“Ateş ve Öfke” kitabından o kadar çok var ki…
ABD’de yayımlanan bir kitap uluslararası alanın gündemine oturdu. Kitap, halkı meşgul ettiği kadar Başkan Trump’ı da kızdırdı. ABD ve uluslararası siyaset arenasını sarstı. Niçin? Kapalı odalardaki sessizliğe geniş bir alanı kapsayacak şekilde ışık tutulmuş oldu. Siyasetin bir kısmı, erkekleri
ABD’de yayımlanan bir kitap uluslararası alanın gündemine oturdu. Kitap, halkı meşgul ettiği kadar Başkan Trump’ı da kızdırdı. ABD ve uluslararası siyaset arenasını sarstı. Niçin? Kapalı odalardaki sessizliğe geniş bir alanı kapsayacak şekilde ışık tutulmuş oldu.
Siyasetin bir kısmı, erkeklerin kalıplaşmış plastik bir dille konuştuğu lobilerde şekilleniyor. Bunların birçoğu şifrelenmiş haritalar üzerindeki şeritler gibidir. Karar, özel bir kompozisyondur. İçinde hayat, ölüm, kâr ve kayıplar vardır. Hitler, Hermann Göring’e Fransa’ya saldırı kararından önce ne söylediğini kim biliyor? Hitler’in Mussolini ile yaptığı son görüşmede siyaset veya savaş hakkında konuşmadığını, ancak sanat ve edebiyat hakkında konuştuğunu söylediler! Toplantının sonunda birbirlerinin yüzüne baktılar, Hitler gülümsedi, Mussolini de buna gülümsemeyle karşılık verdi. Nazi istilası karşısında verilen askeri kayıplar Sovyetler Birliği toprakları üzerine yayıldığında, Rus generalleri birbirlerine fısıldayarak Stalin’in askeri konulardaki cehaletinden ve askeri kararları istişare etmemesinden şikâyet ediyorlardı. Nihayet Stalin ile konuşmaya karar verdiler.
Komutanları General Jukov’un yanına gittiler. Ondan, planlamanın ve askeri harekâtların profesyonel generallere bırakılması gerektiğini ve bunu Stalin’le açıkça ve cesurca konuşmasını istediler. Dedikleri oldu. Stalin, askeri konuları General Jukov’a bıraktı. Olan buydu. Ancak bu konuşmada neler yaşandı ve neler söylendi? Stalin Askeri konuları General Jukov’a bıraktı ama nasıl? Niçin?
General, Sovyet kuvvetlerini Moskova’dan Berlin’deki Hitler’in çukuruna götürdü ancak ayrıntılar bilinmeyenler çukurunda kaldı. Dönemin İngiltere Başbakanı Chamberlain’in Münih’de Hitler’le gerçekleştirdiği görüşmeden dönmesinin ardından ellerini birleştirerek yukarı kaldırdı ve barışı gerçekleştireceğini, savaş ateşinin üstesinden geleceğini söyledi. Fakat Hitler anlaşmayı yedi, Çekleri ve Polonya’yı da ısırdı. Belgeler sadece genel olanları gösterdi. Ancak Hitler ve Chamberlain arasındaki toplantının ayrıntıları, İkinci Dünya Savaşı’nın kanı ile kaplı geçmişi tarafından yutuldu. Politikanın kimyası bilinenler ve bilinmeyenlerdir… Aristo’dan bu yana süregelen gizem ve sır konvoyları sonsuza kadar da sürecek. Adı “Devletin Sırları” olan bir tabu var. Bazılarının üstündeki kapak yıllar sonra kaldırılıyor. Birçoğu ise sessizlik mezarlarına gömülmeye devam ediyor. Genel karar makinesi bu yönde işler. Devlet bir araçtır ve sırlar onu sürükler. Gerçeklerin, hazinelerin anahtarları yaşayanların ellerinde değildir.
Anahtarlar kabirlerdeki ölülerin elindedir. Benzeri birçok durum hatırlıyorum. Bazen gülüyorum, bazen de geçmişin resimlerinin önünde sessizce duruyorum. 1974 yılında genç bir gazeteciydim ve Libya’daki ikinci adam Binbaşı Abdüsselam Callud’a eşlik ettiğim özel oturumlarda kendisinin birinci adam olduğunu tekrarlayıp dururdu. Ona Sovyetler Birliği gezisinde eşlik ettim. Karşılama ve ağırlama oldukça etkileyiciydi. Lider Leonid Brejnev’in daveti üzerine görkemli ve muhteşem akşam yemeği partisine katıldık. Kremlin kuvvetler ve liderlik kalesidir. Libya ve Sovyet heyetlerinin karşına oturduk. Mütercim, Suriye lehçesiyle Arapça olarak “Aranızda sigara içen var mı?” dedi.
Libya ve Sovyet tarafında tam bir sessizlik vardı… Kısık sesle “Evet ben içiyorum” dedim. Brejnev mütercimin kulağına bir şeyler fısıldadı, bu sıska genci süzdü ve “Buyurun muhterem buraya geliniz” dedi. Brejnev yanında oturan Sovyet delegenin omzuna dokundu, adam yerinden kalktı, oturduğu sandalyeyi terk etti ve protokol sorumlusu beni alarak yanındaki sandalyeye oturttu. Bütün Libya delegasyonu bana büyük bir şaşkınlıkla baktılar. Ben dünyanın ikinci adamı Leonid Brejnev’in yanına sakin ve masumane bir şekilde oturdum. Yemeğe başladık. Tercümanlar “Sigara yanında mı?” diye sordular. Ben de “Evet” diye cevap verdim. “Bir tane yak” dediler. Ben de yaktım. Mütercim “Sigaranın dumanını bu tarafa üfle” dedi. Ben de üfledim. Ancak o sigarayı Brejnev’in yüzüne doğru üflememi söylemeye devam etti. Ben de dediğini yaptım ve birinci sigarayı bitirdim. Mütercim tekrar “Sigaranı yak ve liderin yüzüne doğru üfle” dedi. Libya heyetinin bakışları benim üzerime yönelmişti. Sovyet heyeti yeme-içmeye dalmıştı. Törenden sonra Libya heyeti üyeleri, benden yaşananların hikâyesini öğrenmek için adeta birbirleriyle yarıştılar. Onlara: “Dünyanın ikinci adamı bana bunu emretti. Sigara içmeyi ve Sovyet liderin yüzüne üflemeyi reddetseydim de iki ülkenin ilişkilerini bozsa mıydım?” dedim. Abdusselam Callud bu duruma çok kızdı. Ancak ben de neler olup bittiğini kendisine anlattım. Ona şöyle dedim: Protokol müdürü bana: “Brejnev’in sigara tiryakisi olduğunu ve ancak doktorunun kendisine bunu yasakladığını” bildirdi. Yanına sigara içen iki kişi oturtarak bunu dengelediğini belirtti.
Kapalı politik çevreler hakkında yazılmamış kitaplar, hiç mürekkep veya kâğıt bulunmayan sessiz kütüphanelerde durur. Trump, Amerikalı gazeteci Michael Wollf’un yazdığı “Ateş ve Öfke” kitabına kızmakta haklıdır. Zira her zamanki sessizlik hazinesinin kapağını açtı, öfke ve ateş fırtınası kopardı.
Kaç tane yangın var ki çıkmak için ahşap ve kibrit bulamadı. Kutsal sessizlik salonlarında kaldı. Arap ülkelerimizde gizli sırlardan bahsetmek, tabuyu yıkmaktır. Fikri ve tarihi yatak odalarına uzanmaktadır. Eski Senegal Cumhurbaşkanı Leopold Sedar Senghor iktidardan ayrıldıktan ve yardımcısı Abdou Diouf’un göreve başlamasından sonra Tunus’u ziyaret etti. Eski dostu merhum Habib Burgiba ile görüştü. Senghor, dostuna tek başına görüşmek istediğini iletti. Burgiba da onu sarayda bulunan küçük bir toplantı odasına aldı. Bir saatten fazla süre bu odada yalnız kaldılar. Bundan sonra Senghor başkanlık sarayından ayrıldı. Burgiba arkadaşıyla vedalaşarak geri döndü. Başkan yardımcıları ve bakanlar sevgili başkanlarına “Eski arkadaşınızla görüşme nasıldı?” diye sordular. Cumhurbaşkanı alaycı bir edayla “Bana ‘Anavatanımızı özgürleştirdik, dinlenmek zorundayız, işi yeni nesle bırakıyoruz… İktidarı bırak, yürü ve evinde dinlen’ dedi” diye cevap verdi. Burgiba bir saatten fazla süren bu görüşmeyi sadece birkaç kelimeyle nakletti. Sırlı görüşmeler ilan edilmiyor, çünkü onlar kutsal tabulardır.
“Ateş ve Öfke” kitabı güvenlik, politika ve ekonomi alanının mayınlı kısmına keskin bir dalış yapıyor. ABD’de siyasetin sırları, iki partinin ormanlarını besleyen sudur. Siyasi toplantılarda karar alma sürecine katkıda bulunan baskı gruplarının da beslenme kaynağıdır.
Burada mutlak bir kazanan ya da mutlak bir kaybeden yoktur. Beyaz Saray’daki ateş ve öfkeye rağmen Başkan Donald Trump’ın bundan kazancı vardır. Adı ve kişiliği dünyayı meşgul ediyor ve herkes ondan bahsediyor. Sırlar karar mahzeninden çıkarılıp yayıldığı zaman tartışmaların fitilini ateşliyor ve hayatı siyasi eylem damarlarına döküyor.