Iraklı İslamcılar gri bayrak kaldırıyor

Saddam sonrası dönemde yasama seçimlerinin başladığı 2005 yılından bu yana ilk kez Irak’taki tarihi ve ana iki İslamcı parti önümüzdeki Mayıs ayında gerçekleşecek olan yeni meclis seçimlerine kendi isimleri ile katılması yasaklandı. Bunun 2003 yılından beri iktidara ortak olmalarına rağmen (Yönetim

Iraklı İslamcılar gri bayrak kaldırıyor

Saddam sonrası dönemde yasama seçimlerinin başladığı 2005 yılından bu yana ilk kez Irak’taki tarihi ve ana iki İslamcı parti önümüzdeki Mayıs ayında gerçekleşecek olan yeni meclis seçimlerine kendi isimleri ile katılması yasaklandı.

Bunun 2003 yılından beri iktidara ortak olmalarına rağmen (Yönetim Konseyi ve seçilmiş hükümetler) birbiriyle hiç uyum içinde olmayan iki partinin uzlaşabileceği bir karar olması ihtimal dışıdır. İslamcı Dava Partisi’nin (Şii) geçmişi 1957’lere dayanırken İslami Irak Partisi’nin (Sünni, İhvan-ı Müslimin’in bir kolu) tarihi 1960’a kadar gidiyor. Bu ikisi yeni döneminde Irak’ın tanık olduğu mezhep çatışmasının karşılıklı iki tarafı oldular. Bu mezhep çatışması 2006-2007 zaman diliminde iki partinin ve diğer siyasi İslamcı grupların milisler yoluyla doğrudan ya da kışkırtma ve mezhepsel nefreti teşvik etmek suretiyle dolaylı olarak katıldığı kanlı bir iç savaşa dönüştü.

Yaklaşan seçimlere doğrudan katılmama kararının her iki tarafın liderleri tarafından bağımsız olarak alındığı kesin. Her ikisi için konulan somut şart, bir seçim listesi oluşturmamak ve veya listeye kendi ismiyle dâhil olmamak. Üyeleri içinse listelerde ya da seçtikleri koalisyonlarda aday olma özgürlüğü bırakıldı. İki parti, geçmiş dönemde halk desteğinin azalmasıyla karşı karşıya kaldı ve onları bu duruma deneyimlerinin başarısızlığı hatta genel olarak siyasal İslam’ın yönetimdeki tecrübesizliği itti. Bu tecrübesizlik, idari ve ekonomik yolsuzluğun artması, kamu hizmet sisteminin düzensizliği ve güvenliğin çökmesinde kendisini gösterdi.
Dava Partisi’ne gelince…

2014 seçimlerinden sonra Haydar el-Abadi’nin liderliğinde bir hükümetin kurulmasından bu yana ciddi bir krizle karşı karşıya kaldı. O dönemde parti lideri ve eski hükümet başkanı Nuri el-Maliki üçüncü dönemde yeniden hükümet başkanlığında ısrarcı oldu ve mecliste koltuk çoğunluğuna sahip Şii ‘Ulusal Koalisyon’ da dâhil olmak üzere diğer Irak güçleri tarafından şiddetli bir itirazla karşılaştı. Bu durum sebebiyle hükümetin oluşturulması uzun bir süre ertelendi. Bu süre içinde hedeflenen uluslararası ve bölgesel güçlerin de desteğiyle hükümet oluşturma krizinden çıkmak için bir orta yol olarak hükümet başkanlığına Dava Partisi’nden bir kişinin atanması (Abadi) için farklı tarafların uzlaşmasıydı. Maliki bunu kabul etmedi ancak ona dayatıldı.

Yaklaşan seçimlere hazırlanırken Maliki, rakibi Abadi’nin ikinci dönemine razı olmak istemedi. O istedi ki yeni hükümet başkanlığı için parti ve ‘Kanun Devleti’ koalisyonunun adayı olarak kendisini göstersin. Öte yandan Abadi buna razı olmadı. Orta yol her ikisinin de seçimlere farklı listelerde katılmasıydı. Her ikisi de Dava Partisi’ni temsil ettiğini açıklamayacaktı. Maliki ve Abadi arasında uzlaşma kabul etmez bu anlaşmazlık bu çözümdeki tek etken değildi. “Dava”nın hükümet liderliği tecrübesi, gurur duyulacak bir mahiyette olmadı tam tersine idari ve ekonomik yolsuzluğun artması, yaşam standartlarının ve kamu hizmetlerinin düşmesi ve son olarak Irak’ın üçte birinin DEAŞ terör örgütünün kontrolüne girmesinin açık bir başlığı oldu. Ülkenin kaynaklarının DEAŞ ve diğer terör örgütleri ile mücadeleye ayrılması ve yaklaşık 6 milyon insanın çektiği acılar da cabası.

Öte yandan 2014 yılında DEAŞ terör örgütünün yıkıma uğrattığı Batı bölgelerdeki halk (Sünni), İslami Irak Partisi’ni partiyi ihanetle suçluyor. Özellikle bu bölgelerin halkı, partiden ve meclis ve hükümette temsil edilen diğer İslamcı gruplardan şehirleri ve bölgelerinden uzaklaştırılan 6 milyonun çektiği sıkıntıları hafifletecek bir etkinlik göremedi ve çadırlarda trajik yaşam koşulları ile karşı karşıya kaldılar. Bununla birlikte Sünni partilerin liderleri arasında yerinden edilenlerin kötü durumundan istifade etmek ve onlara sunulan yardımlar üzerinde tasarrufta bulunmak yönünde karşılıklı suçlamalar söz konusu. İslamcı parti yönetiminin açık bir listede seçimlere katılmasının ona geri dönüşünün en düşük seviyede olacağının farkına varmış olması lazım. Bunun anlamı ayrışma ya da çözümle karşı karşıya gelmesidir. Bu yüzden bu sefer geri çekilmeyi tercih etti.

Üçüncü bir liderin İslamcı örgütü olan ve Şii şehir ve bölgelerde ezilmiş ve marjinal grupları temsil eden Sadr hareketi de seçimlere kendi adıyla katılmak istemedi. Bu hareket 2005’ten bu yana Şii ‘Ulusal İttifakı’ içinde planlı bir kitle oluşturdu. Hareketin lideri Mukteda es-Sadr, farklı dinler, mezhepler, etnik gruplar ve siyasi inançların olduğu bir ülkede mezhepsel ve genel olarak dini kimliğe dayanmanın netice vermeyeceğinin diğer İslamcı gruplardan önce farkına varmış gibi görünüyor. Ayrıca kendi hareketinin liderleri de dâhil olmak üzere siyasal İslamcı partilerin liderlerinin tüm siyasal İslamcı grupları zor duruma düşüren idari ve ekonomik yolsuzluk süreçlerine katılmasına da işaret ediyor. Geçen senenin sonlarında önümüzdeki dört yıl içinde seçimlere katılan siyasi grubun çalışmalarını dondurma kararı alarak kendi hareketine yakın ya da bağımsız (teknokrat) ve “İslamcı” sıfatını taşımayan siyasi bir örgütün (Milli İstikamet) arkasında durmayı yeğledi. Ve bununla sivil güçlerle (Komünist Parti ve diğer seküler gruplar) ittifak kurmak suretiyle seçimlere katılmayı hedefledi.

Sadr, yeni oluşumu için ‘ulusal’, ‘sivil’ veya ‘demokratik’ sıfatlarını tercih eden tek aktör değildi. Siyasal İslamcı grupların çoğu bu yolda ilerliyor. Şii İslam Yüksek Konseyi’nden ayrılarak Ammar el-Hakim liderliğinde Ulusal Bilgelik Hareketi adı altında kendini yeniden şekillendiren parti söz konusu gruplar arasında yer alıyor.

Sözün özü, Irak’taki siyasal İslam, yaklaşan seçimlerle gerçek saat daha doğrusu başarısızlığının hesabını kapatan bir saatle yüzleşti ve gri bayrağı kaldırmayı seçti. Başarısızlığını kabullenmek için beyaz bayrağı kaldırmasını gerektirecek saatle yüzleşmemek için kendini zamana rehin bıraktı.