Trablus milislerin ve uluslararası aymazlığın pençesinde
Libya başkenti Trablus, milislerin ve uluslararası aymazlığın esiri, O Trablus ki, zamanında Aziz John Şövalyeleri ve İspanyol işgalini yenmiş ve Libya donanması Akdeniz’deki Amerikan donanmasını mağlup etmiştir zira; 31 Ekim 1803 yılında Libyalılar ABD Donanmasını yenerek Kaptan Bainbridge dahil ol
Libya başkenti Trablus, milislerin ve uluslararası aymazlığın esiri, O Trablus ki, zamanında Aziz John Şövalyeleri ve İspanyol işgalini yenmiş ve Libya donanması Akdeniz’deki Amerikan donanmasını mağlup etmiştir zira; 31 Ekim 1803 yılında Libyalılar ABD Donanmasını yenerek Kaptan Bainbridge dahil olmak üzere teslim olan 308 Amerikan denizcisi ile birlikte Amerikan firkateyni “Philadelphia’yı” yakalayarak Trablus’ye getirdi. Savaş, Libyalıların ABD gemilerine müdahale etmeme bedeli olarak ABD’nin Trablus paşasına yıllık vergi ödemeyi kabul etmesiyle son buldu. İşte bu, bir zamanlar ABD’yi vergiye bağlayan, Libya ve Trablus’un gücüydü. ABD’nin Trablus sularındaki hezimeti Amerikan Denizcilerinin marşına girmiş ve 1803 yılından beri her sabah ve her akşam “Montezuma’dan Trablus kıyılarına kadar, ülkemiz için hava, kara ve deniz savaşlarına gireriz” marşını okuyorlar.
İşgalcileri kovan ve özgürlük savaşında bunca şanlı geçmişi olan Trablus, kah Bağdadi’ye, kah Zevahiri’ye ve kah Bedii’ye biat eden ‘DEAŞ’, ‘El Kaide’ ve ‘El İhvan’ terör milislerine ve küresel siyasal İslam’ın esiri düşmüş durumda. Bütün bunlara kim yol açtı? Bu uluslararası aymazlığın arkasındaki etken ne? Bu, Şubat 2011 hareketinin ilk günlerinden itibaren Trablus’un milislerin kontrolü altına girmesini sağlayan, Condoleezza Rice’ın ‘yaratıcı kaos’ planını başlangıç noktası yapan Obama devrinin ve Hillary Clinton’un baş aktörlüğünü yaptığı ulusları komplonun ürünüdür.
Başkentteki milislerin çoğu, kentte nüfuz kavgası veren Misrata Şehri milisleri ve Zintan şehri milisleri gibi ya para ve ortak çıkar ya da bölgesel bazlı kurulmuştur.
Trablus’da kurulan milislerin çoğunun ‘siyasal İslam’ bazlı ve ideolojik olduğu bir gerçek, ama bunlar da, ‘Trablus Devrimcileri’ milislerinde olduğu gibi, para ve nüfuz milisleriyle ittifak kurmuş durumda. Bu ve benzeri ‘İhvancı’ milisler ile ‘El Kaide’nin’ Libya versiyonu olan ‘Mukatile’ milislerinin Trablus’da tabanı olmadığından, yağma ve kara para milisleri ile ittifak kurarak şehir halkını denetimi altında aldı ve kontrolü sağladı.
Septimius Severus’un, Ömer Muhtar’ın ve Kızıl Tugayların Trablus’u, Şehitler Meydannın ve Gazale Meydanının Trablus’u bugün ‘siyasal İslam’ milislerinin esiri durumunda.
Bu milisler bir tek başkenti denetimleri altında almak istemiyor, tüm Libya ve Libya’nın parasını elinin altına alarak örgütü tüm bölgeye hakim kılmayı amaçlıyor. Fakat, planlarını anlayan, açığa çıkaran ve akamete uğratan Hafter’in Libya Ulusal Ordusu sayesinde projeleri daha fazla genişlemeden durduruldu ve bu ordu başkenti bu milislerin elinden alacak, başka çaresi yok, zira; Libya’nın bu şekilde yaralı kalması ve kanamasına izin verilemez.
Bu milislerin amacı para elde etmek için başkenti kontrolleri almak, her milis gücü gibi yönetime gelen her hükümete şantaj yapmak ve tehdit etmektir. Savaş lordlarının taleplerine boyun eğmemeye çalışan hükümetler, başkentin sokaklarını dolduran milislerin terörü altında inlerken, anlı şanlı ülkelerin istihbarat servisleri olan biteni görmezlikten geliyor. Bu servisler terörün dönüp dolaşıp Libya dışına çıkacağını, Trablus’un transit istasyon olacağını ve terörün yurt dışına ihraç olacağını, bu milislerin yağmaladığı paranın Libya dışındaki operasyonlarda kullanılacağını unutuyor gibiler.
Uluslararası aymazlık, Akdeniz’in gelini olan Trablus’un ‘Siyasal İslam’ milislerinin kontrolü altına girmesi faciasına neden oldu. Fakat, yüzyıllar boyunca saldırganları def eden Trablus, yarın bir gün Libya’nın halis iradesiyle ‘siyasal İslam’ milislerini de defedecektir, bekleyelim, görelim.