Zaman güçlü adamın zamanı

Ağırlıklı görüş geçtiğimiz asırla birlikte güçlü liderlerin kalmadığı yönünde. Bu güçlü liderlerin ortaya çıkışı bağımsızlık veya dünya savaşları gibi istisnai dönemeçlerin mizacına bağlıydı. Ancak olayları takip etmek bize içinde bulunduğumuz yüzyılda karşılaşılan sıkıntıların, şartlar ve veriler d

Zaman güçlü adamın zamanı

Ağırlıklı görüş geçtiğimiz asırla birlikte güçlü liderlerin kalmadığı yönünde. Bu güçlü liderlerin ortaya çıkışı bağımsızlık veya dünya savaşları gibi istisnai dönemeçlerin mizacına bağlıydı. Ancak olayları takip etmek bize içinde bulunduğumuz yüzyılda karşılaşılan sıkıntıların, şartlar ve veriler değişse de öncekileri aratmadığını gösteriyor.

Bazen ülkeler bir adam bekliyormuş gibi görünür. Umut pencereleri açmaya gücü yetebilen, tüm talepleri bir araya getirebilen, mesafeleri kısaltabilen ve diğerlerinin tereddüt ettiği girişimlerde bulunabilen bir adam… Donukluğu, gevşekliği ve gelgiti kıracak, geleneksel düşünce kalıplarının dışına çıkmaya cesaret edecek bir adam… Bu adamların aşırı ihtiyaç durumunda ortaya çıktıklarını söylersek abartmış olmayız. Çünkü zor virajlar vizyon sahibi, kararlı ve iradeli kimselere ihtiyaç duyar.

Bazen, istisnai bir adamın ortaya çıkışı ülkeyi itildiği cehennemden korunmasına neden olur. Gençlerin hayallerini yenileyerek onların ülkenin kaderinin oluşturulmasına katılmalarını sağlar. Ülkeyi kanlı sarsıntılar ve ölümcül çöküşlerden uzak tutar.

Batı, heybeti çıkarlarını aşan bir ‘güçlü adam’ ortaya çıkaramaz. Demokrasi, sınır tanımayan egemenlik arzusu taşıyan güçlü kişilerden korkar. Bu nedenle asileri bastırmak için mühendislikte ustalaştılar. Merhametsiz anayasalar düzenlemede de kabiliyetli hale geldiler. Zafer kazanan kişi galibiyetini kutlarken bu zaferin bitiş tarihini bilir. Parlamento engel olma konusunda gecikmeyecektir. Kamuoyu ani bir saldırıda bulunma konusunda tereddüt etmeyecek ve muhaliflerin, gazetecilerin başkanın sermayesini tüketme konusunda entrikalarını devralacaktır. Kanı her gün sosyal medya sokaklarında akıtılacaktır. Demokrasilerin bahisleri eli boş kahramanlara değil, kurumların rolüne ve sürekliliği üzerine oynadığı gayet açıktır.

Fakat tüm gelişmişliğine, gücüne ve parıltısına rağmen dünya Batı’nın esiri değildir. Kozmopolit köyü esaret altına aldığını düşünenler yanlışa düştü. Bu düşünceye sahip olanlar Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferi ve intiharı ilan eden kişiyi örnek almada aceleci davranacaklardır. Oynanan bahis başarısız oldu ve tek kutuplu dünya düzeni fazla sürmedi. İşte şu an bizler uluslararası arenada, en azından Batı formatında demokratik olmayla suçlamakta zorlandığımız boksörlerin yükselişine dair karmaşaya tanık oluyoruz.

Batı’nın durumu ortadadır. ABD ve dünya, Başkan’ın tweetleri gerçeğine göre yaşıyor. Almanya Şansölyesi koltuğunu koruyabildi fakat seçim sonuçları imajına zarar verdi. Elysee Efendisi ile Fransızlar arasındaki balayı sona ermeye başladı. Downing Street Hanımefendisi, AB ile boşanma yolculuğunun şoförlüğünü yaparken ızdırap çekiyor.

Kozmopolit köyün Çin Mahallesi’ndeki sahne ise diğerlerinden tamamen farklı durumda. Orada ‘21.yüzyılın Mao Zedong’unun’ doğuşuna tanık oluyoruz. Orada, Mao ülkesinin yeni bir imparator gölgesinde yaşamaya hazır olduğuna inananlar var. Uzaktaki olayın bizi ilgilendirmeyeceği de yanlış düşüncelerdendir. Burada 1,4 milyar nüfusa sahip ve ekonomide dünya ikincisi bir ülkeden bahsediyoruz.

Birkaç gün önce Çin Komünist Partisi ‘devlet başkanı ve yardımcısı için geçerli olan her biri beşer yıldan oluşan iki dönem sınırlamasının kaldırılmasını’ önererek dünyayı şok etti. Parti ayrıca ülke anayasasına Şi Cinping’in 21.yüzyıldaki Çin’in özellikleri ile uyumlu sosyalist düşüncelerinin de eklenmesini önerdi. Bu, Mao mirasçılarından hiç birinin hoşlanamayacağı bir fikirdir. Bu, Çin’in Şi Cinping ile olan yolculuğunun açık ve ikinci görev süresinin 2023’te sona erecek olmasının Başkan Donald Trump’ın sahibini överek haset ettiği ömür boyu sürecek olan devlet başkanlığı için yalnızca bir durak olduğu anlamına geliyor.

Şi’nin geçtiğimiz beş yıl içinde Mao’nun tahtına kurulma yolundaki hazırlığında başarılı olduğu açıktır. Ordu generallerini ve parti baronlarını uysallaştırdı. Büyük ve inatçı başlar oluşmasına imkân tanıyan yolsuzluklara ağır bir darbe indirdi.

Çin’in durumunu takip edenler bu darbenin büyüklüğünü anlayabilir. 1982’de parti iki dönemi sona erdirdikten sonra başkanını ayrılmaya zorlamıştı. Hedef, parti ve kurumlardan daha güçlü bir adamın ortaya çıkmasını ve ülkeyi kendine kendi şahsıyla sınırlandırmasını engellemekti. Ülke ve halk konusunda, özellikle de ‘kültürel devrim’ ve buna neden olan insani ve ekonomik kayıplar sürecinde Mao’ya benzer şekilde tasarrufta bulunma özgürlüğüne sahip bir adamın…

Batı’da hâkim olan görüş Rusya’nın Sovyet enkazının dışında olduğu, Batılı ülkelerin izini takip edeceği ve uzun süre tek bir parti tarafından yönetilen bu ülkelerdeki demokrasiden esinleneceği yönündeydi. Fakat böyle olmadı. İçinde bulunduğumuz yüzyılın başından beri Rusya, demokrasinin Rus versiyonunu başarıyla üreten bir adamın gözetiminde bulunuyor. Garantili bir parlamento, yanlı bir basın, sürekli kısıtlanan bir sivil toplum, muhalefet edebilecek ve hesap sorabilecek bağımsız bir kamuoyu yokluğu…

Güçlü lider doğdu; adı da Vladimir Putin. Ülkenin iç sahnesini, dış imajını ve büyük kulüplerdeki konumunu yeniden oluşturdu. Adam tüm ipleri eline aldı, ardından da pikniğe gider gibi seçimlere doğru yola koyuldu. Kırım’ı geri alarak Ukrayna’nın istikrarını sarstı. Suriye’ye askeri müdahalede bulunarak bölgesel ve küresel sahnelerin her ikisine de burada rolü olduğunu dayattı.

Çin’i de aynı şekilde daha önce görmediği zorluklar bekliyor. Tırmanışı yakın ve uzak ülkelerde endişeye neden oluyor. ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimi açıkça küresel boyutta ekonomi, ardında da siyasi arenada istisnai bir role duyduğu özlemi gösteriyor. Güney Çin Denizi’ndeki tutumu, güçlü bir ülke konumundan istifade etmeye yönelik ısrarını yansıtıyor. Ekonomide birinci olma arzusu onu önümüzdeki onlarca yıl boyunca ABD ile büyük sınavlara girmeye aday kılıyor.

İçerdeki zorluklar; yüksek büyüme oranının korunması, mevcut parti çerçeveleri tarafından sağlanmayan ülkenin geleceğini şekillendirmeye katılmayı talep edebilecek yüz milyonlarca insanın olduğu gelişmiş bir toplumda istikrarın sağlanması, açık modernleşme ve ardışık teknolojik devrime katılma süreci, dijital devrimle uğraşmak ve her vatandaşı bir gazeteci, yayıncı ve tanığa dönüştürmek de kolay değil.

Çin Komünist Partisi bu gerçeklerin gölgesinde, güçlü lider algısına kapı açtı. Belki de kalıcı bir liderin varlığının bir sonraki aşamada dâhili ve harici bir ihtiyacı temsil ettiğini hissediyor olması nedeniyle bunu yaptı… Refah ve istikrarın birlikte sürdürülmesi, Çin’in uluslararası arenada büyük oyuncu konumuna gelmesi ihtiyacından… Belki de bu nedenle Putin’in Batı’ya yönelik savaş söyleminin başarısız olduğuna inananlar var. Kremlin’deki güçlü adamın ilk rakibi Rusya’dan uzak olamayan ve Mao’nun tahtında olan bir diğer güçlü adamdır.