle de destek ve kredi veren tarafları hoşnut etmedi ki söz konusu sohbette Arap bakanın açıkladığı gibi devletler ve heyetler tarafından sunulan kolaylıklar ve yatırımların geleceği, devlet içerisindeki bozuk bürokratik yapı tarafından oynanabilir ve bu bürokratik yapılar, desteklerden daha büyük pay alabilirler. Konferansa katılan ülke ve heyetlerin cömert olmaması, Irak’taki gelişmelere güvenilmediğini gösteriyor. Sorun şu ki hükümet ve meclis olarak Irak devleti,  konferanstan önce Irak’ın geleceğine yönelik güveni pekiştirmek için doğru bir şekilde çalışma yapmadı. Ayrıca Irak devleti, uygulama esnasında zorluklarla yüzleşmekten, paralarını ve çabalarını kaybetmekten korkmadan çalışabilecekleri konusunda destek ve kredi verenleri ve yatırımcıları tatmin edecek uygun yatırım ortamını oluşturmaya yönelik güven zeminini sağlamlaştırmadı.

Irak gibi bir ülkede uygun yatırım ortamı, ulusal uzlaşmayı gerçekleştirmek için somut programların yanı sıra idari ve mali yolsuzlukla mücadele etmek, kanun egemenliğini empoze etmek, milis, çete ve aşiret gibi devlet dışındaki herhangi bir otoriteyi dizginlemek için katı programları, güvenlik ve siyasi istikrarı gerektiriyor. Konferansa katılan hükümet, kuruluş ve şirket temsilcileri bu unsurları açık bir şekilde dile getirdi. Örneğin; Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, söz konusu tarafların isteklerini şu şekilde özetledi: “Yatırımcıların yargı, çevre ve çalışma alanında sabit, sağlam ve somut garantilere ihtiyacı var. Irak, ulusal uzlaşmayı gerçekleştirerek kendi ayakları üzerinde durabilir.” Diğer uluslararası yetkililer ise, Irak hükümetinin yatırımların güvenliğini sağlamak, Bağdat ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında var olan problemleri çözmek ve yolsuzlukla mücadele etmek için ciddi bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu açıkça ifade ettiler.

Irak Başbakanı Haydar İbadi ve konferansa katılan heyetlerdeki diğer yetkililerin yaptığı konuşmalar, ülke ve şirket temsilcilerinin beklediği kadar güçlü değildi. Bu konuşmalarda ülkedeki her şeyin doğru bir şekilde gittiği sözü tekrar edildi. Bunları söyleyenler, cömert bir şekilde destek ve kredi verilmesi için kendisine dayanılacak garantilere atıfta bulunmadılar.

Bağdat hükümeti, idari ve mali yolsuzlukla mücadele konusunda taahhütte bulunmaya devam etti. Fakat Bağdat hükümeti, kesintisiz bir şekilde devam eden yolsuzluk faaliyetlerini engelleyecek ve genellikle yönetimdeki egemen parti ve güçlerle bağlantılı olan büyük yolsuzluk yapanları takip edecek kesin kararlar almadı. Aksine Temsilciler Meclisi, birkaç ay önce yolsuzluk yapan birçok kimsenin cezadan kurtulmasına olanak tanıyan genel af yasası çıkardı. Daha tuhafı da bunların arasında büyük yolsuzluk yapanlar devletteki görevlerine iade edildiler.

Uzlaşmayla ilgili olarak ise önemli bir şey gerçekleşmedi. Geçen 6 ayda federal hükümetle IKBY arasındaki ilişkilerde tehlikeli bir kriz patlak verdi. Bu çerçevede hükümet yetkilileri ve federal parlamento üyelerinin katıldığı ulusal bir nefret söylemi ortaya çıktı.

Açıkçası Irak hükümeti, ülkedeki yatırım ortamına ve kendisine güven vermek için çok çalışması gerekiyor. Bu, kota sistemine dayanan siyasi bir rejimle birlikte kolay bir iş değildir. Bu durum, kanun ve anayasanın geçerliliğini devre dışı bırakıyor. Bu şekilde devlet dışı oluşumlara tolerans gösteriliyor. Ayrıca böyle bir siyasi rejim, devlet idaresi ve kurumlarını yetkinlik, deneyim, bilgi ve şeffaflığın olmadığı partili şahsiyetlerle yüzleşmeye sevk ediyor. Bu tür şahsiyetler, geçen 14 yıl boyunca adet olduğu üzere yatırım sürecini engelleyebilir hatta yatırım yapan şirketlere şantaj yaparak yatırımları durdurabilirler. Öyle ki Irak devleti, 300 milyar dolardan fazla petrol gelirini kaybetti. Yolsuzluk yapanlar, bu parayı gasp ettikten sonra bu paranın herhangi bir izine rastlanmadı. Şayet yolsuzluk olmasaydı Irak, Kuveyt Konferansı gibi bir konferansa, kredi ve desteğe kesinlikle ihtiyaç duymayacaktı. Gasp edilen servet, Kuveyt’te toplanan miktarın 10 katına ve Bağdat’ın Irak’ın yeniden imarı için ihtiyaç duyduğu miktarın yaklaşık 4 katına denk geliyor.