İran

Devrim Muhafızları’ndan ABD’ye sert çıkış

Londra/Adil es-Salimi İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanları ABD’nin sert yaptırım paketinin başlamasına saatler kala Beyaz Saray’a keskin mesajlar göndermeyi srdürdü. Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, ülkesinin Irak seçimlerinde ABD’ye üstün geldiğini söylerken

Devrim Muhafızları’ndan ABD’ye sert çıkış

Londra/Adil es-Salimi

İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanları ABD’nin sert yaptırım paketinin başlamasına saatler kala Beyaz Saray’a keskin mesajlar göndermeyi srdürdü. Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, ülkesinin Irak seçimlerinde ABD’ye üstün geldiğini söylerken yardımcısı Hüseyin Selami, de “gerekirse” ABD’nin hayati çıkarlarını hedef alabileceklerini ima eden açıklamalarda bulundu. Dün İran’da iki ülke arasındaki büyük diplomatik krizin başlangıcı olan 1979’daki ABD Büyükelçiliği baskını ve rehin alma olayının 39’uncu yıldönümü anma etkinlikleri çerçevesinde hükümetin himayesinde çok sayıda insan bir araya geldi.

ABD’nin İran rejimini devirmeye yönelik her türlü girişimini “saf çılgınlık” olarak nitelendiren Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Caferi, Hizbullah’ın ve İran’ın caydırıcı gücüne işaret ederek “ABD, İran ile askeri bir çatışmaya girmek istemiyor” ifadelerini kullandı.

ABD’nin İran petrol satışlarını hedef alan yaptırımları ve İran’ı dolarla işlem yapmaktan mahrum etmesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı başta balistik füzeler olmak üzere nükleer programlarını ve Ortadoğu’daki müdahalelerini tamamen durdurmaya zorlamak için gerçekleştirdiği geniş çabaların bir parçası.

Tümgeneral Caferi, İran’ın Irak’taki son seçimlerde ABD’yi 3-0 yendiğini iddia etti. Caferi üstü kapalı olarak Irak Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan’ı seçimine işaret etti. Caferi sözlerini açıklığa kavuşturmak için Irak hükümetindeki kilit noktaların bugün İran kampında olduğunu söyledi.

ABD’nin İran’ın Ortadoğu’daki rolünü de içeren şartına işaret eden Caferi, Suriye meselesine değinerek, bugün İran olmadan Suriye’de istikrara ulaşmanın imkansız olduğunu, ABD’nin Suriye’deki direniş cephesi karşısında yenilgiye uğradığını savundu. Caferi, İran’ın Hizbullah ve Hamas’ın füze gücüne verdiği desteğe de dikkat çekti.

İran Dini Lideri Ali Hamaney de cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD Başkanı Trump’ın izlediği politikaların dünya çapında muhalefetle karşı karşıya olduğunu kaydetti. İran’ın füze programı ve bölgesel müdahaleleri konusunda uluslararası eleştirilere maruz kaldığını söyleyen Hamaney “Fakat Washington’ın Avrupa’daki müttefikleri, nükleer programa ilişkin anlaşmayı İran’ın bölgedeki davranışları ve füze programına bağlamayı reddetti” ifadelerini kullandı.

Şirketleri için İran’daki ekonomik faaliyetlerin kapılarının açık kalmasını isteyen Avrupa ülkeleri de bankalar arasındaki uluslararası fon transferlerini düzenleyen “SWIFT” sisteminin ambargo uygulanan tüm İranlı finans kuruluşlarına kapatılması sonrasında da İran petrolünü ithal etmek istiyordu. Ancak ABD cuma günü Brüksel merkezli küresel bankalar arası ağ SWIFT’e doğrudan yaptırımlara maruz kalabileceği uyarısında bulundu.

Diğer yandan Devrim Muhafızları Komutanı Caferi, ABD Savunma Bakanlığı’nın kısa bir süre önce askerlerinin moralini yüksek tutmak için İran askeri yetenekleriyle ilgili haberlerin yayınlanmasını yasaklayan bir emir çıkardığını söyledi.

Caferi’nin açıklamaları öncesinde, geçen ay sosyal paylaşım sitelerinde İranlılar tarafından alay konusu olan ve ABD’nin F-5 savaş uçağının bir kopyası olduğu iddia edilen “Kevser” savaş uçağının seri üretimine başladığı duyuruldu.

Dün yaptığı konuşmada, 39 yıl önce ABD Büyükelçiliği’nin ele geçirilmesini savunan Devrim Muhafızları Komutanı, “Eğer Amerikalı casuslar halen sarayda olsaydı, İran Devrim’i hiç şüphesiz 40’ıncı yılına ulaşamazdı ve başladığı zaman biterdi” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte ABD’li diplomatların rehin alınmalarına ilişkin gerekçeleri uzunca anlattıktan sonra o dönemdeki İranlı yetkililerin, “İran Devrim Rejimi’ne karşı bir darbe girişimi sürecinde” olduklarına dikkati çeken Tümgeneral Caferi, ABD Başkanı Trump’a “İran’ı asla tehdit etme” diyerek uyarıda bulundu.

Dün 4 Kasım 1979’da ABD Büyükelçiliği baskını ve rehin alma olayının yıl dönümü için düzenlenen etkinliklerdeki konuşmasında yeni ABD yaptırımlarına da değinen Caferi, İran’ın “psikolojik savaşa direneceğini”, ABD’nin petrol sektörünü hedef alan yaptırımlar uyguladığını ve İran’ın bunun üstesinden geleceğini söyledi.

ABD’nin yaptırımlarının ikinci paketi, düzenli orduya paralel askeri güç olan Devrim Muhafızları ve hükümet tarafından finanse edilen Devrim Muhafızları’na bağlı Besic güçleri tarafından her yıl düzenlenen gösterilerle aynı döneme denk geldi.

Mitinge katılanlar Washington’a karşı “ABD’ye ölüm” sloganları atarken etkinlik devlet televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Reuters’ın haberine göre binlerce öğrenci ABD bayrakları ve ABD Başkanı Trump’ın resimlerini yaktı. Devrim Muhafızları’na yakın haber ajanslarında göstericilerin taşıdığı, üzerlerinde İran yapımı füzelerin isimleri bulunan füze maketlerinin görüntüleri yer aldı. İran basınına göre ülke çapında çeşitli şehir ve kasabalarda milyonlarca kişi yürüyüşlere ve mitinglere katılarak, Velayet-i Fakih sistemi ve lideri Hamaney’e olan desteklerini yineledi. İran’daki ABD karşıtlığı Başkan Trump’ın geçen mayıs ayında, 2015 yılında dünya güçleri ve İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurması ve Tahran’a yönelik yaptırımların yeniden uygulanmaya başlamasıyla iyice arttı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İran, hükümet yetkililerinin, hükümet üniversitesindeki öğrencilerin ve askeri personelin gösterilere katılmasını zorunlu kıldı.

Aynı bağlamda, Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı Hüseyin Selami de dün yaptığı açıklamada “gerekirse” ABD’nin hayati çıkarlarını hedef almakla tehdit etti. Selami, İran’ın Ortadoğu’yu ABD’den daha hızla kontrolü altına alabileceğine işaret ederek ABD’nin baskısını ‘hafife’ aldı. Yaptırımların basit bir hayal kırıklığı olduğunu ima eden Selami duruma ilişkin şu soruları sordu:

“Bu, düşmanla son savaşımız. ABD, İran’ın bölgedeki nüfuzunu ve moralini önleyebilmiş veya sınırlandırabilmiş durumda mı? Politikalarımızı geniş çaplı ekonomik ambargoyla değiştirebildi mi? Yeniden onlarla aynı masaya oturmaya ikna edebildi mi?”

ABD yaptırımlarının uygulanmasından saatler önce yaptığı açıklamada Selami, “Bugün İran halkı için güzel bir gün. ABD, önce İran petrol ihracatını tamamen durdurmak istediğini söyledi. Ancak bunu değiştirmek zorunda kaldı. Çünkü bunu pratikte yapamayacağını anladı ve 8 ülkeye muafiyet verdi” ifadelerini kullandı.

İran’ın sermaye piyasalarında yaşanan paniğe ve geçen nisan ayından bu yana yerli para biriminde yüzde 70’i aşan değer kaybına işaret eden Selami, ekonomik krizin nedenlerini ABD’nin psikolojik savaşına bağladı. Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’nın aktardığı açıklamalarında Selami, Suriye’deki İran varlığının Suriye hükümetinin talebi olduğunu ve bu ülkede uzun süre kalma planları bulunmadığını söyledi.

İran, FATF ile anlaşmayı reddetti

İran Anayasayı Koruma Konseyi dün, Tahran’ın dünya ile ticaret ve bankacılık bağlantılarını sürdürmesi için gerekli olan Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmesi’ne katılımını sağlayacak yasayı reddetti.

Üyelerinin yarısı İran Dini Lideri Hamaney tarafından seçilen ve görevi İran Şura Meclisi tarafından onaylanmadan önce yasa tasarılarını denetlemek olan Anayasayı Koruma Konseyi, Sözleşme maddelerinde İran yasaları ve anayasasına aykırı bir dizi sorun tespit etti. Konsey Sözcüsü Abbas Ali Kedhüdayi, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Anayasayı Koruma Konseyi üyeleri, çok sayıda oturumla Sözleşme’ye katılım için gerekli yasayı inceledi ve çok sayıda sorun tespit etti” dedi.

7 Ekim’de meclisin çoğunluğu tarafından kabul edilen yasa, devletlerin kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele çabalarını izleyen uluslararası Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’nun (FATF) taleplerinin karşılanması amacıyla Ruhani tarafından sunulan dört proje arasında yer alıyor.

Bununla birlikte yasanın geniş şeffaflık kriterleri nedeniyle Tahran’ın Devrim Muhafızları’nın dış kolu olan Kudüs Gücü ve Hizbullah gibi bölgesel müttefiklerine yönelik desteğini sınırlayacağı iddia ediliyor. Ancak İran hükümeti bu iddiaları reddediyor. Ruhani hükümeti, özellikle ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulamasının ardından yasa tasarısının hayati önem taşıdığına inanıyor. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif konuya ilişkin yaptığı bir açıklamada ülkesinin Sözleşme’ye katılmamasını “ABD’ye sorunlarımızı artırmak için daha fazla mazeret sunacak” ifadeleri ile değerlendirmişti.

Nükleer anlaşmanın diğer tarafları olan İngiltere, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya, İran’la ticaret yapmaya devam etmek istiyor. Bu yüzden İran’dan ABD’nin yaptırımlarına karşı koymak için mali bir mekanizmanın harekete geçirilmesindeki en önemli koşul olan FATF’ye katılması talebinde bulundular.

Paris merkezli FATF, 2017’nin haziran ayından bu yana, İran gerekli reformlar üzerinden çalışırken, Tahran’a yönelik yaptırımları askıya almıştı. FATF’ın kara listesinde İran ve Kuzey Kore bulunuyor. Diğer yandan FATF, geçen ay İran’a gerekli yasal düzenlemeleri yapması için verdiği süreyi şubat ayına kadar uzatmıştı.