Kadına yönelik şiddet
Kadın ve çocuğa yönelik aile içi şiddet, küresel bir olgu olmasına rağmen aile içi şiddetle ilgili endişeler, Körfez ülkelerine uzandı. Zira basın, insan hakları dernekleri ve yasama organları bu olgu üzerinde düşünmeye başladılar. Örneğin; Kuveyt’te milletvekili Safa el-Haşim, aile içi şiddetle müc
Kadın ve çocuğa yönelik aile içi şiddet, küresel bir olgu olmasına rağmen aile içi şiddetle ilgili endişeler, Körfez ülkelerine uzandı. Zira basın, insan hakları dernekleri ve yasama organları bu olgu üzerinde düşünmeye başladılar.
Örneğin; Kuveyt’te milletvekili Safa el-Haşim, aile içi şiddetle mücadele etmek için kanun önerisinde bulundu. Söz konusu kanun önerisi kapsamında aile içi şiddet uygulayanların 1 ila 7 seneye kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. El-Haşim, bu kanunun gerekçesinin aile içerisindeki şiddet sonucu kadın ve kızları daimi sıkıntılara maruz bırakan durumların ve bu olgunun yayılmasını engellemek için caydırıcı kanunlarla yüzleşmesi gereken toplumsal ihmalin mevcut olmasından kaynakladığını açıkladı. Ayrıca el-Haşim, maalesef bazı evlerde meydana gelen ve aklın kavrayamadığı durumların olduğuna dikkat çekti. Bu durumlardan bazıları, darp etmek ve aile içi şiddet uygulamaktan tecavüz ve cinsel saldırıya kadar uzanmaktadır. El-Haşim, bu durumlardan birisini kardeşleri tarafından cinsel saldırıya maruz kalan genç bir kızın şikâyetini özetleyerek dile getirdi. Kızın maruz kaldığı cinsel saldırıyla ilgili annesinin bilgisinin olmasına rağmen bu konuda hiçbir şey yapmaması ilginç bir durumdur. El-Haşim, söz konusu hadisenin kadınların özel bir karaktere sahip suç ve ihlallere maruz kalabileceği örneklerinden birisi olduğunu ve onun için kabul edilmesi konusunda acele ettikleri bu kanuna ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan “el-Riyad” gazetesi, yayınladığı bir haberde kadın ve çocuklara yönelik şiddet oranlarına atıfta bulundu. Şöyle ki Suudi Arabistan’da kadın ve çocuk alanında uzman kimseler, kadına yönelik şiddet ortalamasının yüzde 87,6 olduğunu ve çocuğa yönelik şiddetin ise yüzde 45’e ulaştığını belirttiler. Uzmanlar, kadın ve çocukları koruma kanunun ivedilikle çıkartılması çağrısında bulundular. Raporlarda yayınlanan rakamlar, kadın ve çocuğa yönelik şiddet sorunlarının fiili olarak şiddete maruz kalınan durumlardan daha düşük olduğunu ortaya çıkarttı. Uzmanlar, bunun sebebinin hukuk bilincinin az olmasının yanı sıra saldırıya uğrayan kurbanın saldırgandan korkmasından kaynaklandığını söylediler. Ayrıca uzmanlar, kanunun uygulanması halinde koruma kanunuyla ilgili özel şartların önemli olduğunun altını çizdiler.
Suudi Arabistan, Körfez toplumlarında normal olmayan bu olguyu çözmek için ivedi bir şekilde kanun çıkartma girişiminde bulundu. Suudi Arabistan Şura Konseyinde Aile, Gençlik ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Dr. Halid el-Awad, kadın ve çocuk koruma tasarısının iki kanundan oluştuğunu vurgulayarak bu kanunlardan birisinin çocuğu şiddetten koruma diğerinin ise, kadını şiddetten koruma kanunu olduğunu, her iki kanunun da hazırlanma aşamasında olup yakında biteceğini deklare etti.
Riyad’da Sosyal Kalkınma Merkezi’nde çocuk projelerinden sorumlu Nura el-Zehrani, kadın ve çocuğa yönelik şiddet durumlarını kaydetmede, istatistiksel farklılıklardan kaynaklanan problemlerin olduğunu söyledi. Diğer yandan İnsan Hakları Ulusal Derneği ve Aile Güvenliği Programı, çocukların yüzde 45’inin günlük yaşamlarında şiddete maruz kaldıklarını açıkladı.
Tüm Körfez ülkelerinin bu konuyla ilgilenmesi ve ülke içerisindeki kadınların imajını iyileştirmeye çalışması, bu hassas meseleyle ilgili olumlu bir gelişmedir.
Körfez dizilerinde kadına yönelik şiddet konusunu araştırmak için 2017 yılının Aralık ayında bir konferans yapıldı. Bu konferansa katılanlar, kadının imajını ve konumunu muhafaza etmek maksadıyla medya organları ve dizilerdeki aile içi şiddet meselesini ele almak için ahlaki bir sözleşmenin yayınlanmasının gerekli olduğunu vurguladılar. Şiddet kurbanı kadın ve çocuklarla ilgilenen Güven Merkezi Genel Müdürü Mansur el-Sueydi, bazı ülkelerde kadına yönelik şiddet oranının yaklaşık yüzde 70’e ulaştığını, Arap dünyasında ise kadınların yüzde 37’sinin bedensel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra el-Sueydi, şiddete uğrayan her 10 kadından 6’sının durumla ilgili hiç kimseye haber vermezken geri kalanların ise bu durumdan aileye ya da sadece arkadaşlara bahsettiklerini, çoğunun bu durumu polise bildirmediğini ifade etti.
Yasalaştırılacak kanun tasarıları, Arap veya Körfez kadınını kadına yönelik şiddet olgusuna karşı himaye edecek mi? Arap ülkelerinin çoğunda kadını aile içi şiddetten koruma kanunları bulunmuyor mu yoksa bu kanunlar aktif mi değil mi bunu bilmemiz gerekiyor. Böylece bu kanunlarla bireysel saldırı ya da suç halinde işlem yapılabilir.
Ataerkil toplum egemen olduğu sürece Arap ve İslam toplumlarında kadını hiçbir şey teselli etmeyecektir.