Suriye cehenneminin ateşini körüklüyenler

Sergey Lavrov, geçen pazartesi günü Valday Forumu’nun açılışını yaptı. Lavrov, açılışta ABD’nin Fırat’ın doğusunda Kürt birliklerine yönelik desteğine işaret ederek, Suriye’de ateşle oynadığı konusunda ABD’ye yeni bir uyarıda bulundu. Açılışın yapıldığı esnada Rus savaş uçakları, Şam’ın doğu kırsalı

Suriye cehenneminin ateşini körüklüyenler

Sergey Lavrov, geçen pazartesi günü Valday Forumu’nun açılışını yaptı. Lavrov, açılışta ABD’nin Fırat’ın doğusunda Kürt birliklerine yönelik desteğine işaret ederek, Suriye’de ateşle oynadığı konusunda ABD’ye yeni bir uyarıda bulundu. Açılışın yapıldığı esnada Rus savaş uçakları, Şam’ın doğu kırsalının maruz kaldığı ve Halep’teki tahrip edici savaşı hatırlatan bombardımanda rejim ve müttefiklerine iştirak ediyordu. Diğer yandan Afrin’i kontrol altına almakla tehdit eden Türkiye, Suriye’nin kuzey sınırına ulaşmak ve Afrin’e destek olmak için rejim ve İran tarafından sevk edilen Şii savaşçıların olduğu konvoyu bombalıyordu.

“ABD’li meslektaşlarımı Suriye’de ateşle oynamamaya yeniden davet ediyorum…” Fakat Sayın Lavrov, bu tutuşmuş Suriye cehenneminde ateşle oynamayan kim? Öyle ki bu cehennemin son kanlı bölümü Doğu Guta ve Afrin’de yazılıyor. 7 Şubat’ta ABD uçağı, Suriye Demokratik Güçleri’ne(SDG) bağlı ve Amerikan askerlerinin bulunduğu üsse saldıran konvoyu bombaladığı zaman Fırat nehrinin kenarında başka bir ölümcül bölüme şahit olundu. Bu bombardıman, İsrail üzerinde İran’ın insansız hava aracının düşürülmesi olayından sonra İsrail’in İranlıların mevzilerine yönelik yaptığı saldırılara paralel olarak meydana geldi. İnsansız hava aracının düşürülmesini ise Suriye füzeleriyle İsrail F16 savaş uçağının düşürülmesi takip etti.

Bütün bunların aktarılmasından maksat sadece şu soruyu sormak içindi. Suriye’de gerçekten ateşle oynamayan kim? Onların hepsi de yakında sönecek gibi görünmeyen bu cehennemi körüklüyorlar. Cenevre’nin 8. toplantısından, Astana’nın 7. toplantısına ve Suriye krizine çözüm getireceği konusunda Rusya’nın iddiasına rağmen hızlıca son nefeslerini alan Soçi’ye kadar bütün çözümler çöktü.

Evet, hepsi de Suriye ateşiyle oynuyor. Bu, bana ABD’nin Eski Dışişleri Bakanı George Shultz’ın 1988’de Hafız Esed, Abdülhalim Haddam ve Cumhurbaşkanı Emin Cemayel’le yaptığı umutsuz görüşme turundan sonra, ‘Lübnan krizi, kendi enerjisiyle çalışan bir reaktöre benziyor’ şeklinde ifade ettiği sözünü hatırlatıyor.

Bu sözler, çözümün umutsuzluğunu ilan etme mesabesindeydi. Lübnan’daki savaşlar 17 yıl devam etti. Özellikle ‘Suriye peyniri’nden en büyük payı elde etmek için hesap ve çıkar çatışmalarının olduğu bir ortamda, Suriye’deki savaşların uzun bir süre devam etmesi konusunda haklı bir endişe var. Bu bağlamda Ali Hamaney’in danışmanı Tümgeneral Yahya Safevi’nin 17 Şubat’ta yaptığı açıklamalara değinmek yerinde olacaktır. Yahya Safevi, yaptığı açıklamada; Tahran’ın rejime yönelik yardımının hayır maksatlı olmadığını, İran’ın savaşta harcadığı petrol, gaz ve Suriye fosfatını telafi etmesi gerektiğini, Rusların Suriye’de 49 yıllığına anlaşmalar imzaladıklarını, bu anlaşmalar aracılığıyla askeri üs ve siyasi ayrıcalıklar elde ettiklerini, İran’ın ise şu an Suriye’den fosfat ihraç etmeye (ithal değil de ihraç ettiğine dikkat edin) başladığını ifade etti.

Amerikalılar ve onların uluslararası koalisyondaki dostları, Ruslar ve İranlıları Suriye peynirini yerken izlemeye devam mı edecekler? Suriye sofrası, sadece fosfat, gaz, petrol, siyasi ve ekonomik çıkarlardan mı ibaret? Ürdün sınırına kadar uzanan Golan cephesinde 50 km derinliğinde güvenlik koridorunu sağlamlaştırmayı garantilemek için Rus ve Amerikalılarla iki hatta koordinasyon kuran İsrail’in askeri hesapları nerede? Kürtlere karşı kuzeyde güvenlik koridoru sağlamak için iki askeri operasyon düzenleyen ve en sonuncusu “Zeytin Dalı Harekâtı” olan Türkiye’nin güvenlik hesapları nerede? Münbiç ve Afrin’de özerk yönetim ilan eden ve Washington’un eğitim ve silah desteğiyle Kobani’den Rakka’nın kurtarılmasına kadar çetin ve uzun çatışmalara katılan Kürtlerin beklentileri nerede?

Şu açık ki bu çakışan hesap ve çıkarlar çözüme kavuşturulmadan, Şam’ın doğu banliyösünde meydana gelen planlı imha süreci durmayacaktır. Zira meydana gelen olaylar karşısında endişelerini ifade eden ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın yanı sıra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in açıklamalarında dile getirdiği uluslararası utanç verici acizlik ortamında, son günlerde 300’den fazla insan hayatını kaybetti. Diğer yandan Ruslar, Güvenlik Konseyi’ni ateşkes yapmaya davet ederek, kendi savaş uçaklarının katıldığı öldürme ve tahribat sorumluluğundan kaçmaya çalışıyorlar.

Şu soru Ruslara sık sık soruluyor. Geçen yıl 7 Mayıs’ta Moskova’nın Astana’da İran ve Türkiye ile düzenlediği 4 çatışmasızlık bölgeleriyle ilgili iyimser vaatler nereye gitti? Durumu kontrol altına almak için Doğu Guta’nın girişinde yer alan noktalara konuşlandıkları söylenen Rus gözlemeciler neredeler? Afrin operasyonunun gölgelediği İdlip’te neler oluyor?

Bütün bunlar çöktü. Ancak 7 Şubat gecesi Deyr-i Zor yakınında Fırat nehri kenarında meydana gelen olay en tehlikelisiydi. Şöyle ki, ABD savaş uçakları, ABD’li askerlerin olduğu SDG’nin karargâhlarından birisine saldırmak için nehri geçen silahlı bir konvoyu bombaladı. ABD’nin saldırısı sonrasında yaklaşık 296 kişi yaralandı veya öldü. Yaralanan ve ölenler arasında 2003 yılından sonra Irak’ta ünü yayılan Amerikan “Black Water” şirketine benzeyen Rus “Wagner” şirketiyle çalışan çok sayıda Sırp ve Ukraynalı paralı askerler de bulunuyor.

Açıkçası son zamanlarda Ruslar ve Amerikalılar, iki devlet arasındaki büyük askeri bozukluğu telafi etmek için bu operasyonu kasıtlı, belirsiz ve karışık bir atmosferle kuşatmaya özen gösterdiler. Buna delil olarak ise Sergey Lavrov, Valday Forumu’nda Suriye’de sözleşmeli olarak çalışan yüzlerce Rusyalının öldüğünü ifade eden raporların Suriye savaşını istismar etmeye yönelik bir girişim olduğunu söyledi. 3 kaynak ise Reuters’a Kremlin’le operasyonel bir bağa sahip olan özel “Wagner” Rus askeri şirketi için sözleşmeli olarak çalışan yaklaşık 300 askerin, Deyr-i Zor’daki karargâha saldırı girişimine yanıt olarak ABD’nin hava saldırısında öldüğünü veya yaralandığını bildirdi.

Söz konusu saldırı, çok sayıda Kürt savaşçının Afrin’deki yoldaşlarını desteklemeye gittikten sonra meydana geldi. Rusya’nın girişimi, cevabı yıldırım gibi gelen Amerikalıların kapısını çalmaya yönelikti. Fakat Rus subaylar, Moskova’nın söz konusu saldırıya karışmadığını Amerikalılara ivedilikle söyledi. Burada ABD Savunma Bakanı James Mattis, durumu değerlendirerek,‘Hücum edenlerin birilerinden talimat aldıkları konusunda bilgi verme yetkim yok. Ancak ben, 297 kişinin aniden nehirden düşman topraklarına geçmeye kendilerinin karar verip, düşman karargâhını bombalamaya ve düşmana karşı tankları hareket ettirmeye başladıklarından şüpheleniyorum’ dedi.

Bu sözler, ABD ve Rusya arasındaki çatışmanın üstesinden gelmek için yeterliydi. Ancak aralarındaki çatışmalar, diğer yerlerde –en sonuncusu da Afrin- vekâlet yoluyla devam ediyor. Ruslar, Halep tarzında Guta’yı imha etmeye devam ederken Güvenlik Konseyi’ni ateşkesi araştırmaya davet ederek bu durumu çarpıtıyorlar. Fakat Guta, Suriye cehennemindeki ateşin bölümlerinden birisidir.