Afrika… Genç ataların devleti

Etiyopya’nın genç başbakanı Abiy Ahmed Ali, Afrika’nın yeni bir siyasi fenomenidir. Afrika’da benzeri görülmemiş biçimde cesurca iç ve dış adımlar attı. Eritre ve Etiyopya arasındaki düşmanlık yirmi yılı aşkın süredir devam ediyordu. Savaşlar tek bir millet olan iki devlette binlerce ölü

Afrika… Genç ataların devleti

Etiyopya’nın genç başbakanı Abiy Ahmed Ali, Afrika’nın yeni bir siyasi fenomenidir. Afrika’da benzeri görülmemiş biçimde cesurca iç ve dış adımlar attı. Eritre ve Etiyopya arasındaki düşmanlık yirmi yılı aşkın süredir devam ediyordu. Savaşlar tek bir millet olan iki devlette binlerce ölü ve nefret yığınlarını geride bıraktı. Etiyopya – Eritre ilişkileri, Afrika ülkeleri arasında farklı bir tabiata sahiptir. Sınır ötesine taşmış kabilelerin olduğu çoğu ülkelerin sosyal dokusunda geniş bir iç içe geçmişlik vardır. Afrika Kıtası, elliden fazla ülkeyi içerisinde barındırıyor.

Bağımsızlıktan sonra ülkelerine başkanlık eden liderler, farklı toplumsal oluşumlardan ve birbirleriyle çatışan ideolojik yapılardan geliyorlar. Birçok devlet başkanı, devleti kendine göre şekillendiriyor. Siyasal hiyerarşi yoluyla iktidara gelen sivil devlet başkanları Avrupa üniversitelerinde iyi bir eğitim görmüş oluyorlar ve dolayısıyla devletin eğitimine ve kurumsallaşmasına odaklanıyorlar. Şiddete ise oldukça dar bir çerçevede başvuruyorlar. Tunus’ta Habib Burgiba, Senegal’de Leopold Sedar Senghor ve Tanzanya’da da Julius Nyerere bunun en güzel örnekleridir.

Askeri darbeler çoğu Afrika ülkesini vurmuştur. Ve bu ülkeleri şiddet ve istikrarsızlık sarmalına sokmuştur. Bazı ülkeleri Liberya’da olduğu gibi Samuel Doe gibi düşük rütbeli (çavuş) askeri şahsiyetler yönettiler. Ülkeyi çılgın bir zorbalıkla yönetti. Afrika Kıtası’nda makul bir şekilde gelişen ülke ekonomisini yerle bir etti. Kendisi öldürülüp cesedi paramparça edildikten sonra ülke kanlı bir iç savaşa girdi. Bu durum başka bir trajediyi de beraberinde getirdi. ABD’de yıllarca yaşamış olan Charles Taylor iktidara geldi ve hakkında hırsızlık ve şiddet suçlamasıyla davalar açıldı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden çalınan ve kanlı elmaslar olarak bilinen suçlarda yer aldı. Binlerce insanın öldürüldüğü ve yaralandığı Fildişi Sahili’ndeki iç savaşta Sankoh’la işbirliği yaptı. Charles Taylor, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde insanlığa karşı işlediği suçlardan mahkûm olduktan sonra iktidar yolculuğu Hollanda hapishanelerinde sona erdi.

Gana da aynı şekilde genç subayların önderliğindeki darbelerden dolayı yıllarca şiddet ve kargaşa ortamında yaşadı. Gambiya’da Onbaşı Yahya Jammeh darbe yaptı. Bu onbaşının görevi aslında askeri karargâhlar arasında mektup taşımaktı. Darbeden sonra birdenbire hukukçu ve doktor oldu, kanser de dâhil olmak üzere tüm hastalıklar için ilaç keşfettiğini söylemeye başladı. Hazinedeki her şeye el koydu. Mistik bir karakter profili çizmeye çalıştı. İktidarda yirmi yıldan fazla bir süre kaldıktan sonra cumhurbaşkanlığı seçimleri yapmaya karar verdi. Ancak seçimlerde yenilgi aldığı ilan edilir edilmez bu kararından vazgeçti ve ülkeyi yönetmeye devam etme kararı aldı. Nijerya Cumhuriyeti, iktidardan uzaklaştırmak için müdahale etmekle tehdit edince devlet hazinesinde ne var ne yok hepsini alıp ülkeden ayrıldı.

Bunların hepsinden önce dünya Afrika’da garip ve ilginç başkanların düzenine tanık oldu. İngiliz ordusunda büyük bir asker olan İdi Amin, Başkan Milton Obote’ye karşı darbe yaptı, her şeyi kamulaştırdı. Asya ve Avrupa kökenli işadamlarını kovdu, paralarına el koydu, okulları kapattı ve hapishaneleri açtı. Trajikomik bir sahne olarak, birkaç Avrupa vatandaşına kendisini omuzlarında taşımayı dayattı. Hemen hemen tüm eğitimli insanlar taşıyabildikleri tüm zenginlik ve bilgileriyle beraber ülkeden kaçtı. Doğal kaynaklar, ormanlar ve muazzam zenginliklerle dolu olan Uganda, yaşayanların ölülerden farkının olmadığı bir mezarlığa dönüştü.

Orta Afrika Cumhuriyeti sadece eski bir Fransız askeri olan ve Fransa için Hindistan’da savaşan İmparator Jean Bedel Bokassa’nın şahsında hatırlanır. Yoksulluktan kırılan bir ülkede askeri darbe yaptı. Sadece bir başkan olmayı küçümsedi ve Napolyon gibi bir imparator olmaya karar verdi. Taç giyme töreni için devlet hazinesinin neredeyse tamamını harcadı.

Bunlar, saçmalık, trajedi ve ölümün üst üste geldiği dramatik dönemlerdir. Devlet politik bir varlık olarak yurt dışından gelen özel bir yapıya dönüşmüştür.

Bunun adı sömürgeciliktir; Fransız, İngiliz ya da Belçikalı olması fark etmez. Hiç birisi ulusal bir devlet ve kurumlarını inşa etmedi, bilakis askeri bir merkez tarafından yönetilen, askeri bağlılık üzerinden yürüyen ve idari personelin bunlara bağımlı kaldığı bir idari sistem kurdular.

Afrika, hayaller ve acılar ormanıdır. Ülke insanları, su, orman ve hayat… Afrika’nın insanın doğuşunun beşiği olduğu söylenir… Ancak çağlar boyunca büyük acı çekenlerin arenasına dönüşmüştür. Başından beri bu Kıta’nın evlatları burayı terk ettiler ve yabancılar buraya yürüyerek veya silahların arkasında akın akın geldiler. Ve buranın evlatları Amerika ve Avrupa’ya köle olarak taşındılar. Onlar tarım ve sanayi üretiminin makineleriydi.
Irkçılık, bir insanlık trajedisi olarak en adaletsiz ve korkunç haliyle burada ete kemiğe büründü. Irkçılık sadece Afrika topraklarına ekilmedi, başta ABD olmak üzere gittikleri topraklarda da bu Kıta’nın evlatlarını takip etti.

Avrupa sömürgeciliği, Kıta’nın hazinelerini ele geçirmek için erkenden harekete geçti. Zira burada farklı zenginlikler ve muazzam bir işgücü vardı.

Kıta’nın girdiği bağımsızlık aşamasından sonra “Devlet” denilen varlıklar ortaya çıktı. Ama gerçekler bu kelimeyi hiçbir şekilde karşılamıyordu. Devlete benzer yapılar ortaya çıktı.

Devlet, toplum davranışlarının kanun gücüyle kontrol edildiği, yasal değerlerin bulunduğu, kurumsallaşmış teorik bir kurumdur. Ulusal kimlik, ülkedeki tarafları eşitlik temelinde karşılıklı rıza ile bir araya getiren en önemli bağdır. Yıllar süren iç savaşlar, fikirler ve felsefeler sonrasında Avrupa’daki devlet varlığı kuruldu. İçeriğinin değerler ve tecrübelerle doldurulması asırlar aldı.

Afrika, sömürgecilik ve baskı altında bir dönem geçirdi ve her şeyini diğer toplumlardan ithal etti. İnsanları yönetimlere kendi rengini veremedi. Fakirlik ve cehalet yaygınlaştı. Başlarda devletin idaresi sivil unsurlardan oluşuyordu ve ülkeyi yönetmeye yetkili hiçbir idari sistem, politik kuruluş veya aydın kesimi yoktu. O ülke ile hiçbir alakası ya da iletişimi olmayan askeri gruplar ülkenin idaresini ele geçirmeye başladı. Yöneticiler saraylarına çekildiler, sürekli başkentlerde kaldılar. Ülkenin dizginlerine hâkim olmaktan başka bir şey düşünmediler. Kimsenin iktidara ortak olmasını arzu etmediler. Milletlerine karşı herhangi bir sorumluluk duygusu da taşımadılar.

Küçük ordular, gelişmekte olan devletlerdeki tek organize kuvvetti. Eski sömürgeci devletlerden fırsatçı dış güçler bu yeni ülkelerin zenginliklerini ele geçirmek için bu organize kuvvetlere el attılar ve onlarla ittifaklar kurdular. Bugün Afrika’da yeni bir siyasi yıldız parlamaya başladı; genç Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali… Yurtiçi ve yurt dışında yeni ve cesur politik atılımlar yaptı. Olağanüstü hali ortadan kaldırdı, tüm siyasi tutsakları serbest bıraktı, özel sektöre girme fırsatları oluşturdu ve muhalif olsun olmasın tüm kesimlerin ülkenin siyasi mekanizmasında yer almasını sağladı. Yabancı yatırımı teşvik eden yasal ve idari önlemler aldı.

Daha önce görülmemiş bir hareketle Etiyopya’nın amansız düşmanı Eritre Devlet Başkanı İsaias Afewerki’yi ziyaret etti. İşgal ettikleri ve Eritre’nin sürekli geri almaya çalıştığı Badmey bölgesinden çekileceklerine dair söz verdi. Mısır’ı ziyaret etti ve Mısır’ın Nil sularındaki haklarını koruyan ve Etiyopya Nahda Barajı’nın olumsuz etkilerini önleyen bir çözümü onayladı. Ayrıca Sudan’ı geçmiş yılların çatışma saflarını kapatmak için ziyaret etti. Ülkesinin diğer komşu ülkeleriyle aynı tutum içerisine girdi.

Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, hükümete yeni bir model sundu. Ülkesini kan denizinden inşa ve ilerleyişe taşıdı. Kıta’daki umudun seviyesini yükseltmek istedi. Bu Kıta’nın tek eksiği devletin ne demek olduğunu ve nasıl yönetileceğini idrak etmeye katkı yapacak bir ataerkil zihniyettir.