Husiler, Yemen’in kimliğini yok etmeye çalışıyor

Husi milisler, Yemen’in kimliğini yok etmeyi ve cumhuriyetçi sembolleri hedef almayı amaçlayan projelerini sürdürürken, topluma İran’ın fikirlerini empoze edip, Yemenlileri kendi inançlarını benimsemeye zorlayarak mezhepçi davranışları tırmandırmaya devam ediyor. Bu tırmanış, hükümet kurumlarındaki

Husiler, Yemen’in kimliğini yok etmeye çalışıyor

Husi milisler, Yemen’in kimliğini yok etmeyi ve cumhuriyetçi sembolleri hedef almayı amaçlayan projelerini sürdürürken, topluma İran’ın fikirlerini empoze edip, Yemenlileri kendi inançlarını benimsemeye zorlayarak mezhepçi davranışları tırmandırmaya devam ediyor.

Bu tırmanış, hükümet kurumlarındaki personellerin değiştirilmesi, öğrenciler için mezhebi yaz kurslarının açılması, müfredatların Humeyni inançlarına uygun şekilde değiştirilmesi ile paralel sürdürülürken, on binlerce devlet memurunun görevden alınması, Husilerin projesini daha kapsamlı hale getirdi.

Aynı şekilde milisler, tekfir edici fetvalar çıkartarak, halkın özgürlüklerine de kısıtlamalar getirirken, eğlence ve ticari mağazalara yönelik de baskıcı kampanyalar başlattı.

Bu çerçevede Husi milisler, cumhuriyetçi sembolleri hedef alma çabaları kapsamında Hudeyde şehrindeki “Şehit el-Alavi” Hastanesi’nin ismini de değiştirerek “Batı Sahili Eğitim Hastanesi” adını verdi.

El-Alavi, rejime karşı “26 Eylül 1962” devriminden 1 yıl önce, Hudeyde şehrindeki hastaneye yaptığı ziyaret sırasında kendisine yönelik düzenlenen bir suikast girişiminin ardından İmam’ın rejimi tarafından idam edilen Cumhuriyetçi subaylardan biri.

Yemenli aktivistler, hastanenin yeni isminin, Yemen devrimi ve cumhuriyet sistemine karşı Husilerin bir tür intikam uygulaması olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın ise, İmam’ın teokratik yönetimini sona erdirmede yer alan ulusal sembolleri yok etme amaçlı olduğu belirtildi. Öyle ki Husiler, 3 ay önce Sana’da bir askeri anıta saldırı düzenledi. Anıt, daha sonra intikam almak amacıyla Husi Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Salih el-Samed için bir mezara dönüştürüldü.

Aynı şekilde Husiler, bu hafta İB Üniversitesi’ne bağlı bir binaya da el-Samed ismini verdi. 1948 yılındaki imamet sistemine karşı 20. yüzyıldaki ilk Yemen ayaklanmasına tanık olan “48” hastanesi de dahil olmak üzere Sana’daki birçok hastane ve okulun da isimleri değiştirildi.
Husilerden eğitim yoluyla Yemen’i İranlaştırma hamlesi

Sana’daki kaynaklar tarafından Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamada, Husilerin İran’daki Humeyni rejiminin bir uzantısı olarak mezhepçi projeleri kapsamında onlarca okulun isimlerini değiştirdiği belirtildi. Aktarılana göre, Husiler, hükümet binalarına, alanlara ve hastanelere, 21 Eylül 2014 darbesini anımsatan isimler koyuyor. Aynı şekilde Sana’daki duvarlar, binalar, sokaklar da mezhepçi sloganlar ve Humeyni’nin sözleriyle doldurulmaya başlandı.

Yemen’in devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in siyasi tarihine karşı bir intikam olarak “Salih Camisi”’nin ismini de “Halk Camisi” olarak değiştirdi.

Husi milisler ayrıca, devrik Cumhurbaşkanı Salih’in tüm maddi ve manevi etkilerini, Sana’daki Savaş Müzesi’nde yer alan cumhuriyet sembollerini de ortadan kaldırdı. Aynı şekilde Hasan el-Husi kuruluşunun ve diğer birçok kuruluşun mevcut kıyafetleri de toplumdaki hatıraları ölümsüzleştirmek adına değiştirildi.

Öte yandan Husiler, Yemen halkının sosyal ve kültürel vicdanını ortadan kaldırmak ve sınıf farklılıkları çıkarmak için “efendiler, kadılar, kabileler köleler ve hizmetkarlar” gibi kullanılmayan birçok terimi de yürürlüğe koydu.

Aynı şekilde Sana’daki eğitim kaynakları tarafından Şarku’l Avsat’a aktarılana göre Husiler, Humeyni’nin ve kendilerinin mehzebi inançlarını öğretmek için bu hafta Sana da dahil birçok şehirde onlarca yaz kursu açtı.

Bu çerçevede Yemenli aktivistler, söz konusu bu kursların ciddiyeti hakkında uyarıda bulunurken, gözlemciler de bu kursların artan asker sıkıntısı kapsamında gençleri askeri saflarına katma ve zorla silah altın alma amacı taşıdığına dikkat çekti.

Husiler, kurum faaliyetlerinin ve uluslararası yardımların bilinçli bir şekilde önüne geçmeye ve toplum içerisindeki imajını iyileştirmeye çalışsa da hükümet personelleri arasındaki son aylarda kültürel kurslar artış gösterdi. Ancak milisler, halka DEAŞ’ın tavırlarına benzer sert fikirler empoze etme çabalarını sürdürüyor.

Gözlemcilere göre, Husilerin bu sınıflandırmaları, DEAŞ ve El-Kaide’yi Arap ve İslam toplumunu inançlarına göre sınıflandırmaya iten aynı mantıktan kaynaklanmakta.

Sana’daki görgü tanıkları ve insan hakları kaynaklarından Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamaya göre Husiler, mağazalardaki kadın fotoğraflarının yüzlerini sildi, erkeklerin çalıştığı kadın tekstil atölyelerini kapattı, umuma açık kafe ve dinlenme merkezlerine baskın yaptı ve buraları karma olmaları dolayısıyla kapattı. Aynı şekilde aktivistler, Sana ve diğer bölgelerin Husilerin kontrolüne girmesinden bu yana milislerin müzik çalınan düğün ve öğrenci mezuniyet törenlerine baskın yaptığını vurguladı.

Öte yandan milisler, kamu personelleri de dahil geniş çaplı bir temizlik operasyonu başlattı. Bu bağlamda Husiler, şehirde hizmet sektöründe çalışan binlerce hükümet personelini işten çıkardı.

Husi Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Mehdi el-Maşat, geçtiğimiz günlerde milislere, personel temizlik sürecini hızlandırma çağrısında bulundu.

Meşru hükümetin bakanlığından Husilere misillleme

Husi uygulamalarına yanıt olarak ise meşru hükümetteki Şehir Hizmetleri ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, geçtiğimiz Çarşamba günü görevden alma durumu ve yeni atamalar hakkında Husilerin aldığı tüm kararların iptal edildiğini belirtti. Bakanlık, bu uygulamalar için yasal bir dayanak olmadığını vurguladı.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, milislerin şu anda devlet memurlarının veritabanına ilişkin biyometrik parmak izi sistemini istismar ettiği, bu sayede yaklaşık 43 bin çalışanın maaş bordrolarını yasadışı gerekçelerle aza indirgediği belirtildi.

“Biometrik parmak izi” sistemi, darbeden ve savaşın patlak vermesinden bu yana çalışamaz halde.

Açıklamada, milislerin “biyometrik parmak izi” nin iptal edilmesinin, öncelikle devletin kamu hizmetinin tarafsız işlevinin sona erdirilmesine dayalı bir planın parçası olduğu belirtildi.