Yüzyılın anlaşması: Gerçek renkleriyle bir harita

Filistinli siyasetçiler, Amerikalıları barış sürecinden çıkarıp ittiklerini, “Yüzyılın Anlaşması”nı ellerinin tersiyle ittiklerini defalarca söyleyerek bir tür kendinden geçme ve medyatik çılgınlık hali yaşamaktalar, hala bazıları “Yüzyılın anlaşmasının ölü doğmasını sağladıklarını

Yüzyılın anlaşması: Gerçek renkleriyle bir harita

Filistinli siyasetçiler, Amerikalıları barış sürecinden çıkarıp ittiklerini, “Yüzyılın Anlaşması”nı ellerinin tersiyle ittiklerini defalarca söyleyerek bir tür kendinden geçme ve medyatik çılgınlık hali yaşamaktalar, hala bazıları “Yüzyılın anlaşmasının ölü doğmasını sağladıklarını” söyleyecek kadar ileri gittiler

Yüzyılın anlaşması söylendiği gibi, Filistinlilerin kabul etmesine veya reddetmesine baksaydı, ki öyle değil, dedikleri doğru olabilirdi, ama konu bundan çok daha derin, zira, yazım aşamasında olduğu ilan edildiği andan itibaren yüzyılın anlaşması uygulamaya kondu.

Politik sahneyi tüm renkleriyle görebilmemiz için Ortadoğu’da çözüm süreciyle ilişkili güçlerin duruşlarını ortaya koymamız gerekiyor, özellikle de Filistin- İsrail süreciyle ilgili duruşlarını. Yüzyılın anlaşması konusuna gelince, kapasiteleri bilmemiz gerekiyor, politik duruşları ele almadan önce.

İsrail’den başlayalım!

İbrani devletin (İsrail’in) Filistinlileri ilgilendiren politik inisiyatiflerle ilgili sabit bir yöntemi var; inisiyatifin yazılı bölümünde kolaylık gösterir ve uygulamada istediğini yapar. Bunu Oslo anlaşmasından hatırladığımız gibi, dörtlü ilkenin tüm dünya adına ortaya koyduğu yol haritasında da tekrarlandığı gibi Ramallah’la yapılan tüm doğrudan ve dolaylı müzakerelerde de yapıldı, ‘metinlerin geçmesi esnasında gevşek davranırken uygulamada metinden uzak ve kararlı davranmak’, İsrail’in kullandığı taktiktir. İsrail bu taktiği yüzyılın anlaşması ilan edilsin veya edilmesin, kabul edilsin veya edilmesi, bazı maddelerine karşı çıkılsın veya çıkılmasın, yine kullanacaktır.

ABD ile olan tecrübemize dayanarak metin üzerindeki itirazları kabul edeceğini ve taraflara konuyu masa başında tartışacağına söz verir. Ama konu, İsrail’de iktidar ve muhalefetin kendilerinin olduğu, Kudüs olunca, Amerika için durum değişir. Aslında anlaşmada herhangi bir madde Kudüs’ü tartışma konusu yapmıyor. Tartışma konusu yapılan şey tarihi Kudüs şehri içinde bulunan ve anlaşmalarda geleceği ile yazılı anlaşmaya varılmayan Filistinli yoğun nüfusun bir şekilde iç edilmesi. Bu, bir kilometre karelik Osmanlı suru içinde yaşayan Filistinli nüfus hakkında nasıl iç edileceği konusunda İsrail karara varmış değil, henüz. Bu bir kilometre karelik kutsal alanın dışında kalıp Kudüs içinde kalan üç yüz bine yakın Filistinli nüfusa gelince, oturdukları semtleri, Filistin otoritesine vermeksizin, birleşik Kudüs dışına çıkartmak, özel düzenlemeye tabii tutmak, nüfusu İsrail’in başkenti dışına çıkarmakla birlikte üzerlerinde her türlü kontrolü muhafaza etmek gibi çeşitli seçenekler İsrail tarafından değerlendirilmektedir.

Bunlar kağıt üzerinde plan olmaktan çıktı, bazısı şu an uygulanmakta, bir kısmı Knesset (İsrail Parlamentosu) tarafından onaylanmışken, diğer bir kısmı ise onaylanmayı bekliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin Devletinin kuruluşunu imkansız hale getirecek güvenlik, ekonomik ve bayındır verileri sahada gerçekleştirmeyi defalarca söz vermesinden bıktık. İsraillilerin yüzyılın anlaşmasını önemsemediklerini düşünmeyin, aslında İsrail anlaşmanın yazımında ve ortaya bu haliyle çıkmasından başından beri rolü açık. İsrail’e göre bu anlaşma iki hedefi gerçekleştiriyor; ilki, Arap ülkeleriyle yeni bir kapı açma, ikincisi Filistinlilerin elinden aldıklarını o denli daim hale getirmesi ki, Doğu Kudüs’ü talep etmek Yafa ve Hayfa’yı talep etmekten farksız olacak.

Araplar geleneksel söylemleri dışında ve başkalarında kabahati bulma dışına çıkmayacak. İşte bu tutumları haritanın gerçek renkleri olarak ortaya çıkaracak. Burada da tarafların tutum ve kudreti arasındaki farkı anlamak için önemli. Arap tutumu geleneksel cümlenin dışına çıkmayacaktır: ‘Filistinlilerin onayladığını onaylarız, bir şeye karşı çıktıklarında da onları destekleriz’. Aslında bu cümle ortaya çıktığından beri Filistinlileri sıkıntıya sokmuştur, ama Arap zirvelerinden istediklerini aldıklarını söyleyerek mutlu olmuşlardır.

Şu soruyu sormakta yarar var: Deposu Amerikan ve İsrail yakıtı ile doldurulmuş yüzyılın anlaşması arabası bu geleneksel duruştan dolayı duracak ve yoluna devam etmeyecek mi? İlişkilerin açık ve direkt şekilde normalleşmesinin önüne duracaktır, O kadar, ama gücü bu tavanı geçmeyecektir.

Avrupalılar da sitemkar davranıyor ve yaşlı kıtanın ahalisi Trump’ın ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma kararının çıkar çıkmaz eleştirilmesini de bu çerçevede anlamalıyız, ama anlamamız gerek başka bir şey var, Avrupalıların tutumu ABD tarafından empoze edilmiş ve Avrupalılar kendilerine biçilmiş rolü harfiyen uygulamış ve Filistinlilerin itidalli davranmaları için üzerlerine vazife çıkarmışlardı. Kendilerinin hala taraf olarak görülmesi ve bira da güvenilirlik kazanmaları için Amerikalılar Avrupalılara bazı aktivitelere müdahil olma iznini verdi. Avrupalıların karıştığı en son aktivite de ABD’nin sonradan karşı çıktığı yol haritasının maddelerini koymaya müdahil olma rolüydü.

“Yüzyılın Anlaşması”yla ilgili olarak, Avrupalıların tutumu belli; müzakere dışında ulaşılan her konuya karşı çıkacaklardır, ama aynı anda Filistinlilerin kulağına esnek olmaları için sufle vereceklerdir ve olaya ‘Kader’ gözüyle bakmalarını tavsiye edeceklerdir.

Son olarak, Filistinliler kendilerine sıkı sıkıya örülen ağın merkezinde bulunuyorlar, muktedir olanlar bu ağı örüyorken, gücü olmayanlar da sessiz kalarak plana iştirak ediyorlar. Amerikan-İsrailli ittifakın güçlü ve faal olacağını teslim edenlerle Filistinlilerin istemedikleri bir şeyi yapmamaları için destek olmaları gerektiğini düşünenler de bu ağın örülmesinde işbirliği yapıyor.

Her zaman olduğu gibi, Filistinliler kendilerine destek tutumlarını toplamayı başaracak, ama bu tutumlar yüzyılın anlaşması ortaya atıldığında ve kimileri hayır derken kimileri de evet diyecekken, Trump İsrail’i istediğini yapması için serbest bırakacaktır. İşte o zaman: Anlaşma ölü doğdu demek yeterli olmayacaktır.