“Teröristler köy erkeklerinin dörtte üçünü katletti”
Teröristler tarafından geçtiğimiz cuma günü öldürülen, namazlarını eda etmek için Sina Yarımadası’daki Ravda köyü camisine giden köyün yaşlıları, adamları ve oğulları bunun son namazları olduğunu bilmiyorlardı. Mısırlılar köyde yaşanan üzücü ve sarsıcı olayın şokunu hala üzerlerinden atamadılar. Ari
Teröristler tarafından geçtiğimiz cuma günü öldürülen, namazlarını eda etmek için Sina Yarımadası’daki Ravda köyü camisine giden köyün yaşlıları, adamları ve oğulları bunun son namazları olduğunu bilmiyorlardı. Mısırlılar köyde yaşanan üzücü ve sarsıcı olayın şokunu hala üzerlerinden atamadılar. Ariş kentindeki Bir Abid beldesine bağlı Ravda köyü, saldırıda köyde bulunan erkeklerinin dörtte üçünü kaybetti. Geriye kalanlar ise çevredeki hastanelerde tedavi görüyor. Olayın görgü tanığı olan bölge sakinlerine göre, saldırı, ‘tam teşekküllü bir soykırım.’
Ravda köyü, Ocak 2011 ayaklanmasından bu yana terör saldırılarının devam ettiği Kuzey Sina’daki Şeyh Züveyd ve Refah’daki savaş cehenneminden kaçan onlarca aileye ev sahipliği yapıyordu. Sevarka kabilesinin kollarından biri olan el-Cerirat kolu, bu küçük köyün daimi sakinleri… Modern çağın henüz uğramadığı Ravda köyünde geriye kalan erkekler ve çevre köylerden gelenler, Mısır tarihinin tanıklık ettiği bu trajedinin kurbanları için açılan iki toplu mezara 310’dan fazla beden defnetti.
Telefonla Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Ravda köyü muhtarı Eid Şerifat, “Camide verilen vaazı dinliyorduk. Aniden çok büyük bir patlama sesi duyduk. Teröristler camiye girmeden önce caminin dışındaki cemaatin üzerine kurşunlar yağdırmaya başladı. Yaşlı, genç, çocuk demeden ayrım yapılmaksızın, cemaatin üzerine rastgele ateş açtılar. Cemaatin çoğunu vurdular. Sonrasında camiye ulaşmaya çalışan güvenlik birimlerinden kim varsa üzelerine ateş ettiler. Aynı zamanda camiden kaçmaya çalışan cemaati de hedef alıyorlardı” dedi.
Bu katliamdan nasıl kurtulduğu ise şöyle anlattı, “Kurşun seslerini duyduğumda abdest alınan yere doğru koştum ve oradan caminin minaresinin merdivenlerine çıktım. Merdiven çok dardı ve önümüzde iki seçenek bulunuyordu; Ya minare ya da caminin çatısına çıkmak. Birkaç saniye içinde, cemaatten iki kişiyle birlikte caminin çatısına çıkmak ve oradan atlama kararı verdim. Çünkü camiyi de havaya uçuracaklarını düşünüyorduk” ifadelerini kullandı. Atladıktan sonra bacağını kırdığını ve şu an İsmailiyye’deki Süveyş Kanal Üniversitesi Hastanesinde tedavi gördüğünü, ancak köydeki gelişmeleri takip ettiğini belirten Şerifat, şu an ölenlerin sayısının 310 olduğunu ancak hastanelerde tedavi altında bulunan ve hayati tehlikesi bulunan kurbanlarla birlikte bu sayının 350’ye çıkabileceğini söyledi.
Katliamın köyündeki yarattığı etki hakkında ise Şerifat, “Camide arkadaşlarımın ve köylülerimin çoğu öldürüldü. Aralarında gençler ve çocuklarında olduğu köyün adamlarının dörtte üçü öldürüldü. Yalnızca bir aileden 20 erkek katledildi. Ağabeyim camide oğluyla birlikte öldürüldü. Diğer ağabeyimin dört oğlu öldürüldü. Bununla birlikte çok sayıda kuzenim ve onların evlatlarını yitirdim. Köydeki her evden en az bir ya da iki kişi şehit edildi” dedi.
Köy kadınlarının çoğunun dul kaldığını belirten Şerifat, çok sayıda çocuğun da yetim kaldığını ifade etti. Caminin köydeki tek cami olması sebebiyle tüm erkeklerin cuma namazı için burada bulunuyor olmasının bilançoyu ağırlaştırdığını söyleyen Şerifat, köyde sadece birkaç erkeğin kaldığını aktardı.
Köy nüfusunun yaklaşık 2 bin 200 olduğunu belirten Ravda Muhtarı, köyde bir anaokulu, bir ilkokul, bir lise ve bir sağlık ocağı olduğunu söyledi.
Ravda köyü sakinlerinden Muhammed Ahmed Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklama, “Bir tuz fabrikasında çalışıyorum. 4 yıldır Ravda köyünde kalıyorum. Daha önce teröristlerin hedefi olan camiye namaz kılmaya alışık olduğum için yine oraya gittim. Ortada olayla ilgili şüphe uyandıracak veya endişe duyulacak hiçbir şey yoktu” ifadelerini kullandı.
Çevrede 5 büyük fabrikanın bulunması sebebiyle köy sakinlerinin çoğunun tuz fabrikalarında çalıştığını söyleyen Ahmed, geri kalanların ise devlet memuru olduklarını belirtti. Fabrikadan camiye gitmek üzere birkaç dakika geç çıkmasının bu trajik olaydan kurtulmasına sebep olduğunu belirten Ahmed, “Her cuma, cami cemaatinin kalabalık olması sebebiyle cemaatin bir kısmı namazını dışarıda kılmak zorunda kalır. Geçtiğimiz cuma camiye biraz geç kalmıştım. Camiye ulaşmak üzereyken o yönden gelen kurşun seslerini duydum. Ancak katliamdan sonra camiye gittiğimde, gördüğüm kanlı görüntü karşısında korkudan şaşkına döndüm. Sadece köylülere ölenlerin ve yaralananların taşınmasında yardım edebildim” dedi.