Şam sokaklarındaki kaldırımlar yoksulların evi oldu
Suriye’nin başkenti Şam’daki mahallelerde çöpler birikti, caddelerde pislikler yayıldı ve kanalizasyon kokusu şehre has yasemin kokusunu bastırdı. Şehirde yoksul sayısının iki katına çıkması sebebiyle yollarda yaşayan evsizler ve dilenciler kalıcı hale geldi. M.Ö. 9000 senesinde kurulan, dünyanın en
Suriye’nin başkenti Şam’daki mahallelerde çöpler birikti, caddelerde pislikler yayıldı ve kanalizasyon kokusu şehre has yasemin kokusunu bastırdı. Şehirde yoksul sayısının iki katına çıkması sebebiyle yollarda yaşayan evsizler ve dilenciler kalıcı hale geldi.
M.Ö. 9000 senesinde kurulan, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Şam, ‘Yasemin şehri’ ve ‘Fayhaa’ isimleriyle biliniyor. 635 yılından beri Suriye’nin başkenti olan Şam, aynı zamanda tarihin en eski başkenti. Tarihi duvarlarla çevrili eski Şam kentinde, benzersiz tarzda ünlü Şam mimari yapısındaki binalar, dinlerin sembolü olan cami ve kiliseler, tarihsel okullar, türbeler, mezarlar ve saraylar bulunuyor.
Şam, 1979 yılında UNESCO Dünya Miras listesine girdi
Yollarında azizler, krallar, liderler, bilim adamları ve Resulullah’ın (sav) yürüdüğü, birçok şiir ve edebi metinlerde anlatılan, yazarlar, şairler ve seyyahların ilgi odağı olan, kültürel, politik ve önemli bir turizm merkezine dönüşen Şam, 1979 yılında UNESCO Dünya Miras listesinde yer aldı.
Eski Şehir, tarihi Şam şehri olarak kabul ediliyor. Banliyöler ve mahalleler 20. yüzyılın ikinci yarısında Eski Şehir’in etrafında ortaya çıkmaya başladı. Kasiyun dağı eteklerinde kentleşme başladı ve şehir 95 mahalleyi içeren 15 bölgeye bölünmüş oldu.
Şehir merkezindeki sokaklarda son 3 yıl içinde en çok dikkat çeken şey, kaldırımların üzerindeki kilim ve kulübelerin artması. Bu da yolda yürümeyi hatta trafiği bile etkiliyor. İnsanlar, hızlı gelen araç tehlikesini göze alarak kendilerini ortaya atıyorlar.
Yolların her iki tarafında, su, meyve suyu şişeleri, gıda atıkları, atılmış kilimler ve kulübeler… Her yere saçılmış, büyük boyutlardaki çöpler şehre yayılmış durumda. Şam’ın tam merkezinde, rejimin iflasının ve yetersizliğinin meşrulaştığını gösteren, “Savaş sebebiyle artık yeterli imkanlarımız yok” bahanesiyle kentin temizliğine karşı bir ilgisizlik var.
Sadece bu değil. Sokaklarda, rejim ordusu, güvenlik elemanları ve milisler yüzlerce bariyerle, araçların kullandığı yolları ‘sivil şerit’ ve ‘askeri şerit’ olarak bölüyorlar.
Rejim ordusu, güvenlik elemanları ve milisler, güvenlik kaygıları bahanesi ile bakanlıkları ve ona bağlı olan kurumları korumak için yolun yüzde 50’sini kaplayacak şekilde beton bloklar koyuyorlar. Elektrik işletmesi dahil, rejimin kurumlarının çoğunun önüne saldırılara karşı araba lastikleri konuluyor. Reformlar formaliteden yürütülüyor ve reform sürecinin ardından köprü olmadan inşaatların çoğunun ortada kalması bunu kanıtlıyor. Kablolar yollarda açık şekilde bırakılıyor. Bu durum, araç sahiplerinin her gün trafiğe çıktıklarında maruz kaldıkları zorlukların haricinde, her yere toz yayılmasına, bozulmasına yol açıyor ve yayaları risk altında bırakıyor.
Şam, 1907 yılından beri kullanılmaya başlanan elektrik sebebiyle ‘ışık kenti’ olarak bilinmesine rağmen, elektrik kesintileri nedeniyle bölgede yaşayanlar ve ziyaretçiler tarafından ‘karanlıklar şehiri’ olarak anılmaya başlandı.
Eski Şehir içerisinde, mahallelerin çoğunda büyük görsel kirlilik var. İran ve Iraklı milislerin, bölgedeki kontrolü ellerinde tutmaları ile, Eski Şam evlerini sahiplerinden satın alarak ve onları yerlerinden edip, tarihi anıtları değiştirmeye devam ettikleri görülüyor. Emevi hanedanının başkenti olduğu günlerden sonra Şamlılar, rejim tarafından uygulanan demografik değişim ve tehcir politikası karşısında, korku içinde kaldılar.
Eski Şehir’in güneyinde yer alan antik meydan mahallesinde, eski, büyük ve geleneksel, mavi ve siyah taşlar döşeli benzeri olmayan mimarisi ile Şam evleri vardır. Ziyaretçiler, sahiplerinin yüksek yaşam maliyetlerine güç yetirememeleri sebebiyle terk ettikleri evlerin, neredeyse başlarına yıkılmak üzere olduğunu not ediyorlar. Rejim, bu konuda yardımdan kaçınıyor. Evler, rejimin yakın ilişkisi olduğuna inanılan İran’a satışa sunuluyor veya restorantlara dönüştürülüyor.
Emevi Cami’nin etrafını çevreleyen Şam halk pazarında, geçen yıl nisan ayında gece yarısı büyük bir yangın çıkmıştı. Dükkan sahiplerinin çoğu, arkeolojik alanın merkezinde yer alan ve tursitler tarafından büyük ilgi gören pazardaki yangının planlanmış olduğuna inanıyor.
Son aylarda dükkan sahiplerine memurlar tarafından büyük miktarlarda para içeren birçok teklif gelmiş, tüccarlar dükkanlarını satmamıştı. Bu sebeple yangınla ilgili şüpheler, rejimi ve İran’ı gösteriyor.
Ayrıca, tarihçiler, şairler ve şarkıcılar tarafından sürekli dile getirilen ve kentin en önemli sembollerinden olan Barada nehrinde de kirlilik meydana geldi. Kirlilik çok büyük bir boyutta ve kanalizasyon pisliği nehrin üzerinde görünür oldu.
Şam ve etrafındaki mahalleler ile ilgili diğer konular ise, başkentin güneydoğusundaki Zehra mahallesindeki sebze pazarında en çok göze çarpıyor. Konteynır kapasitesini aşan çöplerin 3-4 gün boyunca yerlerde birikmesi sıradanlaştı. Zararlı kemirgenler ve böceklerin ortadan kaldırılmasına yönelik ilaçlamaların yokluğu sebebiyle, yol ortasında kirli suların akıp, kötü koku yayan çöp artıklarının bulunması, kemirgen ve böceklerin oluşmasına sebep oldu. Yüzlerce insanın şikayetlerine rağmen, belediyeler tarafından vaatler verildi ama hiçbir şey değişmedi, aksine sorunlar arttı.
Şam şehrinde savaştan önce atık miktarı, günde 2-3 bin tona varıyordu. Şam eteklerinde atıkların alınmaması nedeniyle bugün günlük 6 bin tona ulaştı. Bu durum, bölgede gerginliğe ve Suriye’deki hijyen durumunun bozulmasına yol açtı.
Hükümet yetkilileri, temizlik hizmetleri sağlamadaki başarısızlıklarını, savaşı bahane ederek meşrulaştırmaya çalışıyor. İşçilerin toplam sayısının yüzde 30’una denk gelen bin 900 işçinin istifalar ve ölümleri sebebiyle, 2010 – 2015 tarihleri arasında çalışacak personel sıkıntısı yaşanması sorunları daha da artırdı. Yetkililerin açıklamalarında, savaştan önce 8 milyon olan şehrin nüfusunun, savaştan sonra 4 milyon 400 bine düşmesini de kullanarak ihmallerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar.
Rapor ve çalışmaların sonucuna göre, çoğu aile aşırı yoksulluk sınırına geldi. Suriyeliler’in yüzde 86’sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Şam ve banliyölerin sokaklarında, dilenci ve evsizlerin kalıcı hale gelmesi dikkat çekiyor. Sokaklar, meydanlar ve bahçeler boş. Artık oralardan çocuk, kadın ve erkek dilenciler yayılıyor. Bunların çoğu, yalvarıp para isteyerek insanların duygularını istismar ediyor.
Son dönemde, rejim güçleri kaldırımlar üzerinde sebze satan tezgahları durdurmak için amansız bir kampanya başlattı. Ama kampanya yalnızca yoksulları etkiledi.