DEAŞ’ın elinden kurtulan Nur: Gördüklerimiz ile vaad ettikleri bambaşka
Endonezyalı Nur Huda, sosyal medyadan DEAŞ ile ilgili bilgiler edinerek örgüte katılmak için ülkesini terk eden yüzlerce kadından biri. Örgütün gerçek yüzünü gören Nur, “Gördüklerimiz bize vaad ettiklerinden bambaşkaydı. Büyük bir yalan ve sahtekarlığın içinde olduğumuzu anladık” diyerek
Endonezyalı Nur Huda, sosyal medyadan DEAŞ ile ilgili bilgiler edinerek örgüte katılmak için ülkesini terk eden yüzlerce kadından biri. Örgütün gerçek yüzünü gören Nur, “Gördüklerimiz bize vaad ettiklerinden bambaşkaydı. Büyük bir yalan ve sahtekarlığın içinde olduğumuzu anladık” diyerek örgütün insanları kandırdığını söyledi.
Nur, 2015 yılının yaz ayında Cakarta’dan İstanbul’a giden bir uçakla ülkesinden ayrılıp özel otobüslerle Kilis’e vardı. Nur ve ailesi sınırdan gizlice geçerek DEAŞ’ın kontrolü altındaki Halep’in doğu kırsalından geçip 3 gün süren yolculuğun ardından DEAŞ’ın en güçlü kalesi Rakka’ya ulaştı.
20 yaşındaki Nur, Şark’ul Awsat’a yaptığı açıklamada, “Endonezya’dayken sosyal medyada bazı DAEŞ unsurlarıyla karşılaştım. DEAŞ’ın kontrolü altındaki bölgelerde daha iyi bir yaşam süreceğimizle ilgili birçok yazı okudum. Dini kıyafetler giyip Müslüman bir kız gibi görünebilecektim. İnternet yoluyla Suriye’ye nasıl gelebileceğimizi öğrendim. Bize yol masraflarını karşılayacaklarını ve akrabalarıma yüksek maaşlı iş bulacaklarını vaad ettiler” dedi.
Nur’un anlattıklarına göre ailesi Rakka’ya ulaştıktan sonra örgüt kadınlarla erkekleri ayırdı ve bu olayla birlikte şüpheye düşen aile burada kalmayı reddettiği için dövüldükten sonra 3 ay boyunca tutuklu kaldı.
2014 ağustos ayından beri Rakka’da bulunan örgüt; idamlarla, çeşitli uzuvları kesme ya da derileri yüzme gibi yaptırımlarla halka zulüm ediyor.
DEAŞ’ın vaad ettikleriyle gördükleri çelişen Nur, “Gördüklerimiz bize vaad ettiklerinden bambaşkaydı. Büyük bir yalan ve sahtekarlığın içinde olduğumuzu anladık. Bize eziyet ve zulüm ediyorlardı. Bize hastanenin, ilacın ücretsiz olduğunu, bütün hizmetlerin örgütün yardımı olduğunu söylemişlerdi. Hepsi yalan” dedi.
Nur’un 52 yaşındaki annesi Vansah Rahmani, “Bütün kızlarla evlenmek istiyorlar ve buna zorluyorlar. Fakat ya 2 ay sonra savaşta ölüyorlar ya da boşanıp başka kadınlarla evleniyorlar. Eşleri oğulları tutuklanan bütün aileler kaçmaya karar verdi. Kurtarılmış bölgeye gitmemiz için bizden 4 bin dolar istediler” dedi.
Temmuz ayının başında DEAŞ’tan kaçan Nur, ailesi ve diğer Endonezyalı aileler ile günün sonunda, Rakka şehrinin 50 kilometre kuzeyindeki Ayn-ı İsa kampına ulaştı.
Nur ve annesinin verdiği bilgiye göre, babası, erkek kardeşi ve erkek akrabaları şu an Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından tutuklu.
Ayn-ı İsa Kamp Müdürü Yardımcısı Feyruz Halil Şarku’l-Avsat’a yaptığı açıklamada, Irak’ın Kürdistan bölgesine giden 5 Endonezyalı adam hakkında elde edilen bilgilere göre, bu kişiler Irak’taki Endonezya büyükelçiliğine teslim edildiğini söyledi.
SDG’nin gözetimi altında olan Ayn-ı İsa kampına, kamp yönetiminden izin almadan giriş sağlanamıyor.
Bazı kadınlar konuşmaktan kaçınırken, bazıları da örgütün yalanlarına nasıl kandıklarını anlatarak eşlerini savunmaya çalışıyor.
Nur Huda, eşinin Lübnan hücre örgütü üyesi olduğunu ve sonra Suriye’deki DEAŞ bölgesine gittiğini, döndükten sonra da eşini Rakka’ya gitmek için ikna ettiğini söyleyerek, “Trablus’taki bazı gruplar ‘DEAŞ’çı’ diyerek benimle dalga geçiyorlar yolda yürürken beni izliyorlardı” dedi.
Nur Huda, eşi ve 3 çoğuyla beraber 2015 yılının başlarında ailesinin haberi olmadan Rakka’ya yerleşti. Eşi örgütle birlikte çatışmalara katıldı ve bir sene sonra bir hava saldırısında öldü. Nur, “Eşim öldükten sonra beni 30’dan fazla kadının ve çocuklarının bulunduğu küçük bir odaya koydular. Tuvalet çok küçüktü. Banyo da yoktu. Hastalıklar hızla herkese bulaşıyordu. Öleceğimi düşünüyordum” dedi.
Kısa bir süre sonra hapsedildiği yerden çıkmak için Tunuslu milislerle anlaşan Nur, 2 yıl sonra da Tunuslu eşiyle Rakka’dan kaçtıktan sonra örgüt eşini Irak’a gönderdi. Savaşın başlaması ile çatışmaların olduğu bölgeye giden Nur, SDG’ye teslim oldu ve Ayn- İsa çadır kampına gönderildi.
Ailesi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan Nur, “Lübnan’a dönememe izin verirler mi bilmiyorum. Hayatımın en zor zamanlarını yaşıyorum” dedi.
İman Osmani (25) liseden sonra 2014 yılında Tunuslu bir gençle evlendi. Oturduğu bölgedeki camide dinlediği hutbeden çok etkilenen İman, tesettür ve Allah yolunda cihat etme arzusuyla birlikte Tunus ve Batı Arap ülkelerinden birçok ailenin de Rakka’ya gittiğini öğrenince, eşini Rakka’da yaşamaya ikna etti.
DEAŞ’ın Telegram üzerinde köle ticareti yaptığını öğrenen İman, “Militanlar kölelerin sahibiydi. Kimse onlara karşı çıkamıyor, istediklerinde kardeşlerini, eşlerini bile satıp ikinci eşi alıyorlardı” dedi. DEAŞ’ın hakimiyeti altındaki Rakka’da yaşadıklarına şöyle devam etti, “Eşim 3 ay DEAŞ saflarında çatıştıktan sonra geri döndü. Dönmesinin hemen ardından Ebu Muhammed el-Adnani’ye eşimle birlikte ülkeme dönmek için izin istediğim bir mektup gönderdim. El-Adnani kabul etti. Fakat kısa bir süre sonra öldürüldü. Ölümünden sonra Rakka Valisi göçmenler ve destekçilerin bölgeden ayrılmalarını yasaklayan bir bildiri yayınladı” dedi.
Geçtiğimiz haziran ayında Rakka’da çatışmaların başlamasının akabinde İman ve eşi kaçmaya karar verdi. Kaçakçılara bin dolar vermesinin karşılığında SDG’ye teslim edildi. İman, “İttifak Güçlerinin uçakları Rakka’ya, örgüt elemanlarının savaşı bırakmasını talep eden, üzerinde ‘güvenli bilet’ yazan bildiriler atıyorlardı. Eğer bu kağıtları yanımızda bulundurursak güvende olacaktık. Bu kağıtlardan birini sakladım. Kontrol noktasına vardığımda görevlilere gösterdim fakat eşimi tutukladılar ve 15 gündür tutuklu. Annemi, kardeşimi, ailemi, odamı, yatağımı, arkadaşlarımı çok özlüyorum. Duygularımı nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Çok aciz hissediyorum” dedi.
İman ve Endonezyalı ailelerin eşleri, tutuklanan eşlerinin serbest bırakılması ve ülkelerine geri dönmeyi bekliyor.