Lübnan’da Dürzi liderler Canbolat ve Arslan yeniden karşı karşıya

Lübnan’da önümüzdeki ay yapılacak parlamento seçimleri, Dürzilerin çoğunlukta olduğu Cebel-i Lübnan bölgesinde iki Dürzi lider Velid Canbolat ve Tallal Arslan arasındaki mücadeleyi yeniden gün yüzüne çıkardı. Lübnan Demokrat Partisi lideri Tallal Arslan, Lübnan Sosyalist Partisi lideri Velid Canbola

Lübnan’da Dürzi liderler Canbolat ve Arslan yeniden karşı karşıya

Lübnan’da önümüzdeki ay yapılacak parlamento seçimleri, Dürzilerin çoğunlukta olduğu Cebel-i Lübnan bölgesinde iki Dürzi lider Velid Canbolat ve Tallal Arslan arasındaki mücadeleyi yeniden gün yüzüne çıkardı.

Lübnan Demokrat Partisi lideri Tallal Arslan, Lübnan Sosyalist Partisi lideri Velid Canbolat’ı, “Dürzilerin kararlarını aşağılamakla” eleştirirken, Canbolat, Arslan’a, “Vaaz ve belagat prensiyle tartışmaya girmeye gerek yok. Cibran Halil Cibran’ın dediği gibi siz karanlığa boğulmuş bir ışığın içindesiniz bizse aydınlatıcı bir karanlıktayız” sözleriyle karşılık verdi.

Şuf-Âlye seçim bölgesinde, Canbolat’ın el-Mustakbel Partisi, Arslan’ın ise Ulusal Özgürlük Partisi ile ittifak kurması ve parlamentoda Ulusal Özgürlük Partisi grubuna katılacağını ilan etmesi, iki taraf arasındaki seçim çekişmesinin fitilini ateşlemişti.

Canbolat ve Arslan arasında seçim ittifakı tartışması

Arslan, önceki gün, basın aracılığıyla Canbolat’a mesaj göndererek, Canbolat tarafından kendisine herhangi bir ittifak teklifi gelmediğini ima etti. İki lidere yakın kaynaklar, Canbolat’ın Arslan’a, Âlye seçim bölgesinde eski milletvekili Mervan Ebu Fazıl’ın aday olduğu bir Ortodoks sandalyesini verme karşılığında ittifak önerdiğini ve herhangi bir seçim çekişmesine girişmeden Dürziler arası bir koalisyon teklifinde bulunduğunu ancak Arslan’ın, Canbolat tarafından getirilen teklifi reddetti. Ebu Fazıl’ı partiden uzaklaştıran Ulusal Özgürlük Partisi ile ittifak kurduğunu ifade ediyor.

Dürzi gruplar arasındaki ittifak girişiminin başarısız olması Canbolat ve Arslan arasında yeni bir seçim çekişmesinin önünü açtı. Bu çekişme Âlye seçim bölgesinde gerginliklere sebep olurken istihbarat birimleri iki taraf arasında karşılıklı suçlamalarla başlayan bu gerilimin muhtemel bir çatışmaya dönüşmesinin önünü almaya çalışıyor.

Şuf-Âlye’de seçim gerilimi artmasına rağmen durum güvenlik güçlerinin kontrolü altında görülüyor. Lübnanlı yerel kaynaklar, bölgede seçim dönemlerinde gerilimin artmasının normal olduğunu yine de son seçimler öncesindeki gerilimin 60’lar ve 70’ler boyunca yaşanan gerilimlerle kıyaslanamayacak kadar sakin olduğunu dile getiriyor.

Şuf-Âlye’de 7 liste yarışacak

Cebel-i Lübnan’ın en önemli seçin bölgelerinden biri olan Şuf-Âlye’de 7 seçim listesi yarışacak. Bölgede, Canbolat’ın Mustakbel ve Lübnan Güçleri Partisi ile birlikte oluşturduğu seçim listesi ile Arslan’ın Hizbullah tarafından da desteklenen Ulusal Özgürlük Partisi ve Suriyeli Milliyetçi Toplumsal Parti ile birlikte oluşturduğu seçim listesi mücadele verecek.

Şuf-Âlye’de Canbolat ve Arslan’ın içinde bulunduğu seçim ittifaklarının dışında kalan ittifakların da güçlü listelerle seçime girecek olması, bölgedeki seçim yarışının önceki yıllardan farklı seyredeceğini gösteriyor. Yaşanan siyasi kamplaşmaların gölgesinde, gözlemciler, yeni seçim sistemi çerçevesinde gerçekleştirilecek seçimlerde yeni bir siyasi kuvvetin Lübnan’daki siyasi hayata etki edebileceği görüşünde.

Lübnan’da seçim sistemi

Lübnan’da beş yılda bir yapılması gereken genel seçimler en son 2009’da yapılmış, 2014’te sağlanan ittifakla yeni cumhurbaşkanı seçildikten sonra genel seçimlere gidilmesi kararlaştırılmıştı. Ancak, meclis bu tarihten itibaren yaklaşık iki buçuk yıl boyunca, cumhurbaşkanını seçememiş ve bunun üzerine meclis görev süresini 3 kez uzatmak zorunda kalmıştı.

Mecliste, 31 Ekim 2016’de düzenlenen 46. oturumun ikinci turunda 83 vekilin oyunu alan Mişel Avn’ın Lübnan’ın 13. Cumhurbaşkanı olmasının ardından, ülkenin en önemli sorunu yeni seçim yasası olmuştu.

“1960 yasası” olarak bilinen seçim sisteminde değişikliğe gidilmesi ve seçime katılan partiler ya da adaylar arasında en çok oyu alanın seçimi kazandığı “çoğunluk sistemi” yerine nisbi temsilli seçim sisteminin getirilmesi nedeniyle oluşan tartışmalar, Lübnan’ı yeni bir siyasi krizin eşiğine getirmişti.

Kısa süreli siyasi krize neden olan nispi temsilli seçim sistemini getirecek yeni seçim yasası, sorumlu Bakanlar Komisyonuun 13 Haziran’daki toplantısında sağlanan mutabakatla onaylanmıştı.

Farklı dini ve mezhepsel gruplar arasında yaşan Lübnan iç savaşını 1989 yılında sonlandıran Taif Antlaşması gereğince, Lübnan meclisindeki 128 sandalye Müslümanlar (Sünniler ve Şiiler) ve Hristiyanlar arasında yarı yarıya paylaştırılıyor.

Ulusal Pakt ve Taif Anlaşması

Günümüzde Lübnan’daki siyasal sistemin işleyişini belirleyen iki önemli belge vardır: Ulusal Pakt (1943) ve Taif Anlaşması (1989).

-Marunî ve Sünni ailelerin temsilcileri tarafından kabul edilen Ulusal Pakt, 1932 nüfus sayımına dayanan bir siyasal yönetim şekli benimseyerek, Lübnan’daki karmaşık siyasal yapının temellerini oluşturdu. Buna göre devlet başkanı Marunî, başbakan Sünni, meclis başkanı Şii olarak belirlendi. Parlamentoda temsil oranı ise Hıristiyan ve Müslümanlar arasında Hıristiyanların lehine 6/5 oranın da gerçekleşti.

-Lübnan’daki iç savaşı sonuçlandıran Taif Anlaşması ise Lübnan siyasal sistemini şekillendiren ikinci belgedir. Taif Anlaşması ile Marunî devlet başkanının yetkileri azaltılıp bir kısım yetkiler Sünni başbakana bırakıldı. Parlamentodaki milletvekili sayısı 99’dan 128’e çıkarıldı ve Hıristiyanlarla Müslümanlara eşit kontenjan verildi.