Nasr Hariri: Müzakere Yüksek Kurulu Riyad’da toplanarak Soçi sonrasını değerlendirecek

Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu, Soçi Kongresi’ne katılmama kararları hakkında değerlendirmelerde bulunmak üzere 10 Şubat’ta Riyad’da bir toplantı yapacak. Riyad’da Şarku’l Avsat’a bir röportaj veren Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu Başkanı Nasr Hariri, Cenevre’nin bir sonraki turun

Nasr Hariri: Müzakere Yüksek Kurulu Riyad’da toplanarak Soçi sonrasını değerlendirecek

Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu, Soçi Kongresi’ne katılmama kararları hakkında değerlendirmelerde bulunmak üzere 10 Şubat’ta Riyad’da bir toplantı yapacak.

Riyad’da Şarku’l Avsat’a bir röportaj veren Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu Başkanı Nasr Hariri, Cenevre’nin bir sonraki turuna hazırlanırken, BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile yakında bir toplantı gerçekleştireceklerini belirtti.

Kurulun, şu an siyasi süreci harekete geçirmeyle ilgili BM üyesi beş ülke tarafından sunulan dosyaları incelediğini kaydeden Hariri, Suudi Arabistan’ın Cenevre’deki siyasi süreci harekete geçirmek ve dengelemek isteyen uluslararası çabanın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, Riyad’daki merkezlerinde özgürce çalıştıklarını vurguladı.

Müzakere Kurulu’nun siyasi çözüm vizyonunun, özellikle bölgede mezhepçi-yayılmacı bir proje kapsamında savaşan İran güçleri olmak üzere, Suriye’deki tüm yabancı güçlerin bölgeden temizlenmesi olduğunu söyledi. Hariri’nin Şarku’l Avsat röportajı şöyle devam ediyor;

Soçi Ulusal Dialog Kongresi’ne katılmayı reddettiniz. Daha sonra, Türkiye’nin Kongre’de Müzakere Kurulu’nu temsil edeceği haberi geldi. İşin aslı nedir?

Müzakere Kurulu’nun demokratik ve kurumsal olarak alınan Soçi Kongresi’ne katılmama kararı, yerel konseyler, sivil toplum örgütleri, partiler ve siyasi figürlerden gelen ifadeler doğrultusunda, halkımızın katılmayı reddettiği yere, biz de doğrudan veya dolaylı olarak katılmadık.

Müzakere Kurulu olarak, siyasi çözümlere yardımcı olabilecek bölgesel ve uluslararası her fırsatı değerlendiriyoruz. İki hedefe ulaşmak için Rusya ziyareti yapıp, Rusya’daki birçok taraf ile görüşmeler gerçekleştirdiğimiz gibi, Türk arkadaşlarımız ve diğer ülkelerle çeşitli toplantılar düzenledik.

Bu hedeflerden ilki, uluslararası meşruiyeti temsil eden ve BM kararlarını yansıtan Cenevre’deki siyasi süreci harekete geçirmektir.

İkincisi ise, Cenevre sürecinin yetkileri ve hedeflerine paralel yeni bir fikir veya inisiyatif oluşturulmasını önlemek. Soçi ve Astana kongrelerinde müzakere sürecinin garantörlüğünde oldukları için, özellikle Türk dostlarla istişarede bulunduk.
Soçi Kongresi’ne gelirsek, Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu buraya doğrudan veya dolaylı olarak katılmayacağına dair açık bir bildiri yayınladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Müzakere Kurulu tarafından temsil ile yetkilendirildiklerine dair açıklama yaptıklarını sanmıyorum.

Bunların neticesinde, Kurul, Soçi Konferansı’na katılmama kararıyla ilgili ortaya çıkan sonuçları tartışmak için bu ayın 10’unda Riyad’da bir toplantı yapmayı planlıyor.

Astana’da Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) garantörlüğünü yapan Türkiye, Suriye halkının da stratejik müttefikidir. Onları kardeşçe destekleyerek, diğer dost ülkelerle birlikte çıkarlarını savunuyor.

Moskova platformu, Müzakere Kurulu’nun Soçi kararını etkilemeye çalıştı mı?

Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu resmi bir kurumdur ve katılmama konusunda oylama yapılarak resmi bir karar alınmıştır. Fakat, şahsen Kongre’ye giden kişiler oldu. Bunu da önümüzdeki toplantıda tartışacağız.

Müzakere Kurulu’nun, Soçi Kongresi’nin bazı sonuçlarına yönelik övgülerini gördük. Bunun sebebi nedir?

Soçi’nin sonuçlarından övgüyle bahsettiğimizi sanmıyorum. Fakat, Cenevre’de BM öncülüğünde alınan Cenevre 1 beyanı ve 2254 sayılı kararın uygulanması ile siyasi süreç yolunda çalıştığımızdan bahsetmiştik. Cenevre’deki müzakere sürecinin bir parçası olarak, bu süreci teşvik eden fikir ve önerilerle başa çıkmaya hazırız. Cenevre’deki bir sonraki turda, rejimin alınan kararlara ne kadar bağlı kaldığını değerlendirmek için bekliyoruz. Buna kararlıyız, anayasal süreç 2254 sayılı kararın bir parçasıdır, kaldırılamaz, başka yere taşınamaz.

Bir sonraki Cenevre turunun gündeminde neler var? Soçi’de çıkan sonuçlardan fayda sağlayacak mı?

Cenevre, Rejim, muhalefet ve diğer gruplar arasında geçici hükümet için geçiş sürecini başlatma açısından 2254 sayılı kararın alınması için gerekli şekilde hareket etmelidir. 2254 sayılı kararın amacı siyasi geçiş sağlamak ve tam yetkiye sahip bir geçici yönetim organı kurmak. Güvenli ve tarafsız bir ortam yaratılırsa, Suriye halkı, bir sonraki aşamada anayasal sürecin oluşturulmasına katılmak için özgürce ve güvenli bir şekilde hareket edebilecek.

Aynı zamanda, Suriye halkının Anayasa taslağı hazırlamak için Kurucu Meclis üyelerini seçmesini ve ardından en yüksek uluslararası standartlara uygun olarak BM’in denetimi altında parlamento üyelerini seçip cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bulunmalarını sağlayacak inandırıcı bir süreç talep ediyoruz.
Bu nedenle, bir sonraki Cenevre turunda, bu süreci tetikleyen herhangi bir fikir veya öneri iyi olacak ve tarafımızdan hoş karşılanacaktır. Öte yandan, Cenevre bildiriminden veya 2254 sayılı karardan sapan herhangi bir süreci kabul etmiyoruz.

Yakın tarihli toplantılarda İran ve müttefiklerinin sesleri ne derecede azaldı? Moskova ya da Suriye rejiminin Tahran’ın politik hırslarıyla herhangi planı var mıydı?

Siyasal bir çözüm bulma konusunda çalışmayan, insani, askeri veya politik olsun müzakerelerin başarısını her zaman engelleyen birkaç taraf var. Bunlara, kaos projesini benimseyen ve siyasi çözümü engelleyen rejim, İran ve terörist milisler dahildir. Bugün, İran’ın sesinin biraz azalması, olay yerinde olmadığı anlamına gelmiyor. Şu an rejimin yanında olan en büyük güç İran, Suriye halkının haklarını ihlal ediyor.
Bu nedenle, siyasi bir çözüm uyarınca, Suriye’deki, özellikle de İran güçlerinden oluşan tüm yabancı güçleri ortadan kaldırmak için çalışmalıyız. Tahran’ın bölgede mezhepçi bir yayılma projesi var ve mezhepçi bir sloganla, korkunç suçlar işlemektedir.

Ankara ve Türkiye sınırında bir ordu kurmayı amaçlayan Washington arasındaki tartışmanın, Kurulun Müzakere turlarına etkisi nedir?

Suriye devriminin karşılaştığı birçok ikilemin tek çözümü olduğu için, biz siyasi bir çözüm bulma konusunda kararlıyız. Örneğin, terörizmin bitirilmesi, siyasi bir çözüm olmadan sağlanamaz ve terör yerinde sabit kalmaya devam eder. Bölgenin istikrarı ve güvenliği, siyasi bir çözüm olmadan elde edilemez. Bugün, Suriye’de birçok alanda uzun süredir yaşanan savaş devam ederken, milisler Suriye ulusal gündeminin dışında bir proje için silahlandıklarında, bu Suriye’yi bölmek ve siyasi bir çözüm şansını ortadan kaldırmakla tehdit eder. Cenevre’deki siyasi çözüm odaklı uluslararası çabaları görmek ve ikilemleri çözmek yerine, sınırlar içinde yabancı bir ordu kurulması, aranan siyasi çözüm ilkesine aykırı olduğu gibi, Suriye’nin birliği ve halklar arasında barışçıl birlikteliği tehdit eder. Hepimiz, PYD’nin Suriye halkına karşı işlediği korkunç ihlallerin farkındayız. Ayrıca, Kürtler de dahil olmak üzere, Suriye halkının çeşitli bileşenlerini kontrol etmek için yürüttükleri baskıcı uygulamalardan da haberdarız.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Suriye dosyasını siyasi bir çözüm yoluna taşımak için ne derece katkıda bulunuyor?

ABD’nin, Cenevre’de siyasi süreci yönlendiren bazı mekanizmalar bulmak için bir grup ülkeyle hareket ettiğini yeniden görüyoruz. Tabi ki, bu hareketi görmekten mutluluk duyduğumuz ölçüde, temkinli ve de dikkatli davranıyoruz. Çünkü, ABD yönetiminin önceki vaatleri somutlaşmadı. Suriye sahnesine olumsuz yansıyan bir gerçek haline geldi.

Moskova’nın Suriye’den çekildiğini ilan etmesine rağmen, ABD’nin bu konuda şüpheleri var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya’nın çekilme beyanı, sahadaki pratik bir gerçeklikten ziyade, siyasi bir mesajdan başka bir şey değildir. Rus müdahalesinin asıl etkisinin, Esad rejiminin çöküşünün önlenmesi olduğu çok açıktı. Böylece, Suriye’den önemli miktarda Rus gücünün çıkışı, askeri dengeleri sistem aleyhinde etkileyecektir. Olanlar, Rus kuvvetleri ve askeri üslerin Suriye’den kısmen geri çekilmesiydi.

Şu an Suriye’de olanları bize açıklayabilir misiniz?

Rejim ve diğer ülkeler, savaşın sona ereceğinden bahsetmelerine rağmen, Suriye’deki savaş 7 yıldır sürdüğü için, şu an orada vur-kaç şeklinde çatışmalar var. Suriye krizi, siyasi bir çözüm bulunana dek sona ermez. Rejim, Cenevre’deki siyasi süreci engellemek için bugün bile çaba sarf etmeye devam ediyor. Kimyasallar da dahil olmak üzere, her türlü silahla askeri gücünü kullanmaya çalışıyor. İki gün önce, Doğu Guta’da sarin gazı kullanıldı. Kimyasal gazları kullanmama yönündeki anlaşmanın ardından, onlarca kez klor gazı kullanıldı. Rejim, askeri çözüm üzerinde çalışıyor ve siyasi çözümü bozuyor. Ancak bu konudaki yaklaşımın tamamen yanlış olduğunu ve bir sonuca varılamayacağını vurguluyorum.

Riyad’ın Suriye dosyasındaki rolü nedir?

Riyad, tüm muhalif güçler ve Suriye devrimi için tek bir form üreten Riyad konferansının kurulması yoluyla, son yedi yılda halkın taleplerini desteklemenin yanında, Suriye dosyasının siyasi bir çözüme doğru itilmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Buna ek olarak, Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu merkezinin bulunduğu Riyad’da özgürce çalışmaya devam ediyor.