Arap Baharı’nın tek demokratik tecrübesi Tunus’un önündeki tehlike
Avrupa Birliği (AB) kurumlarının Tunus hükümetini ülkeyi vergi kaçakçılığın cenneti haline getiren ihlallerle suçlaması, kara para aklama ve terörün finanse etmesi nedeniyle kara listeye alması Tunus’la yeni bir siyasi sürece girilmesine neden oldu. Yapılan yorumlar AB tarafından şeffaflık ve adil y
Avrupa Birliği (AB) kurumlarının Tunus hükümetini ülkeyi vergi kaçakçılığın cenneti haline getiren ihlallerle suçlaması, kara para aklama ve terörün finanse etmesi nedeniyle kara listeye alması Tunus’la yeni bir siyasi sürece girilmesine neden oldu. Yapılan yorumlar AB tarafından şeffaflık ve adil yönetim gibi konularda da suçlamalara maruz kalacağı ön görülen Tunus’u zor günlerin beklediği yönünde.
Tunuslu siyasetçiler, ülkedeki ekonomik, siyasi ve toplumsal reformlara rağmen yöneltilen bu ithamların Avrupa ülkelerinin Tunus’a karşı kurduğu bir komplo olduğu görüşünde. AB kurumları tarafından yapılan sınıflandırmalar, ülkedeki siyasi elitler arasında yeni bir tartışmanın patlak vermesine sebep oldu. Aynı tartışmalar, sosyal medya platformlarında, halk arasında da devam ediyor.
Peki, bu durum ülkenin içine düştüğü siyasi hesaplaşmaların ve iç çatışmaların kasıp kavurduğu bölgede demokratik sürecin işlediği istisnai bir örnek olan ‘Tunus Modeli’nin çöküşüne mi sebep olacak? Yoksa 2014 yılındaki iktidardaki koalisyon hükümetini sürdüren Nida ve Nahda partileri liderleri Tunus Merkez Bankası Başkanı’nın istifasına neden krizi kontrol altına mı alacak?
Tunus Dışişleri Bakanı Hamis Cihinavi ve Hükümet Sözcüsü İyad Dehmani gibi hükümet yetkililerinin konuya dair yaptığı açıklamalar, AB kurumlarının Tunus’a yönelttiği suçlamalardan Merkez Bankası Başkanı Eş Şazeli el İyari’yi sorumlu tuttu. İyari, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın talebiyle Tunus hükümetinin uluslararası ekonomi kurumlarıyla ilişkisini yönetmekle sorumlu komitenin başkanlığından istifa etmişti. Ancak muhalifler ve Tunus Merkez Bankası’nın bazı yetkilileri, basın ve parlamento oturumlarında hükümetin istifa talebini eleştirdi.
Tartışmalara sebep olan Merkez Bankası Başkanı Eş Şazeli el İyari, yaşananların sorumluluğunu hükümete yükleyerek ekim ayından beri yönetime bu tür sonuçlara karşı reform adımlarını hızlandırma talebini ilettiğini ifade etmişti.
Bölünmeler ve tartışmalar
Tunus parlamentosu ve siyaseti, Merkez Bankası Başkanı İyari’nin istifa etmesi ve yargılanması talepleri etrafında ikiye bölünürken siyasetçilerin karşılıklı suçlamaları krizi derinleştirdi. Bunun üzerine duruma müdahale eden Nida ve Nahda partilerinin liderleri, İyari’yi istifa etmesi konusunda ikna etti.
Tunus’un kara para aklama ve vergi kaçırma konusunda kara listeye alınmasından sorumlu tutulan Eş Şazeli el İyari’nin devlette uzun müddet verdiği hizmetlere rağmen bu suçlamalarla karşılaşmasına ve istifa ettirilmesine karşı çıkan bazı siyasetçiler daha önce İyari’yi eleştirmelerine rağmen bir anda kendisini savunmaya başladı. Siyasetçiler, parlamento oturumunda Cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından İyari’nin istifası için verilen teklifin düşürülmesini talep etti.
Devlete siyasi soruşturma
İktidardaki koalisyon liderlerinin kulislerdeki istişareleri krizin sonunda kontrol altına alınmasını sağladı. Böylelikle devletin bütün müessesleriyle parlamentoda tartışılacağı soruşturma oturumu iptal edildi. Böylece medya ve parlamentoda yüksek sesle dillendirilen ve ülkedeki 200 parti ile 20 bin civarındaki gayrı resmi dernek ve vakıfların finansmanı hakkında ortaya atılan tartışmalar da sonlandırılmış oldu.
Eski Bakanlardan olan gazeteci ve üniversite öğretim görevlisi hocası et-Tayyip Yusuf yaşananları şu şekilde özetledi:
“Tunus, uzun bir süredir devletin saygınlığı ilkesine uymayan siyasetçiler ve medyanın etkisi altında yaşıyor. Bu çevreler, devlete ait gizli ekonomik, siyasi ve güvenlik belgelerini kamuya açık ortamlarda yayınlamaktan çekinmiyor.”
Eski Bakanlardan olan Meşru Tunus Partisi lideri Muhsin Marzuk ise bazı siyasetçilerin ülkedeki siyasi ve mali skandalları önümüzdeki mayıs ayında düzenlenecek yerel seçimler ile 2019 yılı sonunda düzenlenecek genel seçimlerde kendileri lehine kullandığını iddia ederek bu çevreleri eleştirdi.
Tunus’ta aralarında Muhsin Marzuk ile cumhurbaşkanlığı ve başbakanlıktan bazı müsteşarların da bulunduğu devlet yetkilileri hakkında mali ve siyasi yolsuzluk ile kara para aklama gibi suçlamaları içeren belgeler yayınlanmıştı. Gözlemciler, önümüzdeki yılın sonunda düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu tarz skandalların ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynadığı görüşünde.
Yönetim kademesine suçlamalar
İktidardaki Nahda ve Nida partileri üyeleri, liderlerinin Tunus’un kara listeye alınmasından sonra ortaya çıkan krizi kontrol altına almasıyla övünürken Tunus İrade Partisi Genel Sekreteri Adnan Munsir gibi muhalifler ise AB ve bazı uluslararası kurumlar ile Tunus arasındaki ilişkilerin bozulmasından iktidarda bulunanları suçluyor.
Önümüzdeki seçimlerde aday olacağını açıklayan Eski Cumhurbaşkanı Munsif Marzuki de söz konusu eleştirilere katılanlar arasında. İktidardaki bazı çevreleri “Siyasi çete” rolü oynamakla itham eden Marzuki, söz konusu çetenin devlet yönetiminde yabancı ve sömürgeci güçlerin vekilliğini yaptığını öne sürdü. Herkesi Tunus’un demokrasi tecrübesini korumak için harekete geçmeye çağırdı.
Tunus’taki ekonomik durumun ülkenin yabancı mali kurumların vesayeti altına girdiğini ispat ettiğini ifade eden Marzuki, yaşanan bu tehlikeli durumun yanlış yönetim ve kötü icraatlardan kaynaklandığını vurguladı. Marzuki, Tunus’un AB’deki ekonomik kurumlarla ilişkilerinde yaşanan mevcut krizi “Devlet yönetiminin gıdadan enerjiye ve su soruna kadar birçok meselede vatandaşa güven verememesine bağladı.
Uluslararası ve bölgesel ajandalar
Tunus’ta yaşanan son siyasi kriz, yüzlerce genç, siyasetçi ve entelektüelin Facebook ve diğer sosyal medya ağları aracılığıyla Tunus’un kara para aklama ve terörün finanse edilmesi konusunda AB tarafından kara listeye alınmasına dair eleştiriler yapmasına neden oldu. Yapılan yorumlarda bunun uluslararası ve bölgesel güçlerin Tunus’a yönelik siyasi ajandalarının bir parçası olduğu görüşü ağırlıktaydı.
Sol kanattan ve muhafazakâr bloktan bazı parlamenter ve siyasetçiler ile Nahda ve Nida partilerine yakınlığıyla bilinen isimler, İtalyan siyasetçilerin ve Avrupalı sağcı politikacıların Tunus’a baskı kurmayı amaçladıkları ihtimalini uzak görmüyor. Söz konusu kimseler, yaşanan son gelişmelerin söz konusu uluslararası güçlerin Tunus’a Filistin konusundaki sağlam tavrı ve hükümetin ABD Başkanı Donald Trump tarafından alınan Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına karşı aktif muhalefetinden kaynaklandığını düşünüyor. Tunus’un parlamentoya İsrail devletiyle ilişkilerin normalleştirilmesini yasaklayan bir tasarı sunmaya kadar varan karşıt faaliyetlerin de krize katkı sunduğunu dile getiriyorlar.
Eski Bakanlardan Abdullatif el-Mekki gibi bazı parlamenterler ise Avrupalı güçlerin Tunus’u kara listelere alarak hükümete İslamcı Nahda Partisi’ni koalisyon hükümetinden uzaklaştırma mesajı gönderdiğini iddia ediyor.
Hakikat nerede?
Tüm bu yaşananlar ülkedeki siyasi tabaka ve karar alıcılar arasında tartışmalara sebep oldu. Birçok yönelimden siyasetçi birbirine karşı çeşitli ithamlarda bulundu.
Birçok uzman, gazeteci, siyasetçi ve ekonomistin Tunus’un ilk kez AB tarafından kara listeye alınmasını tehlikeli bir gelişme olarak kabul etmesine rağmen bazı ekonomi uzmanları bu kararın çok da tehlike arz etmediği görüşünde. Birçok Arap ve İslam ülkesinin Tunus’taki bankalarında yöneticilik yapan Mahfuz el-Baruzi, AB tarafından atılan böylesi bir adımın Tunus’a fayda getirebileceği görüşünde. Baruzi yaptığı açıklamada “Bu adımlar Tunus parlamentosunun ülkenin uluslararası şeffaf ekonomik kurumlara katılması için gerekli yasaları onaylamasını hızlandırabilir” ifadesini kullandı.
Gelecekte ne var?
Tunus, içine girdiği darboğazdan nasıl çıkacak? İçte ve dışta siyasi ve ekonomik krizlere sebep olan bu tür sınıflandırmalara konu olmaktan nasıl kurtulacak?
Bu ve benzeri soruların cevaplarını arayan gazeteci ve eski diplomat Abdulhafiz el-Harkam yaptığı değerlendirmede şunları söylüyor:
“Ağlayıp dövünmek ve karşılıklı suçlamalara girişmek yerine hükümetin bu duruma sebep olan ihmalleri gidermek için çalışması gerekiyor. Bu durumdan çıkmanın yolu hükümetin ekonomiyi iyileştirecek, reformları hızlandıracak ve endişeli vatandaşları mali kurumların elinden kurtaracak önlemler almasıdır. Bu ancak hükümetin geçici çözümlerden uzak, tutarlı ve verimli çözümler getirecek yasalar çıkarmasıyla mümkün olur. Bunların gerçekleşmesi halinde Tunus, dış politikada lekesiz bir duruma gelerek egemenliğini pekiştirecektir.”
Konuyla ilgili cevabı merak edilen bir diğer soru da dış dayatmalara karşı içteki yasal boşlukların ortadan kaldırılması konusunda mücadele edilip edilemeyeceği…
Cumhurbaşkanlığı sarayı, parlamento ve hükümet binası ile siyasi liderlerin bulunduğu kulislerde yapılan öz eleştirilerin Tunus’un demokrasi tecrübesini ve reformlarını kurtarma sürecinin başlangıcını oluşturduğundan şüphe yok. Bununla birlikte, ülkenin karşılaştığı iç ve dış engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik çabaların artırılması gerekiyor. Bu engellerin başında ise işsizlik, terör ve komşu ülke Libya’da 7 yıldır devam eden savaşın getirdiği kaos olarak görülüyor.