Alman bilim insanları: İnsanlarda ‘manyetik duyu’ keşfettik
Alman bilim insanları, insan beynindeki manyetik noktaların bir haritasını çıkarmayı başararak 6. duyuyu, bir diğer deyişle manyetik duyuyu keşfettiklerini açıkladı. ABD’li bilim insanları ise kırmızı kan hücrelerine ilaç yükleyebildiklerini ve ilacı doğrudan hedef noktalara taşımaları için yö
Alman bilim insanları, insan beynindeki manyetik noktaların bir haritasını çıkarmayı başararak 6. duyuyu, bir diğer deyişle manyetik duyuyu keşfettiklerini açıkladı. ABD’li bilim insanları ise kırmızı kan hücrelerine ilaç yükleyebildiklerini ve ilacı doğrudan hedef noktalara taşımaları için yönlendirebildiklerini kaydetti.
Manyetik Duyu
Yaygın teorilere göre göçmen kuşlar başta olmak üzere birçok canlıda, hareket veya uçuş sırasında dünyanın manyetik alanının yoğunluğuna cevap vermesine yardımcı olan bir ‘manyetik duyu’ bulunuyor. Ancak bununla birlikte, her ne kadar birçok çalışma, insan beyninde manyetik noktaların olduğu ve bu manyetik duyunun insanın önemli özelliklerinden biri olduğuna işaret etse de, böyle bir manyetik duyunun varlığı konusu çok sayıda soru işaretine ve tartışmalara neden oluyor.
Almanya’nın Münih kentindeki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde Yeryüzü ve Çevre Bilimleri Profesörü Stuart Gilder ve Nörobilim Profesörü Christoph Schmitz, başkanlığında bilimsel çalışmalar yürüten araştırma ekibi, insan beynindeki manyetik noktaların, beyincik ve beyin sapında da bulunduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca araştırma ekibi tarafından sürdürülen çalışma, manyetik noktaların beynin sağ ve sol yarım küreleri (hemisfer) arasında asimetrik olarak dağıldığını gösterdi.
Scientific Reports dergisinde yayınlanan araştırma hakkında değerlendirmede bulunan Christoph Schmitz, “İnsan beyni görsel yönleri belirlemek ve ses kaynaklarını bulmak için asimetriden yararlanır. Bu nedenle, manyetik noktaların asimetrik dağılımı, insanın bir manyetik duyuya sahip olabileceği fikriyle örtüşüyor” ifadelerini kullandı.
Ancak, bu manyetik duyu ya da his, somut biyolojik işlevler sağlayacak kadar hassas değil. Bununla birlikte Alman bilim insanları bu manyetik noktaların kimyasal yapısının hala çözülemediğini söyledi.
Profesörü Stuart Gilder ise, “Manyetik duyunun, demir 3 oksit bileşiği (Fe3O4) olan manyetitten oluştuğunu düşünüyoruz, ama emin değiliz. Bilim insanları tıbbi araştırmalara bağışlanan 7 kadavra üzerinde çalıştılar ve 822 beyin dokusu örneğini manyetik muayeneye tabi tuttular. Araştırma ekibi daha sonra insan beynindeki bu manyetik noktaların özelliklerini araştırmaya yöneldi” ifadelerini kullandı.
ABD’li bilim insanlarından ‘kırmızı kan hücreleri’ çalışması
Öte yandan Pensilvanya Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi araştırmacıları, nanopartiküllerin miktarlarının herhangi bir mikroorganizmaya aktarılması operasyonlarında kırmızı kan hücrelerini kullanmanın bir yolunu geliştirdiler. Araştırmacılar hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, geliştirilen yeni yöntemle belirli bir organa yönlendirilen ilacın başarılı bir şekilde hedefe ulaşmasını sağlamayı başardı.
Çalışmaları bu ay Nature Communications dergisinde yayınlanan ABD’li araştırmacılar, geliştirdikleri yöntemin, akciğer enfeksiyonu ve kalp krizi gibi ölümcül hastalıkları tedavi etmede kullanılan ilaçların hedeflenen noktaya ulaşmasını sağlamada başarılı olduğunu vurguladılar.
Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Jack Brenner konuyla ilgili değerlendirmesinde, “İlaçların çoğu, vücutta diğer organlara yayıldıkları için hedeflerine ulaşamazlar. İlaç hastalığın bulunduğu organa değil de yakınındaki organlara giderek burada kötü yan etkilere neden olabiliyor. Yeni yöntem, ilacın yoğun ve güçlü bir şekilde hedeflenen organa gitmesini sağlıyor. Bu da diğer organların alınan ilaçlardan etkilenerek kötü semptomlar oluşması olasılığını azaltıyor. Ayrıca, kırmızı kan hücreleri biyolojik olarak ayarlanabilme özelliğine sahip. Hareketli ve güvenilirler” şeklinde konuştu.
Araştırmacılar, kırmızı kan hücrelerine yerleştirilen ilaçların, kana doğrudan enjekte edilen ilaçlara kıyasla 40 kat daha fazla etkin olduğunu keşfettiler. Ayrıca, ilaç yüklü kırmızı kan hücrelerinin beyni kanla besleyen şah damara enjekte edilmesinin, tedavi edici antikorları beyne aktarmak için kullanılan yollardan 10 kat daha etkili olduğunu belirlediler.